eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Burhanettin KAPUSUZOĞLU

1972 yılında Yozgat'ta doğdu. Yozgat Lisesi'nden sonra Kayseri Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde mezun oldu. Eserlerinden bazıları: Bozoknağme, Seferberlik Mahşeri, Toprağa Can Ektiler, Böyle Dedi Yozgat, Yozgat'ın Üć Sırlısı, Yozgat'ta Zaman, Yozgat Medreseleri Tekke ve Zaviyeleri, Sarı Saltık Makamları, Mir'ât-ı Muhabbet-Hicran-zede Manzumeler, Îşaretler, Âkif Bey-Şâir ve Mütefekkir...

    Gaflet Uykusuna Yatan Uyanmaz/sa!

    Kelime anlamı itibariyle gaflet; çevresinde olanları farkedememe, gerçeği görememe, dalgınlık, dikkatsizlik, basiretsizlik, aymazlık, uyuşukluk, içi geçme ve uyku basma demektir.

    Gaflet; gücün, kudretin, iktidarın ve hâkimiyetin zevaline sebep olan ve medeniyetlerin de içten içe çöküşünü haber veren görünmez bir illettir.

    Gaflet, şuuru köreltir, dikkati çözer ve hakikat duygusunun kaybına kapı aralar. Nihayet insan da toplum da kendi ağırlığı altında çökmeye başlar. Çünkü gaflet, basit bir unutkanlık değil; hakikate karşı duyarsızlaşmak, zamanı okuyamamak ve nimeti ebedî sanmaktır. Bu yüzden gaflet, ahlâkî bir kusurdan olmaktan çok ötede ontolojik bir çözülmedir.

    Gaflet, hakikatle aradaki idrak bağının incelip kopmasıdır. İnsan esasında “ben” demesi sonucu gafil olur ve “biliyorum” tekebbürünün ağırlığı ile rehavete kapılıp kaybolur. Bu yüzdendir ki ben/lik kavşağını tutan gaflet; kalbi dünyaya, metâya, hazza, seküler olana alıştırır ve katılaştırır.

    Gaflet, kalbin üzerini örten ince bir perdedir. Meselenin ezici tarafı şudur: Bu perde, hakikati, hissedilmez ve yaşanmaz hâle getirir. İdrakin merkezini kaydırır. Sağlığı bozar ve ibret nazarını köreltir. Vehim, fehmi bulandırır.

    Hal böyleyken gaflet, toplum nizamının tefessüh etmesine, birlik harcının erimesine ve dirliğin gömülmesine hizmet eder. Böylece toplum, anlam hassasiyetini kaybetmiş mekanik bir cihaza dönüşür.
    Yitikler sayfasının en başına hikmet yazılır; çözülme keyf ede ede gelir ve bütün keyfi kaçırır.

    Bizden önceki nesil, oturduğu yerde uyuklama haline uyku bastı demez gaflet bastı derdi. İçi geçip etrafından habersiz hale gelenin dışı da göçer. Bu bakımdan kalbin uyanıklığı hayat memat meselesidir.

    Vakıa kalbin uyuduğu yerde aklın şirazesi çözülür, güç merhamet ve adalet olmadığı için putlaşır ve ruh kaybolur. Üslup adını unutturur, dil derinliğini kaybeder, fikir zayıflar, kalitede seçicilik bir değer ifade etmez ve mânâ yapısı çöker.

    Can kulağı ve can gözü kapanmaya görsün!

    Vaktiyle kulaklarda çınlayan “âgâh olun” sözü ne kadar büyük bir maarif tecellisi imiş de bilememişiz!

    S. Burhanettin Kapusuzoğlu

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.