İlkokul yıllarında büyüklerimiz, hoşlarına gitmeyen bir davranış ya da sözümüze şahit olduklarında hemen yüzlerini asıp kaşlarını çatar, “Öğretmen, size öğretmiyor mu?” veya “Okulda size terbiye verilmiyor mu?” diye söylenmeye başlardı. Hatta terbiyesizlikle suçlandığımız, öğretmene şikâyetle tehdit edildiğimiz olurdu.
Aslına bakılırsa bu, bir söylenmeden öte, okulda verilen eğitimi eleştirmek, öğretmeni suçlamaktı. Kendi yapmadıklarını veya yapamadıklarını öğretmenden beklemekti. Belki de kendi ihmallerini örtbas etmeye çalışmaktı. Oysa kendileri benzer davranışların daha kötüsünü yapmaktan, sözlerin daha beterini ulu orta söylemekten çekinmezdi.
Peki, günümüzde durum farklı mı?
Çevremizdeki kirliliği, trafik kuralları ihlalini, kanun tanımazlığı, empati yoksunluğunu, yazılı veya görsel medyada karşımıza çıkan üçüncü sayfa haberlerini, günlük hayatta yaşanan türlü olumsuzlukları gördükçe eğitimi ve eğitim öğretimin temel unsuru olan öğretmeni, niteliğiyle birlikte sorgulamaya başlıyor; eğitimsizlikten bahsediyoruz.
Bu durumda -o günden bugüne- bu konuda şekil dışında neler değişmiş olabilir?
Elbette öğretmen niteliği veya öğretmenliğin içinde bulunduğu durum ayrı mesele. Birtakım sorunlar varsa bunlar nasıl ortaya çıktı, aksayan yönler neler, aksaklıklar nasıl giderilir? Bu da ayrı bir mesele.
Şöyle gezip dolaştığımız yerlere, geçtiğimiz yollara bir bakalım: Büyükşehir, küçük şehir, kasaba veya köy fark etmiyor; caddeler, sokaklar, meydanlar, parklar, dağlar, tepeler, ormanlar, piknik alanları, akarsular, akmayan dereler, kara ve demiryollarının kenarları çer çöp içinde. Her taraf mezbelelik. Sigara paketleri, izmaritler, envaiçeşit şişeler, peçeteler, poşetler, kişisel temizlik ürünleri, türlü atıklar dağların zirvesine kadar ulaşmış vaziyette. Bunları kim atıyor?
Sanırım hiçbir öğretmenimiz öğrencisine “Çöpünü rastgele at, doğaya zarar ver.” diye bir kural öğretmez veya telkinde bulunmaz. Üniversiteyi saymıyorum; ilkokul, ortaokul ve lise yıllarında böyle bir telkinde bulunan bir öğretmeni hatırlayan var mı?
Söyler misiniz Allah aşkına, öğrencisine “Çevreyi kirlet, doğaya ve kamu malına zarar ver, yasaları tanıma, kurallara uyma, zararlı alışkanlıklar edin; bencil, duyarsız ve acımasız ol, arkadaşına zorbalık yap, argo ve küfür sözlerle konuş, yalan söyle, haksızlık ve saygısızlık et, vergi kaçır, haksız kazanç sağla…” diye telkinde bulunan bir öğretmen tanıyor musunuz?
Okullarda Verilmek İstenen Değerler Niçin Yeterince Özümsenmiyor? başlıklı yazımda bu meseleyi geniş bir şekilde ele almış, sonuç olarak; “Biliyoruz ki eğitim bir bütündür. Okulda elde edilen kazanımlar veya kazandırılmaya çalışılan değerler; aile ve toplum tarafından destek görmeli ki toplumda sadece ‘haklarını bilen’ değil aynı zamanda ‘sorumluluklarını bilen’ bireyler yetiştirebilelim.” demiştim.
Biliyoruz ki her öğretmen; aktardığı bilgilerin dışında öğrencisinin “sorumluluklarının bilincinde olan, empati yapabilen, millî, ahlaki, insani, manevi, kültürel bakımlardan tüm öğrendiklerini içselleştirerek / özümseyerek ve davranış / hayat tarzı hâline getirmiş; sorunlu değil, sorumlu bireyler” olarak yetişmesini ister.
Hâl böyleyken, yaşanan olumsuzlukların “Ah şu öğretmenler!” dedirtecek şekilde öğretmenlere, eğitime mal edilmesi doğru bir yaklaşım olmasa gerek.
Mutlaka her anne baba, yani her veli de çocuklarının akademik başarı yanında “iyi ve güzel değerlerle donanmış”, sorunlu değil, sorumlu bireyler olarak yetişmelerini istiyor.
O hâlde mesele nedir?
Okulda öğrencilere kazandırılmak istenen, ailenin de çocuklarına kazandırmak istediği olumlu tutum ve davranışlar konusunda okul – veli iletişim ve iş birliği güçlü hâle getirilmeli.
Hangi seferberlikle, hangi kampanyayla, hangi projeyle, hangi uygulamayla yapılacaksa bu mutlaka ama mutlaka yapılmalı. Bizim bu iş birliğine çok ihtiyacımız var.
Herkesin malumudur ki, inanan kimse için “Ol, demekle oldurmak sadece Allah’a mahsustur.” Büyüklerin yapmadıklarını “Böyle ol!” demekle küçüklerden istemesi ve onların istedikleri gibi olmalarını beklemeleri pek de sağlıklı bir yaklaşım değildir.
Anne babanın, öğretmenin, hatta -uzak yakın- tüm büyüklerin küçüklere her konuda örnek olması elzemdir. Yoksa aynı teraneleri okumaya devam ederiz. Benim, hayatım boyunca edindiğim kanaat budur.
Bu konuda Fransız ahlakçı filozof ve deneme yazarı Joseph Joubert’in (1754-1824), “Çocukların öğütlerden çok, iyi örneklere ihtiyacı vardır.” ile yazar ve fikir adamı Nurettin Topçu’nun (1909-1975), “Çocuklar için ahlakın kaynağı, aile ocağıdır.” sözleri kulaklarda birer pırlanta küpe hâlinde bulundurulmalıdır diye düşünüyorum.
Bu vesile ile tüm öğretmen arkadaşlarımın Öğretmenler Gününü kutluyor; kendilerine sağlık, huzur, mutluluk ve başarı diliyorum. Kalın sağlıcakla…
Yüreğine sağlık kıymetli üstadım.
Kaleminize sağlık hocam. Aslında eğitimciler olarak dayak yemediğimiz, küfre ve iftiraya maruz kalmadığımız, kendini bilmez velilerin stres atmak için sinir uçlarımızla oynamadığı bir yıl bekliyoruz.
Çok teşekkür ederim kıymetli hocam. Öğretmenler Gününüzü en içten dileklerimle kutluyor, saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Kaleminize, yüreğinize sağlık.
Elinize emeğinize sağlık Kıymetli Hocam, öğretmenler gününüzü kutlar; aileniz ve sevdiklerinizle birlikte sağlık ve huzur dolu nice yıllar dilerim.
Kaleminize sağlık hocam..
Güzel bir yazı ile eğitimin asıl aileden başlaması gerektiğini ve öğretmenlerin de bunu pekiştirmesi konusunu dile getirmişsiniz. Teşekkürler hocam.
Kaleminize sağlık kıymetli Hocam… Eğitimin ailede başladığı ve çocuğa yapmasını gerekenleri söylemek yerine iyi bir örnek olunması gerektiğini düşünüyorum… Bu vesile ile;Öğretmenler Günü’nüzü de tebrik ederim..
Eğitim ailede başlar okulda devam eder. Öğretmenler olarak bizler de üzerimize düşeni yapmalı sadece akademik değil öğrenciye sözümüzle davranışımızla doğru örnek olarak ahlak da telkin etmeliyiz.
Hocam ne güzel yazmışsınız kaleminize sağlık
Kaleminize sağlık sayın müdürüm.Öğretmenler Gününüzü kutlarım.
Elinize emeğinize sağlık hocam. Yazılarınızda çok önemli konulara değiniyorsunuz. Bu yazınizda olduğu gibi. Rabbim cümlemize hayırlı örnek evlatlar yetiştirmeyi nasip etsin. Gerçek eğitimin anne babadan geçtiğini, tek öğretmenlere bu sorumluluğun verilmemesi gerektiğini bilmeyi bütün topluma nasip etsin. Bize emeği geçen siz öğretmenimin de öğretmenler gününü kutlarım.
Kaleminize sağlık değerli hocam öğretmenler gününüz kutlu olsun.
Öğretmenliği öğrenmiş olan öğretmenlerin çoğalması temennisi ile…
2025 yılı öğretmenler gününüz kutlu olsun abi. Çalışmalarınız hayırlara vesile olsun inş
Kıymetli Mustafa Uslu Hocam , iyi ki öğretmen olmuşsunuz İyi bir örnek olarak yüzlerce , binlerce öğrencinin yüreğine dokunduz. Hala da eğitici yazılarınız ile örnek davranışlarınız ile dokunuyorsunuz.. Sağ olun var olun. Gönlünüzdeki coşku eksik olmasın. Hüveyda Gümüş Emekli Sınıf Öğretmeni olarak ÖĞRETMEN EMEKLİ OLMAZ, HER ZAMAN HER YERDE GÖREV BAŞINDADIR ( 2019) diyorum.♥️♥️
Mustafa Hocam, bu özel önemli ve anlamlı bir günde hem öğretmenlere hem velilere adeta titre ve kendinize dönün der gibi bu anlamlı, ufuk açıcı, derinlikli yazınız için teşekkür ederim.
Yine tam kitabın ortasından yazmışsınız. Allah’ım kimseyi evlatlarıyla imtihan etmesin. Anne-baba olmak her çağda zordu ama günümüzde hem anne-baba olmak hem de öğretmen olmak çok daha zor olsa gerek. Bahsini ettiğiniz sorunlara çözüm üretmek de bir o kadar zor.
Elinize kolunuza sağlık. Kaleminiz daim olsun.
Allah’ım sizlere sağlık ve sıhhat, güç ve kuvvet, dirâyet ve metânet versin.
Sizlerin ve tüm öğretmenlerimizin günleri kutlu olsun.
Değerli bilgileriniz için teşekkür ederim. Öğretmenler gününüz kutlu olsun
Değerli Hocam,
Yazınız, eğitimde yaşanan sorunların yalnızca okula ve öğretmene yüklenemeyeceğini çok isabetli bir şekilde ortaya koymuş. Gerçekten de çocukların davranışlarını belirleyen asıl unsur, okulda duyduklarından ziyade evde ve toplumda gördükleridir. Sorumluluk, saygı, çevre bilinci, empati gibi değerlerin kalıcı olmasını istiyorsak önce biz yetişkinler örnek olmalıyız. Öğretmeni eleştirmek kolay; zor olan, kendi davranışlarımızı gözden geçirmek. Okul–aile iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğine dair tespitinize yürekten katılıyorum. Farkındalık oluşturan bu güzel yazı için teşekkür eder, tüm öğretmenlerimizin gününü kutlarım.
Mustafacığım, kalemine sağlık. İyi örnek ve güzel davranışlar bin nasihattan daha önemlidir.
Mustafa hocam, öğretmenler gününüzü kutluyorum. İyi ki sizler bizi yetiştirdiniz. İlgi ve sevgi ile takip ediyorum yazılarınızı.
Öğretmenlerimiz, sabır ve özveriyle bizlere yön veren ışıklardır. Sizlere minnettarız. Öğretmenler Gününüz kutlu olsun hocam.
Sayın Müdürüm, ben de sizin Öğretmenler Gününüzü kutlarım. Yazılarınızdan istifade ediyoruz. Allah razı olsun. Bizleri hatırınızdan çıkarmadığınız için minnettarım.
İnsanın kalbine sabırla rehberlik eden, bir nesle yön veren bütün öğretmenlerimizin günü kutlu olsun. Çabaları bu ülkenin sade ama en güçlü ışığıdır. Daim olsun. Öğretmenler Gününüz Kutlu olsun Mustafa Hocam..
Hocam söylediklerinize katılmamak mümkün değil. Her şeyi okuldan beklemek ve her eksikte okulu suçlamak maalesef en büyük sorunlarımızdan. Hepimizin sesi olduğunuz için çok teşekkür ederiz. Allah’a emanet olun.