Türkiye ve Türkmenistan Türk Kimliğinin İki Coğrafyası
Türk Kimliğinin Coğrafyaları kitabı 01.01.2020 yayınlanmıştır. Kitap bize bir nevi Tanzimat döneminde yaşayan Ahmet Mithat Efendi’nin eserleri içinde geziniyormuş hissiyatı verir. Kitabın hem dili yalın hem de ansiklopedik bilgileri yoğundur. Bu sayede okuyucuya okuma kolaylığı sağlar. Türk kimliğini araştırmak çok zordur. Çünkü Türkler çok geniş bir coğrafyaya yayılmışlardır. Türklerin parça parça ve farklı zaman dilimlerinde yaşamış olmaları bu işi daha da zorlaştırmaktadır. Bundan dolayı Türk topluluğu sadece kavmi yönden değil, coğrafi ve kültürel bakımdan da araştırılmalıdır. D. Mehmet Doğan’ın kitabı, bu ihtiyacı giderecek şekilde yazmıştır.
Kitapta Türk kimliğinin sadece Türkiye ile sınırlı olmadığı, Türkistan coğrafyasından Balkanlara kadar geniş bir coğrafyada varlığını sürdürdüğü anlatılır. Farklı Türk topluluklarının ve kültürlerinin bu kimliğin oluşumunda büyük katkıda bulunduğu vurgulanır. Yazar; Türk kimliğinin çok boyutlu ve dinamik bir yapıya sahip olduğunu, zaman içinde değiştiğini ve farklı etkileşimler ile zenginleştiğini belirtir. Yazar, Türklüğün etnik köken, dil, din, tarih ve kültür gibi çeşitli unsurların bir araya gelmesiyle özgün bir kimlik oluşturduğunu ifade eder.
Kitapta yazarın Türkiye, Azerbaycan, Özbekistan ve Türkmenistan’daki yolculuklarından bahsedilir. Kitapta beş bölüm vardır.
I. Bölümde daha çok Türklerin genel özelliklerinin oluşumundan bahsedilir. Türklerin İslamiyeti kabul ediş sürecinden, Türk ve İslam kültürünün oluşumundan “Türk Dünyası” kavramından, Türkiye ve Türkmenistan isimlerinin ortaya çıkışından söz edilir. Türkiye, Türkmenistan, Afganistan, İran ve Irak gibi ülkelerin isimlerinin batılılar tarafından verildiği ve bunun da buralarda yaşayan insanlarca kabul edildiği anlatılır. Ayrıca, kapı açan savaş olarak bilinen Malazgirt Meydan Muharebesinden ve öneminden bahsedilir.
II. Bölüm, yazarın seyahatleri esnasında öğrendiklerini anlatır. Azerbaycan’da oluşan değişimlerden, onu etkileyen 1966 depreminden, Azerbaycan’daki batılılaşma ve yeni dünya düzenindeki modernleşmesinden bahseder. Enver Paşa ile Mustafa Kemal mevzubahis edilerek daha şöhretli olan Enver Paşanın nasıl irtifa kaybettiği yerine Mustafa Kemalin nasıl yükseldiğini anlatır.
III. Bölümde Özbekistan’a yapılan yolculuk anlatılmaktadır. Bölüm başında Taşkent’den Semerkant’a olan yolculuktan, Özbekistan deyince akla gelecek olan tarihi şahsiyetlerden söz edilir. Bunların başında da Timur ve Timur’un torunu olan Uluğ Bey gelir. Timur’un yaşadığı dönem ile ölümünden sonraki dönem ve Türk toplumu ve kültürüne etkisinden söz edilir. Timur gelmeden önce Semerkant yıkık dökük bir haldeyken Timur’un gelmesiyle şehir yenileşmiştir. Hatta buna inanmayanlar için Timur’un “Bizim kudretimizden ve iktidarımızdan şüphe edenler, inşa ettiğimiz eserlere baksınlar” sözü aktarılır.
Kitapta Timur-dan ve onun devlet adamlığından ve şehirciliğinden de bahsedilir. Türk şehirciliği söz konusu edildiğinde Timur kadar şehir imarına önem veren biri olarak Kanuni Sultan Süleyman’dan da söz edilir.
IV. Bölümde Türkistan ve Türkmenistan’a yolculuk anlatılır. Türkistan ismi unutulmaya yüz tutmuştur. Çünkü Türkistan ismi Tacikistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve Kazakistan adlı ülkelerin birleşimiyle oluşmuştur. Lakin artık Türkistan ismi küçük bir istasyon ve şehrin ismi olarak kalmıştır. “Hazreti Türkistan” olarak bilinen Hoca Ahmed Yesevi’nin kim olduğundan onun yetiştirdiği müritlerinin Anadolu kültürünün oluşumuna katkılarından da kısaca bahsedilir.
V. Bölümde, Özbekistan’dan anlatılır. Bölümün giriş kısmında Özbekistan’ın oluşumundan, Altın Orda Devleti’nden, ortak alfabe ve ortak dil düşüncesinin Sovyetler Birliği yüzünden neredeyse imkansıza yakın bir hale geldiğinden bahsedilir.
Hazar Denizi etrafında bulunan Türk devletelerinin hem kısa tarihler hem de geçmişin günümüze etkisi anlatılır.
Kitabı okurken kendinizi Türk coğrafyasını geziyormuş gibi hissedeceksiniz.