Muazzam bir ihtimalsin. Gökyüzüne dokunmak gibi. Tüm maviliklerin sahibi olmak gibi. Hani nasıl desem “mutlu olmak” gibi… (Cahit Zarifoğlu) Bir şiirin mısralarında, bir şarkının sözlerinde, belki bir yolculukta size tanıdık gelen, alıp götüren o his, duygularınız. Ne kadar farklı duygularımız var. Ne kadar farklı tepkilerimiz var. İnsanoğlu ne kadar garip...
1918 tarihli Mondros mütarekesi ile adeta ölüm fermanı imzalanan Osmanlı toplumu, “sırtlan”ların saldırılarıyla çok sıkıntılı bir dört yıl geçirdikten sonra 1922 tarihinde rahat bir nefes aldı. Şu anda bu “nefes alma”nın 104. yılını idrak ediyoruz. O yılları bizzat yaşayan bir Balkanlı da yirminci yüzyıl Türk şiirine damgasını vuran şairlerimizden biri...
1895- 2 Kasım 1952 tarihleri arasında İstanbul’da yaşayan aslen Kazan’lı Abdülaziz Bekkine Efendi’nin adı, Nurettin Topçu’nun hayatının sözkonusu olduğu her sohbette ve her metinde geçer. Çünkü Topçu’nun gönül mimarlarından biri de odur. Onu, hemşehrisi , Nihat Azamat’ın DİA’da yer alan cümleleriyle vefatının 74. yılında rahmetle analım. “İstanbul’un Mercan semtinde doğdu. Kazan/Tataristan’dan göç ederek İstanbul’a yerleşen tüccar Hâlis Efendi’nin oğludur. Beyazıt Kaptanpaşa Camii imamı Halil...
Bir çocuk, mutfak tezgâhındaki mercimeğin nemli pamuk arasında filizlenmesini günlerce izliyor. Önce kabuk çatlıyor, sonra incecik bir kök beliriyor. Çocuğun yüzündeki şaşkınlığı gidermek için ona çimlenmeyi, hücre bölünmesini ve kalıtımı anlatıyoruz. Bunları öğrenmesi elbette kıymetli. Fakat anlatımımızın sonunda hayreti derinleşmek yerine tamamen sönüyorsa, düşünmeliyiz: Ona gerçekten daha fazlasını mı öğrettik,...
Ahlak sadece insanın ürettiği değerler bütünü olmayıp onu aşan bir boyutu temsil etmektedir ve dolayısıyla aşkın bir kaynağa dayanmaktadır. Ahlakın oluşumunda kuşkusuz duygunun, aklın, sezginin, vicdanın ve tecrübenin bir şekilde rolü vardır, ama bu durum, ahlâkın kaynağının onlar olduğu anlamına gelmez. Bu sayılan insanî özellikler de “şükredesiniz diye size kulaklar,...
Farklı türlerdeki pek çok eseri edebiyatımıza kazandıran, 1957’de tedavi için Paris’e giden ve bir yıl sonra döndüğü İstanbul’da tedavi gördüğü Cerrahpaşa Hastanesinde 1 Kasım 1958’de hayatını kaybeden Yahya Kemal Beyatlı hakkında pek çok şey yazıldı, yazılıyor ve yazılmaya devam edecek şüphesiz. Edebiyat tarihimize geçen nice ismi kuru övgü yazılarıyla yahut...
Emevî Hükümdarı Mervân ve Hz. Hâlid b. Zeyd (Ebû Eyyûb el-Ensârî) Medine, Efendimiz’den (s.a.s.) sonra O’nun pek çok arkadaşını bağrına basmış, ancak zamanla sahabe neslinden hayatta kalanların sayısı oldukça azalmıştı. Emevîler dönemi diye tarihe geçen bu sürecin kendine has, nev-i şahsına münhasır özellikleri vardı. Bu dönemde devlet yönetiminde öne çıkan...
Balfour deklarasyonu 2 Kasım 1917 yılında sömürgeci İngiltere tarafından Filistin’de bitmeyen bir acının başlangıcı, diplomatik bir kalem darbesiyle Filistin halkının geleceğinin çalınmasıdır. Filistin topraklarında yüz yılı aşkın süren insanlık dramının o gün atılan bir imza ile askeri, siyasi ve insani felakete dönüşmesinin trajik öyküsüdür. Bilindiği üzere; Osmanlının mülkü olan Filistin...
Aşağıdaki değerlendirme yazısı, Aziz Mahmut Hüdâi Vakfı imzası ile 13 Ekim 2026’da ‘’Toplumsal Çürümeyi Kabullenmiyoruz” başlıklı bildiri metni üzerinden yapılan bir değerlendirmedir. Bu değerlendirme bir taraftarlık veya karşıtlık amacı gütmemektedir. Değerlendirme metne dayanır. Canlılar çürümez, ölüler çürür. Ölen de dirilmez. İnsanın dirilişi Öte dünyada olacaktır. Bu dünyada söz konusu olan “diriliş” ise yok oluşa doğru giden bir toplumun olağanüstü bir toparlanış ile ayağa kalkmasıdır. Bu...
Eğitim camiamızın aksakallarından Dr. Sakin Öner’in kaleme aldığı iki ciltlik “Dil ve Edebiyatta Türk Milliyetçiliği Tarihi” adlı eserin tanıtımı (lansman değil) 2026 yılı ocak ayının cumartesi gününe denk gelen onuncu günü Türk Edebiyatı Vakfı’nda icra edildi. Tanıyanlar bilir. Seksenine merdiven dayayan Sakin Hoca, öğretmen ve yönetici olarak uzun yıllar her...
Kişinin bulunduğu hâlinden daha iyi bir insan ve daha iyi bir müslüman olma arayışı sonucunda çıktığı bir iç yolculuktur sûfîlik. Bu yolculuk; öncelikle konumu ve gayeyi tashih etme, iç ve dış dağınıklığı toparlama, dertleri ve değerleri doğrularıyla değiştirme, inşa ve ihya edici rutinler ve ritüeller edinme ve bütün bunları bir muhit içinde gerçekleştirme eğitimidir....