Nuran Çetin, Fecr Yayınları, Ankara, 1. Bs. Ağustos 2025, 330 sayfa.
Serpil Olgun*
Seyr u sülük, ma’rifetten mükâşefeye doğru giden yolculuktur (s. 105).
(Âkifzâde Abdürrrahim Efendi)
Bir Osmanlı Âliminin Gözünden Tasavvuf (Âkifzâde Abdurrahim Efendi) adlı eser, Nuran Çetin tarafından kaleme alınmıştır. Nuran Çetin, “Eyyüp-Kâşgarî Dergâhı ve Kültür Tarihindeki Yeri” ve “Eyüp Tekkeleri” başlıklı çalışmalarıyla tanınmaktadır. Kendisi, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Anabilim Dalı’nda görev yapmaktadır. Ayrıca 2026 yılında, alanında uzman altmış üç yazarın katkılarıyla hazırlanan ve e-kitap formatında yayımlanan “İyiliğe Bilimsel Bakış” adlı üç ciltlik eserin editörlüğünü üstlenerek önemli bir akademik çalışmaya öncülük etmiştir.
Amasyalı Âkifzâde’nin hayatı, eserleri ve tasavvufî görüşlerini konu alan bu çalışma, müellifin kendi eserlerinden ve klasik kaynaklardan yararlanılarak hazırlanmıştır. Eser, içerikle uyumlu biçimde mor renk zemin üzerine, yüzü ışığa dönük bir âlim figürüyle tasarlanmıştır. Kapak tasarımı ve boyutu uygun olup metnin okunabilirliği açısından da açık ve anlaşılır bir düzenleme yapılmıştır. Bu biçimsel özelliklerin ardından eserin içeriği değerlendirilebilir.
Eser; takdim, önsöz, iki ana bölüm, sonuç ve dizin kısımlarından oluşmaktadır. Çalışmanın konusu olan Âkifzâde Abdurrahim Efendi (ö. 1232/1817), 18. yüzyılın sonu ile 19. yüzyılın başlarında Osmanlı coğrafyasında yaşamış bir âlim ve mutasavvıftır. Çok yönlü ilmî birikime sahip olan Âkifzâde, tasavvufî yönü üzerinden ele alınmıştır. Yazar, Âkifzâde’nin tasavvufî yönünü merkeze alan müstakil bir çalışma bulunmaması sebebiyle bu eksikliği gidermeyi amaçlamıştır. Zâhirî ilim temelli bir tasavvuf anlayışının bir âlim üzerinden incelenmesi, İslâm düşünce tarihi açısından önemli bir katkı niteliği taşımaktadır.
Nuran Çetin, fakihlerin Kur’an ve sünnet hükümleri doğrultusunda hüküm verdiklerini; sûfîlerin ise bu iki kaynağa ek olarak keşf ve ledün ilmini de dikkate aldıklarını ifade etmektedir. Bu çerçevede tasavvuf, Kur’an ve sünnet ile beslenen ve insanın gönül dünyasını inşa eden bir ilim olarak tanımlanmaktadır. İnsan düşüncesinin oluşumunda çeşitli etkiler bulunduğu ve İslâm düşünce tarihinde bu etkilerin şahsiyetler üzerinde belirleyici olduğu vurgulanmaktadır.
Giriş bölümünde, Âkifzâde’nin yetiştiği Amasya’nın tarihî, coğrafî, kültürel ve dinî-tasavvufî yapısı ele alınmıştır. Ayrıca onun yaşadığı 18. yüzyıl sonu ile 19. yüzyıl başlarındaki Osmanlı Devleti’nin siyasî, sosyal ve dinî durumu da incelenmiştir. Bu tür bir giriş, âlimin yetiştiği çevrenin ilmî kişiliği üzerindeki etkisini anlamayı kolaylaştırmaktadır.
Birinci bölümde “Âkifzâde Abdurrahim Efendi’nin Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri” ele alınmaktadır. Bu bölümde, Osmanlı ilmî geleneği içerisinde bir âlimin hayatı, ilmî çevresi ve devlete olan katkıları ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Yazar, Âkifzâde’nin hayatını ve yakın çevresini ele aldıktan sonra hocalarını ve ilmî çevresini sistematik bir şekilde başlıklar hâlinde değerlendirmiştir. Ayrıca onun tasavvufî kişiliğini şekillendiren mürşitlerine de ayrı başlıklarla yer verilmiştir.
Âkifzâde’nin eserleri de ayrıntılı biçimde ele alınmış ve toplam on eseri bulunduğu belirtilmiştir (s. 78). Bu eserler arasında Unvânü’l-Meşâyih-i Sûfiyye, Mecmû‘u’l-Hâl, Mir’âtü’n-Nâzırîn fî Münebbihâti’l-Mutasavvıfîn ve Mühimmâtü’s-Sûfiyye gibi tasavvufla ilgili eserler yer almaktadır (s. 79). Eserler; yazılış amacı, adı, yazım tarihi ve yeri gibi başlıklar altında sistematik biçimde sunulmuştur.
Âkifzâde’nin, İmam Rabbânî’nin (ö. 1034/1624) benimsediği Vahdet-i Şuhûd geleneği içinde değerlendirilebileceği ifade edilmektedir. Ayrıca eserlerinde hocalarına yer vermesi, ilmî geleneğe duyduğu vefanın bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir.
İkinci bölümde Âkifzâde’nin tasavvufî düşünceleri ele alınmıştır. Bu bölümde seyr u sülûk, tevessül, edep ve ahlak, mürid-mürşid ilişkisi gibi temel tasavvuf kavramları açıklanmıştır. Ayrıca sûfî tecrübe bağlamında nefs terbiyesi, zikir, sabır, takva, kalp tasfiyesi ve muhabbet gibi konular ayrıntılı şekilde değerlendirilmiştir.
Eserde ayrıca bilgi problemi başlığı altında ilm-i zâhir, ilm-i bâtın, keşf ve ilham gibi bilgi türleri ele alınmıştır. Son bölümde ise tasavvuf metafiziği çerçevesinde Allah, insan ve âlem ilişkisi, tevhid anlayışı, tecellî, şuhûd ve velâyet gibi kavramlar Âkifzâde’nin eserleri ışığında açıklanmıştır.
Bu çalışma, Âkifzâde Abdurrahim Efendi’nin tasavvuf anlayışını sistemli biçimde ortaya koyan, klasik kaynaklara dayalı, güvenilir ve akademik bir nitelik taşımaktadır. Eser, hem biyografik hem de kavramsal yönüyle tasavvuf araştırmalarına önemli katkılar sunmaktadır. Osmanlı ilmî ve tasavvufî geleneğini bir âlimin perspektifinden ele alması bakımından, okuyucuya derinlikli bir düşünce zemini sağlamaktadır.
Ayrıca eser, metodolojik açıdan değerlendirildiğinde nitel araştırma yaklaşımına dayanmaktadır. Bu kapsamda içerik analizi ve tarihsel analiz yöntemlerinden yararlanıldığı görülmektedir. Âkifzâde’nin eserlerinin doğrudan incelenmesi, birincil kaynak kullanımını güçlendirmekte ve çalışmanın güvenilirliğini artırmaktadır. Yazarın klasik metinlere doğrudan başvurması, yorumlarının dayanaklı olmasını sağlamaktadır. Bu yönüyle eser, yalnızca derleyici bir çalışma değil aynı zamanda yorumlayıcı bir akademik araştırma niteliği taşımaktadır.
Öte yandan çalışma, Osmanlı tasavvuf düşüncesinin anlaşılmasına da önemli katkılar sunmaktadır. Âkifzâde’nin ilmî ve tasavvufî kimliğinin birlikte ele alınması, dönemin âlim tipolojisini anlamada bütüncül bir bakış açısı sağlamaktadır. Bu durum, zâhir ilimler ile bâtınî tecrübeler arasındaki ilişkinin daha net anlaşılmasına imkân vermektedir. Özellikle onun eserlerinde görülen denge, Osmanlı ilmî geleneğinde ilim ve tasavvufun birbirini tamamlayan iki alan olarak algılandığını göstermektedir.
Eser, sadece akademik çevrelere değil tasavvuf düşüncesine ilgi duyan genel okuyucu kitlesine de hitap etmektedir. Akıcı dili ve sistematik yapısı sayesinde anlaşılabilirliği yüksek bir çalışma ortaya konulmuştur. Bu yönüyle eser, hem araştırmacılar hem de genel okuyucular için referans niteliği taşıyan bir kaynak olarak değerlendirilebilir.