eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Prof. Dr. Yılmaz GEÇİT: Tevfik İleri’yi Anlamak

Türkiye’nin cennet köşelerinden biri olan çayın, yağmurun ve bulutların başkenti Rize’de dünyaya gözlerini açan Tevfik İLERİ, ailesiyle küçük yaşta bu defa dünya başkenti de diyebileceğimiz İstanbul’a göç etmiştir. Çocukluk ve gençlik dönemleri hem ülkemizin hem de dünyanın ciddi olaylara sahne olduğu bir döneme tevafuk etmiştir. Balkan savaşlarından Çanakkale Savaşına, Kurtuluş Savaşından her iki dünya savaşana kadar cereyan eden tüm savaşlara adeta şahitlik etmiştir. Öte yandan yıkılan bir imparatorluk ve adeta onun küllerinden yeniden doğan bir cumhuriyetin kuruluş döneminde de adeta gençliği bulmuştur…Kim bilir belki de onu bu denli unutulmaz kılan da tüm yaşanmışlıkların onun ruh dünyasında bırakmış olduğu derin izlerdir…

Teknik bir eğitim aldıktan sonra mühendis olarak hayata atılan Tevfik İleri’nin çok çeşitli görevlerde bulunduğu yaşam yolculuğu başlar. Bayındırlık müdürlükleri, uzun süreli Samsun milletvekilliği, Ulaştırma Bakanlığı, Bayındırlık Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, Meclis Başkan vekilliği, Devlet Bakanlığı, Başbakan Yardımcılığı gibi kritik görevler, 50 yıl süren yaşamına sığdırdığı çok kritik görevler idi. Ancak O, bu tüm görevleri icra ederken daima inançlarını, ideallerini ve modern bir vizyonla bütünleşen kök değerlerini hep yaşama ve yaşatma çabası içinde olmuştur. Sahip olduğu tüm siyasi ve bürokratik yetkilerini bu milletin değerlerine hizmet yoluna harcamıştır. Hatta idamla yargılandığı dönemde vakur bir duruşla sahip olduğu inançlarını mahkeme salonlarında savunurken “benim tek amacım bu millete ve değerlerine hizmet etmek” olmuştur der. Bu şekilde bürokrasinin soğuk duvarlarına karşı daima inandığı değerleri ve halkın haklı taleplerini korkusuzca savunmuştur. Eğitim, siyaset ve milli şuur bilinci oluşturma yolundaki çabalarını cesaret, vefa ve denge denkleminde gerçekleştirmeye çalışmıştır. İmam Hatip okullarının yeniden açılması ve yaygınlaştırılması çabası taktire şayan iken, o bu okulların sadece din görevlisi yetiştiren kurumlar değil, bir elinde Kuran-ı Kerim diğer elinde pozitif bilimlerin olduğu şahsiyetler yetiştirilmesi gerektiğini de savunmuştur. Teknik ile etik arasında bir denge sağlamaya çalışan İleri, batının teknoloji alırken asla ruhumuzu teslim etmememiz gerektiğini savunmuştur. Milli değerlerin müfredatlarda kök salması gerektiği yönündeki çabası ile bütünleşen inanç dünyası, bütüncül bir insan gelişim tasavvurunu önceleyen bugünkü maarif modelimizin de esas köşe taşlarından birini oluşturmuştur. Siyaseti tümüyle bir hizmet aracı görmesi yanında idamla yargılanma sürecinde bile davasını ve arkadaşlarını korkusuzca sahiplenmesi ne denli bir vefa örneği sergilediğini açıkça ortaya koymuştur. Sadece imam hatip okulları değil, yüksek öğretim için de ciddi hizmetlere imza atmıştır. Yüksek İslam Enstitülerinin temellerinin atılması yanında Atatürk ve Orta Doğu Üniversiteleri gibi ülkemizin köklü üniversitelerinin kuruluş aşamalarında da vizyoner kişiliğiyle rol almıştır. Özellikle Bayındırlık Bakanlığı döneminde ülkemizin çehresini değiştiren birçok projeye imza atmıştır. Siyasal kargaşalar nedeniyle yapımı 1970 yıllara sarkan Boğaziçi Köprüsünün ihale aşamasına kadar getirilmesi, birçok yol ve köprülerle Anadolu’nun baştan başa kat edilerek en ücra köylerin şehirlerle birleştirilmesi gibi hizmetleri de asla unutulmayacaktır. Ancak onun en temel farklarından biri tüm bu yol ve köprü çalışmalarını yaparken onları sadece beton ve demir yığını olarak görmemesi, onları adete medeniyetimizin can damarı olarak görmesi de taktire şayan vizyoner özelliklerindendir. Gerçekten Tevfik İleri, Türkiye’nin yakın tarihine yalnızca bir siyasetçi olarak değil; ahlaki duruşu, eğitime verdiği önem ve milletine duyduğu derin sorumluluk bilinciyle iz bırakmış bir değerimizdir. Kritik özelliklerinden biri de gücü ve makamı bir amaç değil, milletin manevi değerlerinin gelişimi için araç olarak görmesidir. Bu yönüyle Tevfik İleri, siyaset ile değerler dünyası arasında sağlam bir köprü kurmayı başarmış önemli bir devlet adamıdır.

Sonuç olarak Tevfik İleri, makamların geçici; değerlerin ise kalıcı olduğuna inanan bir şahsiyettir. Siyaseti ahlakla, eğitimi sorumlulukla ve gücü hizmetle bütünleştirebilmiş nadir kişilerden biridir. Bugün İleri’yi anmak, yalnızca bir ismi hatırlamak değil; adalet, fedakârlık ve inanç temelli bir hayat anlayışını yeniden düşünmek anlamına gelmektedir. Bu yönüyle o aslında sadece geçmişin değil, bugünün ve geleceğin de rehber şahsiyetlerinden biridir.

RUHU ŞAD, MEKANI CENNET OLSUN.

Prof. Dr. Yılmaz GEÇİT

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.