Hafta içi sınıfta, hafta sonu bahçede geçen bir hayatım var. İlk bakışta birbirinden uzak gibi görünen bu iki dünya, aslında içimde aynı yerde buluşuyor.
Biri insanla, diğeri toprakla kurduğum bağ… Ama ikisinin de özü aynı: emek vermek, sabretmek ve karşılığında bazen bir çocuğun hayalinin, bazen toprağın içindeki bir tohumun yeşerdiğine tanıklık etmek.
Okulda, sınıf kapısından içeri girdiğim an, dışarıda ne varsa bir süreliğine geride kalıyor. Karşımda, birbirinden farklı dünyalar taşıyan öğrencilerim var. Her birinin bakışı, gülüşü, sorusu, susuşu bile farklı. Onlarla ilgilenmek, bir konuyu birlikte anlamaya çalışmak, bazen bir hikâyeyle onların dünyasında küçük bir kapı aralamak… Bunlar bana büyük bir mutluluk veriyor.
Onlara bakarken çoğu zaman kendimi bir bahçeye bakıyormuş gibi hissediyorum. Her biri âdeta farklı bir tohum. İlgiyle, sabırla büyümeyi bekleyen birer hayat… Kimi hemen filizleniyor, kimi ise toprağın altında sessizce zamanını kolluyor. Ama her birinin içinde saklı bir umut, bir imkân var. Bana düşen; sabırla beklemek, özenle ilgilenmek ve her birine inanmaktan vazgeçmemek.
Hafta sonu yaklaştığında içimde tarif etmesi zor bir çağrı uyanıyor. Şehrin duvarları dar geliyor, betonun rengi gözümü yoruyor. Sanki bir yerlerden ismim fısıldanıyor da o sesi takip ederek kendimi bahçenin yolunda buluyorum. Yaklaşık bir saatlik yolculuğun ardından hedefe ulaşıyorum. Daha kapıdan girer girmez içim açılıyor. Toprağın kokusu, çiçeklerin zarafeti, rüzgârın tenime değen hâli… Gerçek evime gelmiş gibi hissediyorum.
Bahçede gün, güneşin ilk ışıklarıyla başlıyor. O ışığın toprağa usulca düşüşünü izlemek, bana acele etmeden de yaşanabileceğini hatırlatıyor.
Sonra gün kendi ritmiyle akıp gidiyor. Ellerim boş durmuyor; ağaçları buduyor, kesilen dalları oduna çeviriyor, toprağı kazıp yeni hayatlara yer açıyor, çapa yapıyor, güllerle ilgileniyorum. Ellerim toprağa her değdiğinde zihnim biraz daha arınıyor, kalbim biraz daha hafifliyor.
Kimi insan için bu işler yorucu, hatta anlamsız görünebilir. Oysa ben tam tersini hissediyorum. Bedenim çalıştıkça dinleniyor, zihnim yoruldukça berraklaşıyor. Şehirde spor salonlarına ayrılan zaman ve emekle kıyaslandığında, burada harcanan emeğin doğrudan ve doğal bir karşılığı olduğunu görüyorum. Burada hareket var, emek var; ama en çok da anlam var.
En sevdiğim anlardan biri ise bir ağacın gölgesinde kitap okumak. Gölgeye sığınıp sayfaları araladığımda kelimelerle huzur birbirine karışıyor. Kuş sesleri satırlara eşlik ediyor, rüzgâr sayfalar arasında geziniyor. Bazen kitabı kapatıp sadece dinliyorum. O anlarda zaman yavaşlıyor. Ne geçmişin yükü kalıyor içimde ne de geleceğin telaşı… Sadece anın dinginliği.
Bahçede geçirdiğim zamanın benim için bir başka yönü daha var. Doğanın içinde, o kusursuz düzenin ortasında, Yaratıcı’ya daha yakın olduğumu hissediyorum. Çiçeklerle ilgilenirken onların narin yapısını inceliyor, bir tohumun toprağı yarıp çıkışına şahit oluyorum. Ağaçların dallarında, toprağın bereketinde görünen uyumu izliyor ve hayran kalıyorum. Bütün bunlar bana büyük bir bütünün parçası olduğumu hatırlatıyor.
Hafta sonunun bitiminde yeniden şehre dönüyorum. Ama içimde hep o yeşil kalıyor. O dinginlik, o sadelik benimle birlikte geliyor. Ve fark ediyorum ki aslında iki ayrı hayat yaşamıyorum; aynı hayatın iki farklı hâlini yaşıyorum. Hafta içi öğrencilerimle, hafta sonu toprağımla…
Birinde geleceğe dokunuyorum, diğerinde köklerime. Ve her ikisi de beni ben yapıyor.
Doğada geçirdiğim bu zamanın bana iyi geldiğini açıkça hissediyorum. Daha sakin, daha sabırlı, daha dikkatli oluyorum. İçimdeki karmaşa yerini dinginliğe bırakıyor. Bu hâl, etrafımdaki insanlara da yansıyor. Öğrencilerime karşı daha anlayışlı ve sabırlı oluyorum. Çünkü tabiat bana acele etmemeyi, zorlamamayı ve her şeyin kendi zamanında olacağını öğretiyor.
Meral Ünsal
Yaşadığın hayat bu yazıyla yüreğimize kadar işledi kıymetli yazarım
Sanki o bahçede biz de vardık ve o huzuru, dinginliği içimizde hissettik.
Kalemine yüreğine sağlık..
Nazik geri bildiriminiz için teşekkür ederim. Yazının sizde bir karşılık bulmasına sevindim. İlginiz ve desteğiniz çok değerli.
Ne kadar içten bir yazı…
Çok güzel olmuş, elinize emeğinize sağlık.
Güzel düşünceleriniz ve nazik yorumunuz için çok teşekkür ederim.
Okurken insanın içini ısıtan bir yazı tebrik eder yazmaya devam etmenizi dilerim .
Nazik yorumunuz için çok teşekkür ederim. Beğenmeniz benim için gerçekten çok kıymetli. Sağ olun, var olun.
Hocam ellerinize sağlık çok güzel olmuş
Hem duygulandım hem de bu yazıdan ders çıkardım
Allah razı olsun sizden…
Çok teşekkür ederim canım. Beğenmene sevindim. Allah hepimizden razı olsun inşallah.
Tebrik ederim kıymetli hocam. Her insan, zaman zaman, az çok yaşadıklarına dair bir duygu yoğunluğu yaşar. Ama çok azı kalbinin derinliklerindekini böylesine arı duru bir Türkçe ile yazıya dökebilir. Çok başarılı bir yazı. Yenilerini sabırsızlıkla bekliyoruz.
Kıymetli sözleriniz için gönülden teşekkür ederim. Böyle anlamlı bir değerlendirme, yazma yolculuğumda bana güç ve cesaret veriyor. İlginiz ve güzel temennileriniz için sağ olun; umarım yeni yazılarda da buluşuruz.
Bize iki farklı anın bir bütün olduğunu hissettirip akıcı üslubunuzla somutlaştırdınız. Tebrik ederim hocam. Yeni yazılarınızı heyecanla bekliyoruz.
Çok teşekkür ederim.
Kıymetli Öğretmenim, ben Yasmin
Yazınız çok güzel olmuş, ellerinize sağlık ve şunu demek isterim ki siz mükemmel bir öğretmensiniz gerçekten ben ve tüm sınıf, biz çok şanslıyız çünkü sizin gibi bir öğretmenimiz var ve bizim iyiliğimiz için çok uğraştınız için size minnettarız ve sizin sayenizde ben çok şey öğrendim ve sınıf ortalamam sizin sayenizde yükseldi her şey için çok teşekkür ediyorum.
Bu satırları size, kalbimdeki derin minnet duygusunu ifade etmek için yazıyorum. Okula başladığımız ilk günden beri bizlere sadece bir öğretmen değil, aynı zamanda bir rehber ve aile oldunuz. Bir harfi yazarken elimizi tutuşunuzdan, hayallerimize giden yolda verdiğiniz desteğe kadar her anımızda yanımızdaydınız.
Bize kattığınız değerler, öğrettiğiniz bilgiler ve gösterdiğiniz bitmek bilmeyen sabır için size ne kadar teşekkür etsem azdır. Sayenizde sadece bilgiyle değil, sevgi ve özgüvenle de donandık. Emekleriniz ve üzerimizdeki hakkınız ödenmez. Yolumuzu aydınlatan bir güneş gibi, karanlıklarımıza her zaman ışık oldunuz. Sizi tanıdığım için kendimi çok şanslı hissediyorum. Her şey için çok teşekkür ediyorum
Çok duygulandım. Ne mutlu bana. Teşekkür ederim canım. Ben de seni çok seviyorum.
Meral hocam, gerçekten çok güzel bir yazı olmuş, dil ve benzetme harika, Bizim hakkımızdaki düşünceleriniz de çok güzel… sizi çok seviyorum.
Teşekkür ederim canım. Ben de seni çok seviyorum.
Hocam çok güzel yazmışsınız ellerinize sağlık çok beğendim ve herşey için çok teşekkür ederim Allah razı olsun
Amin Canım. Ben teşekkür ederim.
Merhaba sevgili, saygıdeğer, canım hocam,
Sizi ilk tanıştığımız günden beri çok seviyorum. Anlattığınız hikâyeler ve derslerinizdeki o güzel eğlence sayesinde sizi hep aklımda ve kalbimde taşıyorum. İyi ki varsınız, iyi ki tanışmışız. Yazdığınız bu yazı, hayatın ahengini çok doğal ve etkileyici bir şekilde anlatıyor. Gerçekten çok beğendim. Bence ileride mutlaka bir yazar olmalısınız hocam; biz de sizin kitaplarınızı keyifle okumaya devam edelim. Çünkü yazılarınız hem çok eğlenceli hem de insanın kendisi olmasını, maceracı ve hayat dolu kalmasını anlatıyor. Emekleriniz için minnettarım. Ellerinize sağlık. Yazınızı herkese tavsiye ediyorum.
Sevgilerle, Öğrenciniz Ecem Mira ❤
Teşekkür ederim canım. Ben de seni çok seviyorum.
Hocam, yazınız tek kelimeyle muazzam olmuş. Konuya olan hakimiyetiniz ve anlatımınızdaki o zarif üslup okuyucuyu gerçekten içine çekiyor. Bizlerle bu denli nitelikli ve ufuk açıcı bir içeriği paylaştığınız için minnettarım. Emeklerinize ve kaleminize sağlık.
Çok teşekkür ederim.
Kıymetli meslektaşım on parmağında on marifet yaptığı her işte aynı özen ve naiflik öğrencileri ve bizler çok şanslıyız kalemine yüreğine sağlık…