eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Açık
30°C
Ankara
30°C
Açık
Salı Açık
31°C
Çarşamba Açık
31°C
Perşembe Açık
30°C
Cuma Açık
31°C

Eğitimde Epistemik Cemaat ve Değiştirilmesi Teklif Dahi Edilemeyen Uygulamalarımız

Eğitimde Epistemik Cemaat ve Değiştirilmesi Teklif Dahi Edilemeyen Uygulamalarımız

Eğitimde kutsallarımız, dolayısıyla dokunulmaz alanlarımız var. Hiçbir hükümet bu kutsallara dokunamıyor, değiştiremiyor, değiştirilmesine yönelik teklif dahi yapamıyor. Hiçbir bilim adamı bu alanlar üzerinde yazamıyor, yazdıramıyor. Bu alanlar, teorisiyle ve uygulamasıyla kutsal kabul edildiğinden konuşulamıyor bile. Konuşulmaya cüret edildiğinde kutsal alanların fedaileri tarafından saldırıya geçiliyor, o kişi/ler alandan çıkarılıyor, bir daha da gün yüzü görmemesi yönünde adımlar atılıyor. Bu alanlar; zorunlu eğitim, genel eğitim, Kemalist eğitim, batıcı eğitim, bilimsel eğitim, evrensel eğitim, karma eğitim vb.

Rahmetli olan değerli hocalarımızdan Hüsamettin (Arslan) Hoca’nın değerli bir kitabından (Epistemik Cemaat, Paradigma Yayınları) esinlenerek söyleyelim, bu alanlar ülkemizin epistemik cemaatinin belirlediği alanlardır. Hoca “Epistemik cemaat, bu alanlarda yaşamanın kurallarını da belirlemiştir. Bu kurallar çiğnenemez, çünkü cemaatin temel değerleridir. Bu kurallara veya değerlere uyum göstermeyen kişiler, cemaatin dışına itilir hemen” diyor. Epistemik cemaat, bu sınırlayıcı özelliği nedeniyle doğal olarak bir inanç gibidir, kendisine imanı zorunlu kılar, aksi takdirde aforoz ediyor. Cemaatin dışına itilmek için bir sürü yol var ama en etkilisi, şu aralar, medyadır.

Ülkemizin eğitimini uzun süreden beri yönlendiren bu epistemik cemaattir. Bilgisini, bilimini, sözlerini, kaynağını, gücünü batıya biatından alan bu cemaatin varlığı, eğitimin bir türlü aslına rücu ettirilememesinin temel nedenidir. Bu cemaat, payeler dağıtarak müritlerini sürekli artırmakta. Artırdıkça da kutsallığı, dokunulmazlığı güçlenmekte. Mesela bunlardan biri 12 yıl süren zorunlu eğitim. Endoktrinasyon dışında eğitimsel hiçbir anlamı olmayan bu zorunlu 12 yıl uygulaması bir türlü tartışmaya açılamıyor. Türk eğitim sisteminin ruhunun batıcı/batılı bir ruh taşıması da, karma eğitim de, ideolojik düzeydeki Kemalist eğitim de artık tartışılmıyor. Öte yandan bilim, salgınla birlikte, dinin yerine almış durumda. Bilim adamlarının sözleri kutsal metinden parçalar olarak algılanıyor adeta. Eskiden buna karşı olan muhafazakârlar bile, artık, bunun savunuculuğunu yapıyor. Oldukça acı bir tablo. Ancak epistemik cemaatin gücünü doğrudan gösteren bu dönüşümler, diğer kutsal alanların da tartışılmasının önüne geçmiş oluyor.

Evet, Türk eğitiminde epistemik cemaatin gücü gittikçe güçleniyor. Bu cemaatin normları, değerleri dışında söylenilen her söz, her yazı, her düşünce uygulama alanı bulamıyor. Bulabilmesi için epistemik cemaatin diline, kültürüne çevrilmesi gerekiyor. Mesela ahlak mı öğreteceksiniz, bunu ahlak olarak öğretemezsiniz, çünkü ahlakın kaynağı din yahut kültürünüzdür. Bu nedenle bunu “değerler eğitimi” altında ya da “etik” olarak öğretmelisiniz. Yani sekülerleştirmelisiniz. Yine bizdeki uydu Epistemik cemaat, cinsiyete dayalı bir okul sistemini öngörmediğinden karma eğitime dair eleştirel söylemleri dillendiremezsiniz. Bu ancak “Batıda ya da Japonya’da uygulanıyor ama” diyerek dillendirilebilir ama sadece dillendirilebilir fakat uygulanamaz. Örneğin bundan 3-4 yıl önce devlet büyüklerinin Japonya

ziyareti sırasında orada gördükleri “kadın üniversitesi”nin burada açılması istenildiğinde yapılan tartışmaların boyutu unutulmuş değil.

Batıcı eğitim, eğitimdeki müfredatın sekülerliği, öğrenci merkezli eğitim, evrenselcilik, pozitivizim, kültürünü temel almayan eğitim, kendi ülkesinin vaziyetine Paris’ten ve Londra’dan bakan eğitim uzmanı (!), Amerikan literatüründen beslenen akademisyen, ahlak ve edebin okullardan çekilişi, başarının tek ölçüt olması vb. olgular eğitimdeki epistemik cemaatin sürekli yenilenen versiyonlarıdır.

Hâsılı kelâm, Türk eğitimi, belirleyiciliği gün geçtikçe artan bu eğitimdeki epistemik cemaatle mücadele etmeden düzeltilemez. Daha doğrusu eğitimimizi hal yoluna koymak için bize lazım olan değişiklik, düzenleme ya da reform değil, kültürümüzü temel alan bir inkılâptır (Necip Fazıl’ın tespitiyle devrim devirir, İnkılap düzen kurar). İnkılaptan kasıt ise, ülkemizde kendi eğitimimizi aslına uygun bir şekilde kurmaktır. Necip Fazıl’ın ifadesini genişleterek bitirelim; evet, “dünya bir inkılap bekliyor”, ama bu inkılap için de öncelikle eğitimde inkılap lazım, kültürümüzü temel alan bir inkılap.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.