Efendim, daha önceki yazımda “Maarif projesiz olmaz” (https://www.maarifinsesi.com/maarif-projesiz-olmaz/) demiştim. Dolayısıyla projenin her alanda olduğu kadar, maarifte de başat bir rolde olduğunu açıkça dile getirmiştim.
Malûm geçen haftalarda Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı proje okullarına öğretmen ve idareci ataması oldu. Elbette proje okulunun niteliğine bağlı olarak bu değişiklik bazı okullarda büyük çapta bazılarında küçük çapta oldu. Bunun böyle olması ise gayet doğaldı. Çünkü adı üzerinde bunlar proje okulu olduğu için elbette başarı merkeze alınarak büyük ölçüde takdir okulun kendi idaresine bırakılmıştı. Nitekim gördüğüm kadarıyla da idarenin isteği doğrultusunda bazı öğretmenler yeniden aynı okuluna atanırken bazı öğretmenlere de proje okullarında elde ettiğiniz tecrübeyi proje olmayan okullarda da kullanınız, denildi. Bazıları benim bu son yorumumu beğenmeyecekler, ama ben meseleye birazcık da böyle bakılması gerektiğini düşünüyorum. Neticede hepsi devletin okulu; projesi de proje olmayanı da…
Elbette atamaya ilişkin usul ve esas tartışılabilir; hatta tartışılmalıdır da. Fakat bu süreçte proje okulları üzerinde bazılarının çok fazla yaygara koparmalarını ise anlamak güç! Malûm olduğu üzere yaygara, “gereksiz yere yüksek sesle bağırıp çağırma, gürültü koparma” mânâsına geliyor. Yaygara koparmak ise “haykırmak, bağırmak, bağırıp çağırmak”tır. Aslında kelime, proje ile yan yana gelmeyi de sever. Diğer yandan, gereksiz yere veya lüzumundan fazla yaygara koparanlar başka bir projenin de pekâlâ parçası olabilirler. Buna çok dikkat edilmesi lazım. Yoksa yukarıda da söylediğim gibi, bu okullar proje okulu; süresi sona eren her öğretmene okul idaresi “güle güle” diyebilir. Üstelik bunun için Bakan Bey’e de danışması gerekmez. Zaten okul idaresi de bu okula, kendi eğitim kadrosunu kendisi belirlesin diye atanır. Bu süreçte başkalarının dahli olur mu? Elbette olur. Neticede mevzu eğitim… Kısacası belirleme ve tayin etmenin her aşamada geçerli olduğu bir yapıda bundan yaygara koparmak açıkçası bana pek mantıklı gelmiyor; dediğim gibi bir başka projenin parçası değilseler eğer… Yanılmıyorsam eğer 2016 yılında, yani bu okullara ilk atamaların yapıldığında da benzer bir süreç yaşanmıştı; ses çıkaranlar olmuştu; fakat böylesine büyük bir yaygara koparılmamıştı. Yani maarif maarif olalı böyle yaygara görmemişti!
Hani diyorum, maarif gibi çok hassas mevzuda yaygara koparmadan önce dönüp kendi halimize de bir baksak mı?, diyorum. Bakınız gereksiz koparılan yaygara için Töreli Türk şiirinin büyük şairi Yahyâ Kemal ne diyor:
“Yorgun kulaklarımda sürerken bu yaygara
Durdum hazin hazin, acıdım kendi hâlime”
Elbette bu husus, muktediri için de muhalefeti için de geçerli. Aksi takdirde bundan maarifin, dolayısıyla ülkenin büyük bir zarar göreceği de kesin. Bu yüzden maarifte her adım oldukça hassas ve dikkatli atılmalı. Proje yaygarası ile maarife gelinmez, ama maarif de projesiz olmaz! Şayet gereğinden fazla yaygara koparanlar düşman değil ise projeden yaygara koparmak sadece düşmanlarımızı sevindirir. Sizce de öyle değil mi?
Müdürlük yaptığım yıllarda proje sınıflarında ders veren matematik ve fizik öğretmenimin il içi ataması çıkmıştı. Ben gideceği ilçenin M.EMüdürüyle bağlantı kurmuş ve mümkünse ilişiklerinin yıl sonunda kesmem değilse okulumda görevlendirme olarak bu yılı tamamlamaları ile ilgili konuşmuştum. Sağ olsunlar o zaman öğrenci maduriyetini göz önüne alarak kabul etmişlerdi. Bırakın Resim öğretmenim Üniversiteye öğretim üyesi olarak gidecekken iki proje aksamasın diye Fakülteyle iletişim kurarak yıl sonunda ayrılmasını sağlamıştık. Eğitim öğretim yaz boz tahtası değildir. Görev değişikliklerinde zamanlama önemlidir. Milli Eğitim Temel Kanunundaki amaçlar gözardı edilmemelidir. Hem öğretmen hem öğrencideki adalet duygusuna da önem verilmelidir diye düşünüyorum. Sevgi ve saygıyla kalın….