Kelime anlamı itibariyle gaflet; çevresinde olanları farkedememe, gerçeği görememe, dalgınlık, dikkatsizlik, basiretsizlik, aymazlık, uyuşukluk, içi geçme ve uyku basma demektir. Gaflet; gücün, kudretin, iktidarın ve hâkimiyetin zevaline sebep olan ve medeniyetlerin de içten içe çöküşünü haber veren görünmez bir illettir. Gaflet, şuuru köreltir, dikkati çözer ve hakikat duygusunun kaybına kapı...
Arapların ünlü bir deyimi vardır. ‘Fi’l cehaleti rahatun’ derler. Yani cehalet huzur ve rahat vericidir. Öyle midir? Büyük ölçüde öyledir. Özellikle de çağımızda. Cehalet kişiyi rahatlatabilir ve huzur verebilir. Belki düşüncesizlik anlamında huzurun da kaynağıdır! Ötesinde basit insanı mutlu edebilir. Hatta bu meyanda şöyle bir söz nakledilmiştir: “Maarif ne güzel idare...
‘’Kendisiyle barışık olmak’’ deyimini uydurdu kişisel gelişimciler. Ne demek kendisiyle barışık olmak? Hiçbir şeyi dert etmeyen, mahalle yanarken saçını tarayan insan türüne deniyor bazen… Bazen de cahilliği ile, kilolarıyla, beceriksizliğiyle dalga geçene deniyor… Mütevazılık diye yutturulan bir tür zevzeklik yani… Kendisini geliştirme, dönüştürme gayreti olmayan, çapsız, fikirsiz, gâilesiz insan çeşidi....
“Cahilliğin, iş bilmezliğin, yobazlığın, bağnazlığın ülkemizi ne hale getirdiği ortada…” Bu cümleye sarılmayan yok ülkemizde. Hangi kesimden olursanız olun, bu söz üzerine sayfalar dolusu konuşabilirsiniz. Nedir peki cahillik? Okuma yazma bilmemek mi? Sadece ilkokul mezunu olmak mı? Üniversiteye gidememek mi? Birkaç üniversite okuyamamak ya da akademik kariyer yapamamak mı? Türk...
İnsanın kendine çeki düzen vermesi gerek ara sıra. Kendimizi kendimize dert edinmeliyiz belli aralıklarla. Arada bir bakımdan geçirmek gerek kendimizi yani. Çünkü insan kendini göremiyor, hatasını meziyet sanıyor bir süre sonra. Ayrıca artık insanlar hatalarımızı söylemiyorlar yüzümüze. Arkamızdan konuşmayı tercih ediyorlar. Âsâfın mikdarını bilmez Süleyman olmayan Bilmez insan kadrini âlemde...