İyilik, fâni dünyaya bırakılan bâkî bir eserdir. İyilik kötülüğe karşı verilmiş en etkili mücadeledir. (s.433)
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi bünyesinde yürütülen Sosyal Sorumluluk Projesi kapsamında hazırlanan İyiliğe Bilimsel Bakış adlı eser, iyilik kavramını disiplinler arası bir çerçevede ele alan, çok yönlü ve kapsamlı bir akademik çalışmadır. Proje sürecinde gerçekleştirilen paneller, seminerler ve akademik katkılar bir araya getirilerek kitaplaştırılmış, böylece farklı bilim alanlarının iyilik kavramına dair yaklaşımı ortak bir zeminde buluşturulmuştur. Eser, alanında uzman altmış üç akademisyenin katkısıyla oluşturulmuş olup bu yönüyle kolektif bir bilimsel üretim örneği sunmaktadır.
Çalışmanın en dikkat çekici yönlerinden biri, gönüllülük esasına dayalı olarak hazırlanması ve e-kitap formatında yayımlanmasıdır. Bu durum, eserin herhangi bir ticari kaygı taşımadığını, tamamen toplumsal fayda üretme amacıyla ortaya konduğunu göstermektedir. Günümüz akademik dünyasında bilgi üretiminin topluma aktarılması açısından bu tür çalışmalar önemli bir yer tutmaktadır. Eser, iyiliği yalnızca teorik bir kavram olarak değil yaşamın her alanına nüfuz eden bir değer olarak ele almaktadır.
Eserin kapak tasarımında yer alan zeytin ağacı figürü, hem Kur’ân-ı Kerîm’deki sembolik anlamlara hem de kültürel hafızadaki barış ve bereket çağrışımlarına dayanmaktadır. Zeytin ağacı, kutsal metinlerde güzel sözün ağaca benzetilmesi, kök salan iyilik ve süreklilik fikri ile ilişkilendirilmiştir. Aynı zamanda evrensel barışın sembolü olarak kabul edilmesi, eserin içeriği ile bütünlük oluşturmaktadır. Bu sembolik tercih, çalışmanın sadece akademik değil aynı zamanda kültürel ve manevî bir derinlik taşıdığını göstermektedir.
Üç cilt halinde hazırlanan eserin birinci cildi kavramsal ve teorik temellere, ikinci cildi disiplinler arası kuramsal çerçeveye, üçüncü cildi ise pratik uygulamalara ayrılmıştır. Özellikle üçüncü cilt, iyilik kavramının günlük hayatta nasıl karşılık bulduğunu ve farklı alanlarda nasıl somutlaştığını göstermesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu cilt, teorik bilginin pratik yaşamla buluştuğu bir alan olarak değerlendirilmektedir.
Üçüncü ciltte yer alan yirmi bir bölüm, iyilik kavramını farklı disiplinler üzerinden ele almaktadır. İletişim, tarih, sanat, sağlık, eğitim, spor, uluslararası ilişkiler ve tasavvuf gibi geniş bir yelpazede yapılan değerlendirmeler, iyiliğin çok boyutlu yapısını ortaya koymaktadır. Her bölümün başında yer alan spot cümleler, okuyucunun konuya hızlı bir şekilde adapte olmasını sağlamakta ve metnin anlaşılabilirliğini artırmaktadır.
İletişim ve iyilik ilişkisini ele alan bölümde, iletişimin insanın varoluşunun temel bir unsuru olduğu vurgulanmaktadır. İyiliğin iletişim süreci içerisinde nasıl üretildiği, paylaşıldığı ve toplumsallaştığı açıklanmaktadır. Sosyal destek kuramı bağlamında değerlendirilen bu yaklaşım, iyiliğin bireysel değil toplumsal bir süreç olduğunu göstermektedir. Tarihsel süreçler incelendiğinde ise iyilik ve kötülüğün insanlık tarihi boyunca sürekli bir etkileşim içinde olduğu görülmektedir.
Sanat alanında hat sanatının ele alınışı, estetik ile manevi sorumluluğun birleştiği bir iyilik anlayışını ortaya koymaktadır. Hat sanatının yalnızca görsel bir ifade değil aynı zamanda ahlakî bir değer taşıdığı vurgulanmaktadır. Tarih bölümlerinde ise yapılan iyiliklerin toplumların hafızasında kalıcı etkiler bıraktığı ve nesiller arası aktarım sağladığı ifade edilmektedir. Afet yönetimi bağlamında iyilik, kriz anlarında ortaya çıkan dayanışma ve kolektif bilinç ile ilişkilendirilmektedir.
Dinî perspektiften iyilik kavramı, Kur’an ve Hz. Peygamber örnekliği üzerinden ele alınmaktadır. İyiliğin insanı hem bireysel hem toplumsal olarak dönüştüren bir güç olduğu ifade edilmektedir. Sağlık alanında ise iyilik, bireyin fiziksel ve ruhsal bütünlüğü ile ilişkilendirilmekte; özellikle çevre ve su kaynaklarının korunmasının bu bağlamda önemli olduğu belirtilmektedir.
Uluslararası ilişkilerde iyilik kavramı, yumuşak güç ve kamu diplomasisi çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu yaklaşım, iyiliğin devletler arası ilişkilerde stratejik bir araç olarak kullanılabildiğini göstermektedir. Ancak bu durumun samimiyet ve etik boyutu açısından eleştirel değerlendirmelere açık olduğu da ifade edilmektedir.
Eğitim alanında iyilik, bireyin karakter gelişiminin temel unsurlarından biri olarak görülmektedir. Küçük yaşlardan itibaren kazandırılması gereken bir değer olduğu vurgulanmaktadır. Spor, aile ve iş hayatı gibi alanlarda da iyilik kavramı farklı yönleriyle ele alınmaktadır. Özellikle iş güvenliği ve aile içi iletişimde iyiliğin belirleyici bir unsur olduğu ortaya konmaktadır.
Eserin genel yapısı incelendiğinde, iyilik kavramının disiplinler arası bir bakış açısıyla ele alındığı görülmektedir. Bu durum, okuyucuya kavramı çok yönlü değerlendirme imkânı sunmaktadır. Akıcı dil, sistematik yapı ve çok sayıda akademisyenin katkısı eserin bilimsel değerini artırmaktadır. Çok yazarlı olmasından kaynaklanan üslup farklılıkları bulunsa da bu durum eserin bütünlüğünü bozacak düzeyde değildir.
İyiliğe Bilimsel Bakış pratik, iyilik kavramını teoriden pratiğe taşıyan, disiplinler arası bir perspektifle ele alan ve günümüz toplumsal sorunlarına ışık tutan önemli bir çalışmadır. Eser, iyiliğin yalnızca bireysel bir değer değil aynı zamanda toplumsal bir yapı unsuru olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle hem akademik çalışmalar hem de toplumsal farkındalık açısından önemli bir kaynak niteliği taşımaktadır.
Eserin genel yaklaşımı incelendiğinde, iyilik kavramının yalnızca teorik bir değer olarak değil aynı zamanda insan davranışlarını şekillendiren pratik bir ilke olarak ele alındığı görülmektedir. Bu yaklaşım, modern akademik çalışmalarda giderek önem kazanan disiplinler arası yöntemle örtüşmektedir. Özellikle sosyal bilimler, sağlık bilimleri, eğitim bilimleri ve ilahiyat alanlarının birlikte değerlendirilmesi, iyiliğin çok katmanlı bir olgu olduğunu ortaya koymaktadır. Bu durum, eserin metodolojik açıdan güçlü bir temel üzerine inşa edildiğini göstermektedir.
İyilik kavramının farklı disiplinlerde ele alınması, onun evrensel bir değer olduğuna işaret etmektedir. Çünkü iyilik, yalnızca bireysel ahlakî bir davranış değil, aynı zamanda toplumsal düzeni sağlayan temel unsurlardan biridir. Bu bağlamda eser, iyiliği hem mikro düzeyde bireysel davranışlar hem de makro düzeyde toplumsal yapı üzerinden değerlendirmektedir. Bu çift yönlü yaklaşım, okuyucuya kavramı daha geniş bir perspektiften görme imkânı sunmaktadır.
Eserde dikkat çeken bir diğer husus, iyilik ile etik değerler arasındaki ilişkinin sıkça vurgulanmasıdır. Özellikle modern toplumlarda karşılaşılan değer erozyonu, bireyler arası güvenin azalması ve toplumsal yabancılaşma gibi sorunlar, iyilik kavramının yeniden ele alınmasını gerekli kılmaktadır. Bu eser, bu ihtiyaca cevap verme amacı taşımakta ve iyiliği yeniden toplumsal bir merkez değer olarak konumlandırmaktadır.
Eserde yer alan bölümlerde, iyiliğin yalnızca bireysel bir tercih olmadığı, aynı zamanda toplumsal sorumluluk gerektiren bir davranış biçimi olduğu vurgulanmaktadır. Bu bağlamda iyilik, insanın hem kendisine hem de yaşadığı topluma karşı bir görev bilinciyle hareket etmesini ifade etmektedir. Özellikle aile, eğitim ve çalışma hayatı gibi alanlarda iyiliğin kurumsal bir değer haline gelmesi gerektiği ifade edilmektedir.
Eserin dikkat çeken yönlerinden biri de tarihsel sürekliliğe yaptığı vurgudur. İyilik kavramının geçmişten günümüze değişmeden gelen bir değer olmadığı aksine farklı dönemlerde farklı biçimlerde tezahür ettiği ortaya konulmaktadır. Bu bağlamda tarihsel örnekler üzerinden iyiliğin toplumsal dönüşümdeki rolü incelenmekte ve geçmişte yapılan iyiliklerin bugüne etkileri analiz edilmektedir. Bu yaklaşım, okuyucuya tarihsel bilinç kazandırmayı amaçlamaktadır.
Eser, iyilik kavramını yalnızca insan ilişkileriyle sınırlı tutmamakta, doğa ve çevre ile ilişkili bir değer olarak da ele almaktadır. Çevre bilinci, sürdürülebilirlik ve doğal kaynakların korunması gibi konular, iyiliğin modern dünyadaki karşılıkları arasında gösterilmektedir. Bu yönüyle eser, ekolojik farkındalık ile etik değerler arasında güçlü bir bağ kurmaktadır.
Sağlık alanında iyilik kavramı ise yalnızca hastalıkların tedavisiyle sınırlı olmayan, aynı zamanda koruyucu sağlık hizmetlerini de kapsayan bir anlayışla ele alınmaktadır. Bireyin fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan iyi olması, iyiliğin temel göstergelerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Bu yaklaşım, Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlık tanımıyla da uyumlu bir çerçeve sunmaktadır.
Eserde yer alan bölümlerden hareketle, iyiliğin eğitim yoluyla kazandırılabilir bir değer olduğu da açıkça görülmektedir. Özellikle çocukluk döneminde verilen değer eğitiminin, bireyin ileriki yaşamında sergileyeceği davranışları doğrudan etkilediği ifade edilmektedir. Bu nedenle eğitim kurumlarının yalnızca bilgi aktaran değil, aynı zamanda değer kazandıran kurumlar olması gerektiği vurgulanmaktadır.
Spor ve toplumsal yaşam bağlamında iyilik, bireyler arası dayanışmayı artıran bir unsur olarak ele alınmaktadır. Sporun sadece fiziksel bir faaliyet olmadığı, aynı zamanda karakter gelişimi ve sosyal uyum açısından önemli bir araç olduğu belirtilmektedir. Bu bağlamda sporun iyilikle ilişkisi, rekabetten ziyade işbirliği ve dürüst oyun ilkeleri üzerinden değerlendirilmektedir.
Eser, iyilik kavramını geleceğe yönelik bir perspektifle ele almaktadır. Dijitalleşen dünyada iyiliğin nasıl korunacağı, nasıl yaygınlaştırılacağı ve nasıl sürdürülebilir hâle getirileceği soruları üzerinde durulmaktadır. Bu bağlamda iyiliğin yalnızca geçmiş ve bugünle değil aynı zamanda gelecekle de ilgili bir kavram olduğu ortaya konulmaktadır. ’’Küçük ya da büyük bir iyilik, karanlığa bırakılan bir mum gibidir, bir tane mum küçük bir alanı aydınlatırken birçok mum bir araya getirildiğinde geniş alandaki karanlıklar kaybolur, aydınlık zuhur eder. İyilikler de böyledir; çoğaldıkça ve yayıldıkça kötülüğün alanını daraltır. İyilik ışığımıza sahip çıkmak gerekir’’ (s. 414).
Serpil Olgun(*): Aksaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Öğrencisi
Editörler: Nuran Çetin-Ali Soylu-Hatice Kübra Özcan.
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Yayınları, 2025, 600 sayfa.