(Dil ve Konuşma Engelliler)
Kişinin diğer insanlarla iletişiminde en etkin duyusu konuşma duyusudur. Duygu, düşünce, istek ve ihtiyaçlar en çok konuşma duyusundan faydalanılarak anlatılmaktadır. Genel bir tarifle “herhangi bir nedenle konuşamama veya konuşmanın hızında, akıcılığında, ifadesinde bozukluk ve ses bozukluğu” olarak tanımlanan konuşma engellilik; bu durumu yaşayan şahıs açısından iletişimde bir takım zorluklarla karşılaşmasına neden olmaktadır.
Kur’an’da insanın dış dünya ile iletişimini sağlayan göz, dil ve dudakların insana nimet olarak verildiğine dikkat çekilmektedir. (Beled 90/8,9) Dil ve konuşma engelliliğini ifade etmek için ise tercih edilen kelime “ebkem” (çoğulu “bükm”) kelimesidir. Kelime; daha çok doğuştan konuşma engelliliği ifade etmekle birlikte konuşabilen ama cehaletten düzgün konuşamayan, cevaplarının nedenini açıklayamayan insanlar için de kullanılmaktadır. Ayrıca kelimenin anlam örgüsü içinde manevi anlamda kalbini Allah’a yöneltmeme anlamı da bulunmaktadır ki Kur’an kelimeyi daha çok bu anlamıyla kullanmaktadır.
Dilleri olduğu ve fiziksel olarak konuşabildiği halde peygamberlerin getirdiği hakikatleri ikrar etmeyenler “dilsizler (bükmün)” olarak isimlendirilmektedir. Bu bakış açısı ile Kur’an asıl engelliliğin manevi engellilik olduğunu ortaya koymaktadır. Kullanmayı tercih ettiği “ebkem” kelimesinin kök anlamında “hakikat sözünü söylemeyen, kalbini Allah’a yöneltmeyen” anlamının bulunması da bu durumu teyit etmektedir. Bununla birlikte bir ayette dünya hayatında fiziksel anlamda benzetme açısından konuşma engellilikten söz edilmektedir:
“Allah, (şöyle) iki adamı misal verdi: Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, efendisine sadece bir yüktür. Nereye göndersen olumlu bir sonuç alamaz. Bu, adalet ile emreden ve doğru yol üzere olan kimse ile eşit olur mu?” (Nahl 16/76).
Ayette ehliyetsizlik, yetersizlik ile dürüstlük, yeterlilik arasında bir karşılaştırma yapılmaktadır. Halden hareketle bir hakikat anlatılmaktadır. Yoksa konuşma engellileri bir aşağılama söz konusu değildir.
Konuşma engellilik; hiç konuşamamaya denildiği gibi, konuşmanın akışında, ritminde ifadelerin bozuk olmasına da denilmektedir. Bu bağlamda Kur’an çarpıcı bir örnek olarak Hz. Musa’nın durumundan söz etmektedir. Ayetlerle ilgili yapılan açıklamalardan; Hz. Musa’nın, mahiyeti konusunda farklı görüşler ileri sürülse de, bir konuşma probleminin olduğu (Taha 20/27-28; Kasas 28/34), Firavun’un bunu istismar etmek isteği (Zuhruf 43/52), Hz. Musa’nın “Dilimden (şu) düğümü çöz. Ki sözümü anlasınlar.” (Taha 20/27-28) duasıyla dilinin düğümünün çözüldüğü, açık bir şekilde konuşmaya başladığı ve kendisine ondan daha fasih konuşan kardeşinin yardımcı olarak verilmesi (Kasas 28/34-35) ile de ilahî mesajı ulaştırma da daha etkin kılındığı anlaşılmaktadır.
Kur’an’da konuşma engellilerin işaret diliyle anlaşabileceklerine bir delil olabilecek örneğe de yer verilmiştir. Hz. Zekeriya’nın sınırlı bir süre için bile olsa konuşmadığı/konuşamadığı ve bu süre içinde işaret dilini kullanarak insanlarla iletişim kurduğu dile getirilmektedir. Bu özel iletişimi anlatmak için tercih edilen kelime “vahiy” kelimesidir. Bir bakıma işaret dilini kullanarak iletişim kuranların kullandıkları bu iletişim biçimini Kur’an, özel bir iletişim vasıtası olan “vahiy” kelimesi ile ifade etmiştir. Önemine binaen gelecek yazımızda bu durumu irdelemek üzere…