Katar’dan Türkiye’ye taşınan Moritanyalı akademisyen Muhammed Muhtar Şankiti Katar, İhvan ile yollarını ayırınca Türkiye’ye gelmiştir. Belki yerleşik olarak kalacak. Hakkında sayılabilecek kusurları arasında İran’a mesafesiz yaklaşması gelmektedir. Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesinde Mehmet Görmez ile birlikte çalışacak. Şia’yı kayırması ve yatkınlığı nedeniyle çeşitli eleştirilerin muhatabı olmuştur. Sallabi gibi Şankiti de...
Memiş Hocam özgeçmişinize baktığımızda çalışkan ve çok yönlü bir aydınla karşı karşıya olduğumuz görülüyor. Genel bir soruyla başlayalım. Eğitim/öğretim yerine tercih ettiğiniz, “maarif” dediğiniz şey tam olarak ne? Sadece okul-eğitim mi, yoksa insanı ve toplumu kuran daha geniş bir ufuk mu? Bu kavrayış sizde hangi ihtiyaçlardan doğdu? Memiş Okuyucu: Güçlü fikirler zayıf...
Meclis sözü duygu ve düşünce dünyamızda pek geniş bir yer tutar. Meclise söz düşürmekten başlar. Mecliste söz almakla devam eder. Her meclise girecek adam olmak ile tarif edilir. ‘’Sofrada eline mecliste diline sahip ol’’ sözü ile anlam kazanır. Meclis sadece bir heyet değildir. Meclis bir ruh halidir. Bir edep dairesi,...
Kınalızâde Ali Efendi’nin eğitim anlayışını bir cümleyle tasrih etmek gerekirse ”Eğitimciler fıtratı bilmek mecburiyetindeler.” Anne, baba; mürebbiye; muallim kısaca çocuğun geleceğine yön veren kişiler fıtratla ilgili kaideye riayet etmekle mükellefler. ”Allah insanları hangi fıtrat üzere yaratmışsa ona uygun davran.” (Rûm Suresi, 30) Kınalızade’nin merkeze aldığı fikri, mezkur ayeti kerimede de...
Bir kısım insanlar için seçtikleri meslek ve yaptıkları iş, geçimlerini sağlayan zorunlu bir rızık kapısıdır. Yasal emeklilik güvencesini hak edene kadar aktif olarak görevi yerine getirirler ve sonrasında da emekliye ayrılıp, kendi köşelerine çekilirler. Artık yaptıkları iş ve meslekle fazla bir bağları kalmaz. Ancak diğer bir kısım insanlar için durum bundan farklıdır. İş ve mesleklerine gönülden...
Kelime anlamı itibariyle gaflet; çevresinde olanları farkedememe, gerçeği görememe, dalgınlık, dikkatsizlik, basiretsizlik, aymazlık, uyuşukluk, içi geçme ve uyku basma demektir. Gaflet; gücün, kudretin, iktidarın ve hâkimiyetin zevaline sebep olan ve medeniyetlerin de içten içe çöküşünü haber veren görünmez bir illettir. Gaflet, şuuru köreltir, dikkati çözer ve hakikat duygusunun kaybına kapı...
Mantıkta kuraldır: “Eşya zıttı ile bilinir.” Özellikle eğitimci bir konuyu anlatırken zıttı ile karşılaştırmalı olarak öğrenciye aktarmalıdır. Karanlık olmadan ışık, kötülük bilinmeden iyilik, çirkini tarif etmeden güzellik tam olarak anlaşılmaz. Allah Teâla’da Kur’an-ı Kerim’de; cennet-cehennem, hayır-şer, iman-şirk, dalalet-hidayet gibi zıt kavramları eşit sayıda karşılaştırarak vererek inananlara ders verir. İslam-Küfür karşılaştırması da bu...
Antik Yunan filozofu Sokrates’in neyimiz olduğu konusunda bir fikrim yok/tu; ama klasik Rus roman yazarı Dostoyevski’nin “bizim akrabamız değil ama kader ortağımız” olduğunu iddia/ispat eden harika bir yazı okudum. Muhsin Kızılkaya’nın söz konusu makalesini bir ara okumanızı tavsiye ediyorum. Oradan öğreniyoruz ki, Cemal Süreya biyografisini iki cümleyle özetlemiş: “1931 yılında doğdum, 1937 yılında annem öldü, 1944 yılında...
Türk halk müziğinin efsanevi seslerinden, ömrünü nefis ezgilere ve sıla hasretine adamış muazzam bir sanatkarın hikayesidir bu. 1904 yılında Erzincan'ın Çatalören köyünde dünyaya gözlerini açan Hafız Şerif Tanındı, henüz çocuk yaşta hayatın en acı yüzüyle karşılaşır. 1916 senesindeki o zorlu muhacirlik günlerinde, kalbinin yarısı olan annesi Zeliha Hanım'ı yollarda kaybederek derin bir kederle baş başa kalır. Bu büyük kaybın...
Merhum Mehmet Akif İnan’ın şiirleri; medeniyet hafızasını, metafizik duyarlığı ve insanın iç dünyasındaki direnişi aynı potada eriten güçlü ve derin şiirlerdir. Onun dizelerinde yalnızca bireysel bir hüzün değil; aynı zamanda unutulmuş şehirlerin, yorgun kalplerin ve kaybolan insanlığın sesi duyulur. Bu yüzden Akif İnan’ın şiiri çoğu zaman bir ağıt kadar içli, bir çağrı...
“Cevat Rıfat Atilhan size neyi hatırlatıyor diye sorsalar bir iki cümle ile ne söylerdiniz?” diye sormuş, “Bu soru bana sorulsaydı ‘Hiçbir şey hatırlamıyorum’ derdim.” diyerek kitaplarından birini tavsiye etmemi istemişti Harun Karakuş Hoca’m. Sadece ismini bildiğim şahıs hakkında sorulan soruya ben de aynı cevabı verdim: “Hiçbir şey hatırlamıyorum.” Hâl böyle...