Bir hadisi şerifte Hz Peygamber sav şöyle dediler: “Sizden öncekileri adım adım takip edeceksiniz. Onlardan biri kelerin deliğine girse siz de girmeye çalışacaksınız. Hatta onlar öz annesiyle zina etse sizden de bunu yapanlar olacak.”
Sahabi sordu: Ey Allah’ın Resulü! İzleyeceğimiz bizden öncekilerden maksat Yahudi ve Hristiyanlar mı?
Peygamber şöyle cevap verdi: Elbette. Başka kim var ki”
Bu hadisi şerifi Şanlıurfa’da bir meslek lisesinde öğretmen ve öğrencilere silahlı saldırı düzenledikten sonra intihar eden genç için naklettim.
Hatırlayınız. Her yıl ABD’de birkaç kez yaşanıyor bu tür olaylar. Psikolojik sorunları olduğu söylenen bazıları otomatik silahla anaokulu, ilkokul vs demeden okulu basıyor ve önüne geleni öldürüp yaralıyor. Bazıları kalabalığın üstüne araba sürüyor.
Filmler, haber programları, internet siteleri vb mecralar bu tür olayları teşvik ediyor.
Şiddet de gelişmişliğin, ilerlemenin bir parçası bir ispatı oldu nerdeyse. Onlarda var bizde niye olmasın zihniyeti.
Bu özenti sonucunda bizim ülkemizde de benzer olaylar yaşanıyor. Bundan sonra da yaşanacaktır. Çünkü bunların gerisinde hadisişerifte söylendiği gibi özenti ve yönlendirme de var.
Hadisişerifte haber verildiğine bakarak teslim olacak değiliz. Çünkü bu hadisişerif bize önlem almak hususunda bir ikazda bulunuyor. Çocuklarınızı, gençlerinizi gayrimüslimlere taklitten koruyun demektir bu.
Bu tür olayların önünü kesmek için tavsiye edilen güvenlik tedbirleri en son başvurulacak husustur. Bütün okulların önüne polis, jandarma, özel güvenlik görevlisi dikilemez. Bu hem ekonomik olarak mümkün değildir hem gerçekçi değil.
Hatırlayınız. 12 Mart ve 12 Eylül öncesinde polislerimizi bankaların önünde görevlendirdi hükumet. Çünkü Mahir Çayan ve takipçileri Marksist eylemleri finanse etmek ve anarşiyi yayarak ülkeyi güvensiz hale getirmek, darbeye elverişli hale getirmek için bankaları soyuyordu. İlk hedef de banka önündeki polis ve asker oluyordu. Okullar böyle karakol haline getirilemez. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık için öğretmen atamak da çözmez, önlemez bu tür olayları.
Bu konuda birinci vazife velilerindir. Veliler, çocuğunun kimlerle görüştüğünü, telefon ve İnternet kayıtlarını sık sık kontrol etmelidir. Bu günlerde konuşulan sosyal medyaya girişle ilgili kanun bir an önce çıkarılsa iyi olur. Bu kanun sadece sosyal medya, internet kullanımı ile sınırlı kalmamalı, cep telefonları ile de bir süzgeç, bir kontrol sistemi geliştirilmelidir. Nasıl yapılır bilmiyorum; mesajlar, yazışmalar da uyarı merkezli olmalıdır.
Bu konu ile alakalı olarak öğretmenler arası, öğretmen-veli, öğretmen- öğrenci arası, öğrenciler arası şiddet, kötü söz, mobbing konularında da önlemler, programlar ve yaptırımı olan cezalar gündeme alınmalıdır. Hava alanlarında, tren istasyonlarında son geçiş için kurulan X Ray sistemi, okulların ana girişine de konulabilir. Böylece elektronik sistemde her şey görülür. Öğrenciler, veliler okula biraz erken gelecekler artık. Can güvenliği için bu zahmete katlanacaklar. Ortaokul ve liselerde bu kontrol sistemi faydalı olacaktır.
Son olarak sendikalar ve eğitimin diğer paydaşları dasadece protesto gösterileri, açıklamalarla bu konuda görevlerini tam yapmış sayılmaz. Bizim görevimiz değil diyerek kendilerini geriye çekemezler. Hayır, onlardan MEB’e, hükumete değil millete, velilere ve öğrencileriçözüm önerileri getirmelerini söylüyoruz. Sonuçta onlar da öğrenci velisi. Öyleyse veliliklerini de göstermeleri gerekiyor.
Ramazan ayı etkinlikleri, Kabe’de dönen hacılar ilahisi ile eğitimde her şeyin yolunda olduğu algısı bir olayla nasıl çöküyor görüyorsunuz. Bir ilahi önünde dans eden öğrencilerle laiklik elden gitmediği gibi ülkenin eğitim sistemi de düzelmiş değildir. Her iki anlayış da günü kurtarır ama dertlere derman olmaz.
Bir öğrencinin silahla topluma saldırısı bir alarmdır. Bunu gözden kaçırmamak gerekir.