Ezber yaparak, ezber bozmak!
Bizde son sıralarda bazı ezberler ortaya çıktı. Mesela hiç okumayan birisi okuyanları sorgular hale geldi. Hiç hıfzı olmayan birisi hafızlardan dert yanar hale geldi! Evinde tek bir nüsha kitabı bile olmayan adam aşağılık kompleksi ile kütüphaneli evlere taş atmaya ve veryansın etmeye başladı! Hiç hayra alamet bir hal değil! Eskiden bunlar yine okumadıkları halde metrelerle kütüphane düzerlerdi! Bir de yukarıdan bakarak muhatabına ‘bunları hepsini okudum mu?’ diye soruyorlar! Avrupa gibi ülkelerde kimi gayri Müslimlerin namaz kılan Müslümanlara sataşarak ‘sen namaz kılıyorsun peki ama ötekiler niye kılmıyor?’ diye ahret suallerine muhatap olursun! Sanki onlarda herkes kiliseye gidiyor Velhasıl herkes cehaletini sergiliyor!
Şöyle söyleniyorlar: Madem Kur’an-ı Kerimi anlamıyorsunuz ne diye boşuna zahmet ediyor, nefes tüketiyorsunuz ve anlamadan okuyorsunuz? Bu ifadenin kaynağı öyle bir cehalet ki uzunca izah etmeden anlaşılamaz. Tahsilli bir Arap Kur’an-ı Kerim’in kaçta kaçını anlar veya tamamını anlayabilir mi? Ne gezer! Hazreti Ebubekir bile Kur’an’da geçen ‘ebba’ yonca veya “otlak”, “hayvan yemi”, “çayır” ve “insan ve hayvanların faydalandığı yeşil bitki” anlamına gelen kelimenin anlamını başkalarından sorup öğrenmiştir. Bunları sahabelere sorarak öğreniyor. Yargı aşamasında karşılaştığı yeni konularda da sahabelere sorar ve bilenlerin bilgisine ya da görgüsüne ve görüşlerine başvururdu. Eğer Kur’an-ı Kerim’i bilmek okumak için ön şart veya ölçü olsaydı Hazreti Ebubekir bile sınıfta kalabilirdi.
Bu mesele Mevlana’nın da önüne gelir. ‘Neden anlamadan Kur’an okuyoruz?’ suallerine muhatap olur. O şöyle cevap verir: Kur’an canandan gelen, Allah’tan gelen bir namedir, mektuptur. Aşık maşuktan gelen bu namedekileri tam anlamasa bile sevgiliden gelmiş nazarıyla bakarak; hürmet gösterir. Yüzüne gözüne sürer ve saklar.
Zonguldak’ta İl Müftülüğü tarafından 77 çocuk için düzenlenen hafızlık icazet merasimi, bir grup vatandaş tarafından “laiklik” ve “şeriat karşıtlığı” gerekçesiyle protesto edildi. Valilik önünde toplanan çoğunluğu 70 yaş üstü kişilerden oluşan grup, “Türkiye laiktir laik kalacak” ve “Karanlığa teslim olmayacağız” sloganları atarak yürüdü. Dinazorların son çırpınışı olsa gerek!! Bu durum karşısında milletçe hazmetme kapasite ve katsayımızı artırmamız gerekiyor.
Arap dünyasının modernistleri de aynı kafada. Arap İslam aleminin modernistleri veya aydınlanmacıları da Kur’an-ı Kerim’in ezberlenmesine veya hıfzına karşı çıkmışlardır. Niye zorlarına gidiyor anlamak mümkün değil. Ezberi zihin yorucu hatta köreltici olarak görüyor. Bunu ‘papağan gibi’ tekrarlamak derekesinde görüyorlar. Çocuklar Kur’an kelimelerinin tamamına yakınını anlamadıklarına göre bunun talim edilmesini gereksiz görülüyor. Onlara göre bu meseleler çocukların taze zihinlerinin alamayacağı kadar karmaşıktır. . Bunun yerine özeleştiri kültürünün yaygınlaştırılmasını uygun buluyorlar. Karihaları ve zihinleri açarmış! Bu eleştiri kültürü keşfe ve ibdaya götüren bir süreç ve yoldur.. Aksi halde zihinler telkin yoluyla kireçlenir ve taşlaşır. Evet bilimsel ve teknolojik devrimle birlikte at başı giden ibdayı geliştirmeye matuf eğitim usulü benimsenmelidir. İbda ehli nesillerin yetiştirilmesi için var gücümüzle çabalamalıyız. Bununla birlikte bu ilgimiz çocuklara Kur’an dersi verilmesine ve Kur’an kurslarına gidilmesine mani teşkil etmez. Aksine birbirini tamamlar. Bu kimliğimizin bir parçasıdır. Ezber kimliktir. Son örneği Mehmet Akif Ersoy ve İstiklal Marşıdır.
Nitekim İngiliz Müstemlekeler Bakanı Gladstone’un İngiliz Parlamentosu’nda Kur’an-ı Kerim’i göstererek “Bu Kur’an Müslümanların elinde bulundukça biz onlara hâkim olamayız. Ne yapıp yapmalı, bu Kur’an’ı onların elinden kaldırmalıyız ya da Müslümanları ondan soğutmalıyız” demiştir. Mısır İngiliz Yüksek Komiseri Lord Cromer de benzeri görüşler serdetmiştir. Müslümanların geri kalmasını, medenileşmemesini doğrudan İslam ile Kur’an-ı Kerim’e bağlamıştır. Kur’an—ı Kerim’in medeniyeti aykırı olduğunu söylemiştir. Kur’an eğitimine ket vurmaya çalışmıştır. Dolayısıyla içimizde ve dışımızdaki Kur’an muarızlarının gündemi aynıdır. Çeşitli bahanelerle Kur’an-ı Kerim’i perdelemek!
Nasip olursa bir sonraki yazımızda Kur’an kurslarının önemini dile getirelim.
Mustafa Özcan