MAARİFİN SESİ RÖPORTAJ:
Sunuş: Bugünkü röportajımızı eğitimin içinden gelen, uygulama tecrübesi ile birlikte maarifin mutfağında kalem davası ve sevdası olan bir isim: Ahmet Sezgin *) ile yaptık. Eğitim, öğretmen ve çocuk/insan ekseninde düşünce alanımıza bu çift yönlü müktesebatının ışığında perspektif sunan bir röportaj oldu. Alandan yetişen bir isim olan Ahmet Sezgin bir kavram yolculuğu da yaptırıyor. İstifadenize sunuyoruz.
Maarifin Sesi: Okuma nedir? Kaliteli bir okuma nasıl yapılmalıdır?
Ahmet Sezgin: Hakiki okuma; yaratan Rabb’in ismiyle Hakk’ı, insan ve kâinat kitabını akıl, zihin, gönül, vicdan, şuur, merak, hayret, tefekkür, tezekkür, muhabbet ve irfanla anlama, kavrama, bilme, idrak etme, olma faaliyeti ve yolculuğudur.

Harfleri ve kelimeleri okuyoruz ama Yaradan’ın “hayat pusulası”nı aklıselim ve gönül gözüyle okuyamıyoruz. Bu sebeple de millet ve ümmetçe iki yüz yıldır “kültürden irfana” yolculuk edemiyoruz bir türlü. Kendini ve Hakk’ı bilmeyince de okumanın bir anlam ve kıymeti kalmıyor. Bilinçsiz okumalar, insanları aklıselim, kalbiselim ve zevkiselim sahibi kılamıyor maalesef! Hakk’ı ve hakikati bilmeden okuyanların ne kendine ne de milletine bir faydası var. Çünkü “yaratan Rabb’in adıyla”, vahyin nuruyla bilinçli okunmayınca kitaplar, insan ve kâinat kitabı da genellikle doğru okunamıyor. Yunus Emre’nin veciz ifadesiyle: “Okumaktan murat ne / Kişi Hakk’ı bilmektir / Çün okudun bilmezsin / Ha bir kuru emektir.”
Neyi niçin ve nasıl okumak gerektiğinin şuuruna ererek hak, hakikatin ışığında akıl, gönül ve vicdan ile yani aklıselim ve kalbiselimle doğru okuyup anlamaya, idrak etmeye, özünü alıp samimiyet ve sabırla hayatımıza yansıtmaya çalışmalıyız.
Kadim ve zengin edebiyat-fikir-kültür-medeniyet geleneğimizi iyi takip ederek büyük ediplerimizin, mütefekkir ve alimlerimizin eserlerine vukufiyetle temayüz etmenin; tefekkür, mukayese ve muhasebe ile okuyup şerh düşmenin; bakış açılarına, ruhuna, dil ve üsluplarına dikkat etmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çok yönlü çaprazlama okumak kadar Yunus Emre, Mehmet Âkif, Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Cemil Meriç, Nurettin Topçu, Tarık Buğra, Rasim Özdenören, Cahit Zarifoğlu, İsmet Özel, Mustafa Kutlu gibi her biri bir mektep olan büyük yazarlarımızın, düşünürlerimizin eserlerinin külliyatını okumak da çok önemli. En azından bu yazarların birkaç eseri birden çok dikkatle, özümsenerek okunmalı.
Okuduğumuz kitaplarda beğendiğimiz cümle ve paragrafların altlarını çizerek, satır kenarlarına şerhler düşerek, özel işaretler koyarak, önemli bulduğumuz bilgi ve fikirleri not ederek, düşünerek, beyin fırtınası yaparak, karşılaştırarak, analiz ederek, bazı veciz sözleri, güzel mısraları ezberleyerek, uygun yerlerde uygun kişilerle paylaşarak yaptığımız nitelikli okumalar; duygusal, manevi, sosyal ve kültürel bakımından gelişmemizi sağlarken zihnî ve akademik başarımızın artmasına da vesile olur.
Maarifin Sesi: Düşünce ile insan; iç terbiye ve davranış terbiyesi arasında nasıl bir ilişki kurarsınız?
Ahmet Sezgin: İnsanın akıl sahibi olup akletmesi, tefekkür etmesi; Allah’ın insanlara verdiği en büyük nimet ve emanetlerindendir. İnsanı diğer varlıklarından ayıran en mümeyyiz vasfıdır düşünmek. Allah’ın varlığını, birliğini, kudretini anlamada, hak ile batılı tefrik etmede, yaradılış gayesini hikmetle idrak etmede en büyük amil, vahiyden sonra akıl, kalp ve düşüncedir. Aklı olmayanın Allah’a karşı sorumlu tutulmadığı İslam’da akıl sahibi olduğu halde hakikati düşünmeyen, kalbi olduğu halde hak ve hakikati hissetmeyen, idrak etmeyen akıl ve kalp gözü kapanmış nasipsizler, şiddetli şekilde yerilmektedir. Kur’an-ı Kerim’de Allah yüzlerce defa hakikati anlamak, hikmetle ibret almak, muhasebe yapabilmek, tövbe edip şükretmek, tahkiki imanla Müslümanca yaşamak için neden akletmezsiniz, düşünmezsiniz diye bizleri tefekküre davet etmektedir. Bu manada düşünmek, farzdır.
Akıl ile kalp; birlikte tefekkür ederse aklıselim ve kalbiselim sahibi olarak hakikat ve kemal yolculuğuna çıkar insan. Hakikatin kaynağını akıl kabul eden felsefeci ve entelektüeller ile vahyin ışığında tefekkür eden münevverler arasındaki en büyük fark da budur.
Tasavvufta insanın nefsini kötülük ve vesveselerden temizleyip kalbini manevi değerlerle olgunlaştırması için yaptığı “nefis tezkiyesi” ve “ruh terbiyesi”nin diğer adı da “iç terbiye”dir. Bu iç terbiye olmadan insanın davranışlarında ahlaki güzelliği görmek pek mümkün olmaz. Nadiren görülse de bu, Allah rızası için hakça olmadığından “davranış terbiyesi”ne yani güzel amele dönüşmez. Zaten İslam’da ilim ve tefekkür yolculuğunun en önemli amacı; Hakk’ı ve kendini bilip salih emel ve güzel ahlakla şuurlu bir mümin olabilmektir. Aksi durumda ilmiyle amel etmeyen insan, Allah’ın ifadesiyle “kitap yüklü merkep” olur.
Maarifin Sesi: Kısaca çocuk, muallim, mürebbi tarifi yapabilir misiniz?
Ahmet Sezgin: Çocuk; Allah’ın anne ve babaya verdiği en büyük göz aydınlığı, gönül süruru, nimeti, emanetidir. Aynı zamanda bakıp koruma, yetiştirme, eğitip terbiye etme sorumluluğunu üstlendiği en kıymetli fidan ve tomurcuktur. Bu açıdan çocuğun fıtrata ve yaradılış gayesine uygun ilk ve en önemli terbiye edicisi, yani mürebbisi anne ve babasıdır.
Çocuk; mensubu olduğu milletin çekirdeği, istikbali ve umududur aynı zamanda. Muallim ise; kelime anlamıyla ilim öğreten, talim eden kişi olsa da anne ve babanın terbiye temelini attığı çocuğa ailesi, milleti ve insanlık adına hem ilim öğreten hem de irfan ve millî terbiye ile şahsiyet kazandıran eğitimcidir.
Maarifin temeli olan muallimler; milletimizin her an muhtaç olduğu manevi doktordur, millet ruhunun ilham kaynağı ve mimarıdır. Peygamber mesleğini icra etmeye adanmış mürebbidir. Hakiki muallim; talebelerine şuurlu bir okuma, samimiyet, edep, azim, sorumluluk, öz güven, cesaret, merhamet, adalet, sevgi ve sabırla “ahlak-dil-tarih şuuru”nu kazandırmaya gayret eden idealist eğitimcidir. “Kültürden irfana” yol alarak “diriliş medeniyeti”ni inşa etme idealini taşıyan münevver bir “diriliş eri”; Mehmet Âkif’in özlemini çektiği “Asım’ın nesli”ni yetiştirecek Âkif ruhlu örnek şahsiyet; “Türkiye’nin maarif davası”na inanıp emek veren; öğrencilerine Hak, hakikat, ilim ışığıyla vatan, bayrak, insanlık ve hizmet aşkı veren gönül adamıdır muallim. İstiklal ve İslam Şairi Mehmet Âkif’in de ifade ettiği gibi: “Muallimim diyen olmak gerektir imanlı, / Edepli, sonra liyakatli, sonra vicdanlı.”
Maarifin Sesi: Eğitim, öğretim, terbiye, talim kavramları sizin zihninizde nasıl bir Türkiye hayali uyandırıyor?
Ahmet Sezgin: Millilikten uzak ve ruhsuz eğitim sistemimiz; genç nesillere ideal, ahlâk, özgüven, millî kimlik, manevi şahsiyet, tevazu, saygı, sorumluluk gibi temel insani ve manevi değerleri veremiyor. Millî eğitimden ziyade öğretim; terbiyeden ziyade talim yapılmakta okullarda. Talimi yani öğretimi esas alan, öğrencileri akademik alanda at gibi yarıştıran, yetenekleri gözetmeyen, millî ve evrensel şahsiyet kazandırmayan, kalbi güçlendirmeyen, onları sadece iyi para ve kariyer kazanacakları bir meslek amacıyla ezberci ve pragmatist yetiştiren eğitim felsefesi ve sistemini değiştirmeden, maarifi millî ve manevi bir temele oturtmadan eğitimde pürmelal hâlimiz değişmez.
Okuyup sorgulamayan; millî ve manevi değerlerden uzaklaştırılmış, sağlam bir kimlik ve şahsiyet sahibi olmayan; aklı “akıllı” telefonlarla sanal âlemde seyahate çıkmış gençlerimizin çoğu diploma avcısı sanki. Bir kısmı da bu çarpık sistem ve zihniyet içinde birer “yarış atı” durumunda. Köksüz, ezberci, hayattan kopuk, pragmatist eğitim sistemi de buna çanak tutmaktadır. Ebeveynler ile öğretmenler, çocuk ve gençlerimize ne derece millî ve manevi değerler eğitimini, terbiyeyi verebiliyor; “enformatik cehalet”, “dijital hegemonya” karşısında ne derece medya okuryazarlığı kazandırıp onları bilinçlendirebiliyor, hayata hazırlayabiliyor?
Maarifin Sesi: Okuma talimi ya da okuma temrinleri yahut buna okuma hedefleri diyecek olursak sizin önerileriniz nelerdir?
Ahmet Sezgin: Öncelikle çocukların dil gelişimi ve anlama seviyelerine uygun, sade bir dille yazılmış, Türkçeyi doğru ve güzel kullanmalarını sağlayan, hayal güçlerini harekete geçiren, hayata bakış açılarını, duygu dünyalarını zenginleştiren; onlara okuma ve Türkçe zevki kazandıran, onları millî ve manevi yönden eğitirken eğlendiren; ilgi çekici, akıcı ve güzel masal ve hikâyeler dinletip okutularak okumaya doğru bir başlangıç yapılmalı. Daha sonra gençlerin de seviye ve duygu dünyalarına uygun, manevi ve estetik yönden gelişmelerine fırsat veren, dil ve edebiyat yönünden kaliteli; duygu ve düşünce evrenini genişleten güzel hikâye, roman, anı ve denemeler okuması sağlanmalıdır. Bunları yaparken de öncelikle değerlerimize uygun, kaliteli eserlerle Türk-İslam klasiklerini, sonra da mukayeseli olarak Doğu ve Batı klâsiklerini bilinçli okuyup anlamaya gayret ederek sağlıklı ve nitelikli bir okuma yolculuğu yapmak gerek.
Çağları ve gönülleri kucaklayan kitaplar, yüce Mevlâ’nın kitabından ilham alan kitaplardır. Yolumuzun kandilleri olan Türk-İslam klâsikleriyle yetişen gençlerimiz “dil, edebiyat, tarih, ahlak ve kültür şuuru” ile sağlam bir şahsiyet kazanacaklar; kendi dil ve edebiyatlarının zevkine ve kültür şuuruna varacaklardır. Ondan sonra da bir “pergel” gibi Doğu ve Batı olmak üzere bütün dünya klâsiklerini kendi süzgecinden geçirerek okuyup anlamaya, onlardan da istifade etmeye çalışabilir.
Her akşam televizyon kapatılıp akıllı telefonlar bırakılıp on beş dakika ailece kitap okunarak, okunanlar üzerinde sohbet edilerek bu işe başlanabilir. Daha sonra günde yarım saat, bir saat, iki saat olmak üzere peyderpey okuma seviyesi yükseltilebilir. Hatta mesleki kitapların dışında asgari beş yüz adet eserden oluşan bir mini kütüphane oluşturularak; ufuk açıcı, ilham verici, nitelikli, eğitici, şahsiyet kazandırıcı, edebî, tarihî, dinî, felsefî, kültürel kitaplar şuurla okunarak okumak kültüre, yaşam biçimine ve aşka dönüştürülebilir.
Maarifin Sesi: Kitap okumada ilk on favori/ öncelikli kitap listenizi bize verebilir misiniz?
Ahmet Sezgin: Kitap okumada öncelikli on kitap ismi ve yazarı vermek çok güç olacak ama yine de bir kitap listesi verelim:
1-Divan: Yunus Emre
2-Safahat: Mehmet Âkif Ersoy
3-Eski Şiirin Rüzgârıyla: Yahya Kemal Beyatlı
4-Çile: Necip Fazıl Kısakürek
5-Yalnızız: Peyami Safa
6-Gün Doğmadan: Sezai Karakoç
7-Türkiye’nin Maarif Davası: Nurettin Topçu
8-Bu Ülke: Cemil Meriç
9-Gül Yetiştiren Adam: Rasim Özdenören
10-Erbain: İsmet Özel
Bunlara “Kur’an-ı Kerim Meali ve Tefsiri” (Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır), “İslam İlmihali”, “Kimya-yı Saadet” (İmam Gazâli), “Beş Şehir” (Ahmet Hamdi Tanpınar), “Osmancık” (Tarık Buğra), “Diriliş Neslinin Amentüsü” (Sezai Karakoç), “Yaşamak” (Cahit Zarifoğlu), “Çanakkale Mahşeri” (Mehmed Niyazi Özdemir), “Yüzyılın Soykırımı” (D. Mehmet Doğan) ve “Yoksulluk İçimizde” (Mustafa Kutlu) isimli bir on kitap daha ilave edebilirim.
Allah için millet ve insanlık uğruna hak ve hakikat yolunda öğrenme, tefekkür etme, iç terbiyeyle kemale ermeye en büyük vesile olan okumanın bir gönül, kültür işiyle şuurlu bir kulluk eylemi olduğunu idrak ederek okuyanlara selam olsun.
(*) Ahmet SEZGİN (EĞİTİMCİ-ŞAİR-YAZAR)
1966’da Samsun’da doğdu. 1988’de Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümünden “Peyami Safa’nın Yalnızız Romanı Üzerine Bir İnceleme” adlı lisans teziyle mezun oldu.
1989’da edebiyat öğretmeni olarak öğretmenlik mesleğine başlayan Ahmet Sezgin; Şubat 2026’da emekli oldu.
Ahmet Sezgin’in deneme, inceleme, biyografi, anı, hikâye ve şiirleri Güneysu, Mavera, Türk Edebiyatı, İslamî Edebiyat, Ay Vakti, Yedi İklim, Yolcu, Bir Nokta, Şehir Defteri, Sebilürreşad, Dil ve Edebiyat gibi dergilerle birçok ulusal gazetede yayımlandı. İnsaniyetnet ve Simurgedebiyat ile birçok dergide yazmaya devam etmektedir. “Kar Renkli Çocukluğum” kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği tarafından hatıra alanında 2024 yılının en iyi yazarı ödülüne layık görüldü.
“Türk Edebiyatında Ölüm Şiirleri Antolojisi”, “Güllerimi Ver Anne” (Şiir), “Aşk Medeniyetine Yolculuk” (Deneme), “Kırk Yazardan Kırk Hikâye”, “Ortaokullar İçin Hikâye Seçkisi”, “Türkçenin Feryadı ve Dil Davamız”, “Hüzün Yağmurları” (Şiir), “Gençler İçin Hikâye Antolojisi”, “Ayağa Kalk Sakarya” (Deneme), “Kar Renkli Çocukluğum” (Hatıra) isimli yayımlanmış kitapları vardır. Türkiye Yazarlar Birliği üyesi Ahmet Sezgin, evli olup iki çocuk babasıdır.
Çok güzel tespit ve yaklaşımlar. Tebrikler, Allah razı olsun. Hepimiz bu güzel tavsiyeler edilen eserlerden istifade edenlerden olalım.