Kâmil Yeşil
TÜRKİYE YÜZYILI İÇİN
İMAM HATİPLERİN ADINI ve MUHTEVASINI DEĞİŞTİRMEYİ TEKLİF EDİYORUM
1950’den bu yana MEB’in bünyesinde, sıkı kontrol altında olmasına rağmen kayda değer bir kesim İmam Hatip Liselerini hazmedemedi. Kimi bu kadar imama ihtiyaç yok, deyip İmam Hatip okullarının azaltılmasını istedi. Kızlar imam mı olacak, onların İmam Hatip’te ne işi var diyenler de çıktı. Hâlâ bunu seslendirenler var.
İmam Hatip’ten sonra sanki hiç üniversite okumamış, bir lisans ve yüksek lisans eğitimi yapmamış gibi, bürokrasiye, akademyada bir mevkiye tayin olunan kişiler için imamı tayin ettiler, imam getirdiler diye haberler yapılıyor.
Tarihine bakıldığında bu okulların İmam Hatip Kursu olarak başladığını görüyoruz. Üstelik bu kurslar İsmet İnönü yönetimi tarafından ihdas edildi. 23-50 arasında Anadolu’da en çok ihtiyaç hissedilen kişi ölülerin İslami kurallara göre yıkanıp kefenlenip cenazesinin defnini yapacak imamlar idi. Sayıları çok azalan birkaç kişi de ulaşım vasıtası olmadığı için köyden köye yaya, eşek sırtında cenaze teşyii için birkaç günde ancak gidebiliyordu. İmam gelinceye kadar cesetler bozuluyordu. Halk, çare olarak İsmet İnönü’yü tehdit etti. Bir Anadolu seyahatinde etrafını çevirdiler. “Paşa paşa dediler. Ekmeği karneye bağladın bi şey demedik. Süpürge tohumu yemeğe razı olduk. Ama bıçak kemiğe dayandı. Ölülerimizi yıkayıp gömemez, cenaze namazı kılamaz olduk. Artık yeter.”
Sosyal tarihçiler bu konuşmadan sonra İnönü’nün belli başlı vilayetlerde “imam hatip kursları” açılması için direktif verdiğini söylüyor. İmam Hatip Okulu öğrencilerine “ölü yıkayıcısı mı olacaksın” sözü buradan gelir. Kurstan, okula, okuldan liseye, liseden proje lisesine ve uluslararası liseye evrildi hâlâ bir kısım laikçiler bu okullarda okuyan öğrencilere aynı soruyu sormaktan utanmıyorlar.
İmam Hatip Lisesi mezunları liseyi dışarıdan bitirerek hukuk, tıp, mühendislik, mimarlık, siyaset bilimi, edebiyat, tarih okudular; cumhurbaşkanı, başbakan, bakan, meclis başkanı oldular, hâlâ aynı terane devam ediyor.
İmam hatipler şimdi de son dönemin aktüel konusu uyuşturucu kullanmak vs ile anılıyor. “Vay be İmam Hatipliye bak” deniyor. Maksat o İmam Hatipli değil. Onlar, bütün İmam Hatipliler -sözde- kınadıkları gibi kişiler olsun isterler. Fakat suret-i haktan görünerek bütün İmam Hatiplileri ve İmamları, cami görevlilerini hedef alıyorlar.
Doğrusu 70’li yıllardan bu yana İmam Hatip Lisesi mezunları Diyanet’te İmam olmayı değil diğer saha ve branşlarda okuyup görev almayı tercih ediyorlar. Onlarave ailelere temel İslâmî ilimleri öğrenmiş olmak yetiyor. Böylece halkın bu okullardan beklediği tahakkuk etmiş oluyor. Halkımız liselerde haftalık bir saat din kültürü ve ahlak bilgisi ile bu işlerin olmayacağını gördüğü için çocuklarına daha iyi bir dinî eğitim aldırmak istiyor hepsi bu. Bu ihtiyaç kızlar için de geçerli olduğundan milletimiz kızlarını da İmam Hatip Liselerine gönderdi, gönderiyor. “Millet kız çocuğunu erkek çocuğundan ayırıyor, erkekleri okutuyor kızları cahil bırakıyor” tenkidi de böylece boş bir iddia oldu.
Aradan 70 sene geçtikten sonra İmam Hatiplerin aynıisim, aynı sistem ile devam etmesini yeniden ele almak gerekiyor. Bildiğim kadarıyla günümüz İHL mezunları formasyon olarak zaten yetersiz yetişiyor ve Diyanet imam ve hatip olacakları ya iki yıllık yüksek ihtisas merkezini bitirmişlerden seçiyor ya hizmet içi eğitime alıyor.
Hem İslam’da ruhbanlık yok, derken hem Patriklere benzer bir şekilde “din adamı” sınıfı yetiştirmek gibi bir garabete düşmemeliyiz. Sağlık Lisesine hemşire yetiştiriyor diye Hemşire Lisesi denilmediği gibi; mezunları imam, müezzin, hatip olarak vazife aldığı, dinî ilimler okuduğu içinbir okula İmam Hatip denilmemelidir. “İslami ve ModernBilimler Lisesi”, “İslami, Sosyal, Fen ve Teknolojik Bilimler Lisesi” gibi daha kapsayıcı isimler verilebilir, verilmelidir.
Dikkat edilirse günümüz İmam Hatipler özellikle meslek dersleri müfredatı ilk açılıştaki yapı ile kaim. Usûl bilgisi dahil, müfredat bir vaiz ve müftüde olması gereken ayrıntılar içeriyor. Bir dönem bu okulların birinci dönemini bitiren İmam; ikinci dönemini bitiren vaiz, müftü oluyordu. Artık bu mesleki formasyon ilahiyatfakültelerinde olduğuna göre İmam Hatiplilerin müfredatı meslek formasyonundan çıkarılmalı, adı ve muhteva çağa uygun sosyal bilimler, felsefe, edebiyat, bilim, teknoloji ve fen ile donatılmalıdır. Böylece İslam, okul isimlerinde resmî kayıtlara girmiş olur. Okulların adının değişmesi hak kaybına yol açmaz, düzenleme ona göre yapılır.
Kabul etmek gerekir ki günümüz öğrencileri için İmam ve Hatip unvanı hem ağır, taşınması zor bir unvan hem de muhteva bakımından Türkiye Yüzyılı perspektifi dışında kalan bir isimdir. Günümüz İmam Hatiplileri, tarihlerini bilmedikleri mirasın ağırlığı altında ezilmemeli ve okul adı bahane edilerek İmam- ı Azam, İmam Şafii, İmam Malik, İmam Hanbel gibi bu unvanı hakkıyla temsil edenlere söz getirmemelidir. Böylece ideolojik Türk filmlerinde ve romanlarında İmam olarak çizilen şaşı gözlü, hilekar, hain, cahil, kadınların göbeğine muska yazan sun’i tipi tarihe gömme imkanı doğacaktır. Böylece önümüzdeki yüzyılda dine, Diyanet’e, Diyanet mensuplarına karalama fırsat ve imkanı verilmemiş olacaktır.
Önümüzdeki aylarda, ÖNDER, İlim Yayma Cemiyeti, Diyanet, İlahiyat Fakülteleri, Cihannüma, ENSAR gibi paydaşların MEB ile bir araya gelerek bu konuyu müzakere edip bir sonuca bağlamalarını Türkiye Yüzyılı için çok önemli bir adım olarak görüyorum.
Başlıkta dediğim gibi bu sadece bir isim değişikliği olmamalıdır. Muhteva, müfredat da bu isimlere göre yeniden tespit edilmelidir. Dünyaca ünlü ve adına müze yaptığımız Fuat Sezgin’in bilim tarihi eserleri başta olmak üzere “yeni bir bilim, yeni bir teknik zihniyeti” ile dizayn edilmelidir muhteva. İmam Hatip öğrencisi biyoloji dersinden çıkıp laboratuvara, rasathaneye, matematik araştırmalarına girmelidir. Tarihimizdeki Hoca Tahsin’inden bir şeyler taşımalı değil miyiz günümüze? Malezya’dan Hindistan’a kadar islam ülkelerindeki bilim, fen ve teknoloji sahalarındaki eğitim birikimi uluslar arası bir entegre sistemiyle bize taşınabilir. Hakeza sosyal bilimlerde benzer bir muhteva genişlemesine gidilmelidir. En önemlisi artık 50-70’li yıllardaki fıkıh, hadis, tefsir, kelam, akaid, tasavvuf ilimlerinin çok ilerisindeyiz. Sahanın yeni ilim ve fikir adamları meslek derslerine el atmalı ve bu okullar yeni bir veçhe ile Türkiye Yüzyılına hazır olmalıdır.
Prof. Dr. Mehmet Görmez’in rektör olarak atandığı “Uluslar arası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi”ninverimli olması için böyle bir alt yapıya ihtiyaç var.
Bunu yaparsa İmam Hatip Lisesi mezunu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İmam Hatip Lisesi mezunu Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve diğer İmam Hatipli bürokrasi yapar. Onlar yapmazsa kimse dönüp bakmaz. Böyle bir teşebbüs, hemen İmam Hatip düşmanlığı olarak görülür ve kimse cesaret edemez. Çünkü aradan 70 yıl geçti Anadolu’su, Proje’si oldu İmam Hatipleri hâlâ Kur’an Kursu zanneden, içinde yıkanmaya hazır naaşlar olduğunu zanneden kör bakış var.
Kurumlar insanlar gibidir. Gün gelir yaşlanır gün gelir iş görmez hale gelir. Gün gelir hücreler kendini yeniler.
Yapılacak bu değişiklikler İmam Hatip okullarına emek verenlerin amellerini boşa çıkarmaz hatta o büyüklerin ideallerine hizmet eder.
İslam’ın zamanın gereklerine uyduğunu başka nasıl gösterebiliriz ki…
Sözü kimin söylediğine bakanlar bu teklifimi dikkate almayacaklar. Ne söylediğime bakanlaradır sözüm. Bir yazı ile böyle bir değişikliğin olmayacağını ben de biliyorum. Ama elden ele dolaşır üzerinde durulursa bir yol açılır diye umudum var.
Son sözüm : Önümüzdeki yılları kurtarmak için acele edelim.
Vallahi güzel ve çok elzem bir teklif, tebrik ediyorum sevgili hocam.
Çok iyi bir atraksiyon olur, ve toplumun ön yargısı şak diye kırılmış olur, top yekün bir nesli dinden sogutmaktan sa, ilgili ve meraklılarına büyük müthiş bir fırsat sunulmuş olur…
Hadi inşallah hayırlı bir adım atılır