Farklı alanlarda kendilerini yetiştiren kimselere yerine göre üveysi yerine göre de isami denilmektedir. Üveysi daha ziyade veya genel olarak tasavvuf alanında sivrilenlere ya da temayüz edenlere denilir. Kimilerine göre üveysi yolda veya yolla fazla mesafe ve merhale kat etmek zordur. Denildiğine göre üveysiler belirli makamların üzerine çıkamazlar. Gününüzde gerçek şeyh...
Bugün sabah bir bildiri dolayısıyla Şerafeddin Gölcük hocanın hatıratı olan ÜMMET’LE BİRLİKTE Yaşanan Bir Hayat ve Hatıralar (Kitap Dünyası 2018, 2. Baskı) adlı eserininErzurum hatıraları bölümünü incelediğim sırada vefat haberini aldım. Ülkemizin ve Ümmetin önemli bir değerini kaybetmemiz dolayısıyla herkes gibi bendeniz de üzüldüm. Ama hak vaki olduğunda, ecel geldiğinde bizim de gideceğimiz yere Hocamızı uğurlamış olduk. Rabbim rahmetiyle yarlığasın ve bizleri...
Ortadoğu, teopolitik çatışmalar, vekâlet savaşları, enerji ve ulaşım hatlarına yönelik tehditler karşısında yeni güvenlik arayışlarına girerken, 7 Ağustos 2026’da Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Mekke Ortak Savunma Anlaşması imzalanmıştır. Anlaşmanın jeostratejik, jeopolitik, jeoenerjik ve özellikle teopolitik boyutları dikkat çekmektedir. Mukaddes Haremeyn-i Şerifeyn’in bölgesel güvenlik mimarisinde merkezî bir konuma sahip...
(Mutsuz Çocukları Görmek ve Görmeye Devam Edebilmek) Bir yazıda okumuştum, “Kötü çocuk yoktur, mutsuz çocuk vardır” Bu cümle o kadar derin ki, okuduğum andan itibaren her gün her sınıfa girdiğimde zihnimin köşesinde öylece bana göz kırpıyordu. Her göz kırptığında da ruhumda yeni kapılar açıyordu sanki. Öğretmenlik, sadece bilgi aktarmaktan ibaret...
Hazırlamaya çalıştığım bu kitap listesi, zihnin mimarisini yeniden inşa etmek üzere düşünülmüş bir entelektüel haritadır. İnsanlık tarihi boyunca sorulmuş en temel soruların izini süren bu eserler, fikirler tarihinin omurgasını oluşturur. İlmi ve felsefi bir okuma; metni pasif bir kabullenişle tüketmek değil, yazarla ve çağla aktif bir diyaloğa girmektir. Bu liste, Antik Çağ’ın kurucu mantığından...
Dil, bir toplumun hem anlaşma vasıtası hem de hafızasını, düşünme biçimini ve geçmişle kurduğu ilişkiyi taşıyan en önemli kültürel yapılardandır. Bundan mütevellit Cumhuriyet dönemindeki dil hareketini Türkçenin sadeleştirilmesi, araştırılması ve geliştirilmesi yönündeki büyük çabayla, öte yandan devletin yaşayan dile doğrudan müdahale ettiği uygulamaları birlikte görme marifetiyle değerlendirmeliyiz. Türkçenin sadeleştirilmesi düşüncesi...
Yıllar önce meşhur televizyon dizilerinden birinin bir okulda çekilmesi gereken sahneleri için izin talebinde bulunuldu. Önceki bölümlerinden hatırladığım kadarıyla dizideki öğrencilerin kıyafetleri dağınık, bazı konuşmaları uygunsuzdu. İzin vermek istemedim. Hâl böyle olunca sağdan soldan telefonlar gelmeye başladı. “Sizden önce izin verilmiş, siz niçin vermiyorsunuz?” Yetkili birisinin gelmesini istedim. Yönetmen yardımcısı...
İnsan baktığını görmez, baktığı yerden görür ve bu görüş, açısı gereği kısıtlı ve herkes için biriciktir. İnsanın gördüğü, görülenin gerçekliğinden yalnız bir veçhedir. Görmenin genişlemesi ve derinleşmesi için önce gözün bir başka boyutta açılması, bakmadan görmeye erişmesi, konuyla ilgili bilgi ve kültüre sahip olması gibi çok yönlü bir altyapı gerekir....
Renk ırmağı bir çehreye benzet yüzünü,Göstermede her sahnede rahmet yüzünü.Uygarlığımın şehri Semerkand’ımızınGözler kamaşır görünce cennet yüzünü.Dr. Tacettin Şimşek Yeni güne, Uluğ Bey (Mirza Uluğ Bey) Rasathanesi’ni ziyaret ederek başlıyoruz. Semerkant’ta, Registan Meydanı’ndaki Uluğ Bey Medresesi’nden başka bir de Uluğ Bey Rasathanesi bulunuyor. Bu rasathane, zamanında hem medrese hem de gözlemevi...
Cumhuriyet kuşağının, bir elin parmaklarını geçmeyen entelektüellerinden Cemil Meriç, tarihimiz için “mührü sökülmemiş bir hazine” demiş. Sadece tarihimiz mi? Coğrafyamız da öyle, şehirlerimiz de… Nasıl bir zenginliğe, renk cümbüşüne, bereketli topraklara sahibiz? Haberimiz var mı, farkında mıyız? Derin bir rüyada mıyız, bakar kör müyüz? Ne vakit bu vatanın değerini bileceğiz?...
Allah korkusundan utanma duygusundan hesap verme sorumluluğundan uzaklaşan toplumumuzda; adalet, şeffaflık, etik ve ahlaki değeler aşınmakta, vicdanlar körelmektedir. İnanç değerlerinden uzaklaşan, hırs ve tamahının girdabına kapılanlar tarafından helal yoldan kazanma ile ahlak ve vicdan arasında derin bir uçurum oluşturulmaktadır. Durum böyle olunca da gücü ve fırsatı eline geçiren “yakalanmazsam kazanırım,...