“Cevat Rıfat Atilhan size neyi hatırlatıyor diye sorsalar bir iki cümle ile ne söylerdiniz?” diye sormuş, “Bu soru bana sorulsaydı ‘Hiçbir şey hatırlamıyorum’ derdim.” diyerek kitaplarından birini tavsiye etmemi istemişti Harun Karakuş Hoca’m.
Sadece ismini bildiğim şahıs hakkında sorulan soruya ben de aynı cevabı verdim: “Hiçbir şey hatırlamıyorum.” Hâl böyle olunca hangi kitabını tavsiye edebilirdim?
Hakkında tam bir malumatım olmayan ismi merak edip araştırmaya başladım. Araştırdıkça gördüm ki bir asker olan Atilhan’ın; Filistin meselesi, Siyonizm, Masonluk ve Yahudilik üzerine epey çalışması var. Filistin Cephesinde Yahudi Casuslar, Sina Cephesinde Yahudi Casuslar, İslam’ı Saran Tehlike ve Siyonizm, İslam ve Beni İsrail, Yahudiler Dünyayı Nasıl İstila Ediyorlar?, Masonluk Nedir?, İğneli Fıçı, Musa Dağı, Suzi Liberman’ın Hatıra Defteri kitaplarından bazıları.
Cevat Rıfat Atilhan’ın Birinci Dünya Savaşı’ndan itibaren başlayan yazı hayatı, 1930’dan sonra hızlanmış; gazeteler, dergiler, broşürler, kitaplar neşretmiş. Neşrettiklerinin dışında pek çok dergi ve gazetede yazı dizileri, makaleler kaleme almış. Bahsettiklerimin yanında kitap ve yazılarının temel konusu; Millî Mücadele, İslam, Türklük, tarih, dünya siyaseti ve komünizm olmuş.
Asker kişiliğinin yanında yazar kimliğiyle de öne çıkan Atilhan, Harp Okulundan 1912’de mezun olmuş. Yirmi yaşında teğmen rütbesiyle katıldığı Balkan Savaşı’nda yaralanarak Bulgarların elinde sekiz ay esir kalmış. Balkan Savaşı (1912-1913), Birinci Dünya Savaşı (1914-1918) ve Millî Mücadele (1919-1922) sırasında gösterdiği kahramanlıklardan dolayı takdir görmüş, pek çok madalya ile ödüllendirilmiş.
Birinci Dünya Savaşı sırasında, 1915-1917 yılları arasında Gazze’de İngilizlerle yapılan savaşlara katılmış, ardından Filistin-Suriye Cephesinde İngilizler (Birleşik Krallık) için Osmanlı ordusu hakkında istihbarat toplayan ve kısa adı NİLİ (Netzakh Yisrael Lo Yeshaker / İsrail’in Sonsuz Olanı [Tanrısı] Yalan Söylemeyecek) olan Yahudi casusluk ağının çökertilmesini sağlamış. Bu mücadelede şahit olduğu ihanet ve entrikalar onda ömür boyu sürecek Yahudi aleyhtarlığına yol açmış.
Orduda önemli görevlerde bulunan ve 1918’de yüzbaşı rütbesi alan Cevat Rıfat Atilhan, Mondros Mütarekesi’nden sonra özel görevle İstanbul’a gönderilmiş, Damat Ferit Paşa hükümetinin talimatıyla tutuklanarak Bekirağa Bölüğünde hapsedilmiş. İdam cezası uygulanmak üzereyken yaveri olduğu Mersinli Cemal Paşa’nın Harbiye Nazırı olması üzerine cezadan kurtularak yaverliğini sürdürmüş. Cemal Paşa’nın 1920’de Malta’ya sürgün edilmesi üzerine Anadolu’ya geçip Millî Mücadeleye katılmış, Bartın ve Havalisi Komutanı olarak Ankara istikametine ilerleyen Fransızları Karadeniz’e doğru geri püskürtmüş. Bu başarısından dolayı Milis Generali ünvanı verilmiş.
Başarılı bir asker olarak yüzbaşı rütbesiyle görev yaparken 1925 yılında emekliye ayrılan Atilhan, bir süre ticaret yapmış. Yahudi lobisinin müdahalesiyle iflas etmiş. Yahudi aleyhtarlığını şiddetlendiren bu durumu Bir Facianın İçyüzü adlı kitabında anlatmış.
Yahudilerle olan mücadelesini basın ve siyaset alanına taşıyan Atilhan, davet üzerine 1933 yılında Almanya’yı ziyaret etmiş. Bu ziyaret sonrası Yahudilik karşıtı faaliyetlerini artırmış. 1940’ta ihtiyat subayıyken Nazi yanlısı darbe yapacağı suçlamasıyla tutuklanıp bankalardaki mal varlığına el konulmuş. İftira olduğu anlaşılınca serbest bırakılmış.
1948’de İsrail’in kurulması üzerine üç yüz kişilik bir birlik kurarak resmi makamların izin vermemesine rağmen Filistinlilerin yanında İsrail’e karşı mücadele etmiş. Trakya olayları (1934) ve Malatya suikastı (1952) sebebiyle Necip Fazıl Kısakürek ve Osman Yüksel Serdengeçti gibi şahsiyetlerle aynı kaderi paylaşmış, kitapları toplatılmış. 1964’te Somali’de (Mogadişu) düzenlenen Dünya İslam Kongresi’nde icra komitesi başkanı olmuş. Sürekli İslam birliğini savunup İsrail ve Siyonizm faaliyetleri konusunda Müslümanları uyarmış.
Ayrıca Millî Kalkınma Partisi (1945-58), Türk Muhafazakâr Partisi (1957-58), Büyük Doğu Cemiyeti (1949-51), İslam Demokrat Partisi (1951-53) gibi partilerin kurucuları arasında yer almış. Millet Partisi’nden girdiği seçimlerde başarılı olamayıp siyaseti bırakmış…
Bu arada araştırmalarım sırasında, acaba bazı çevreler tarafından antisemitist, ırkçı, hatta Nazi yanlısı olmakla (antisemitizm, bk. TDK Türkçe Sözlük) itham edilmesi, onun ve eserlerinin tanınmasını engellemiş olabilir mi diye düşünmekten kendimi alamadığımı da söylemeliyim.
İstanbul’da 1892’de doğup 1967’de vefat eden ve yetmiş beş yıllık ömrüne sığdırdıklarından bazılarını özet olarak paylaştığım Cevat Rıfat Atilhan hakkında en vazıh çalışmalardan biri Prof. Dr. Celil Bozkurt’a ait. Merak edenler, “Bir Yahudi Aleyhtarının Anatomisi: Cevat Rifat Atilhan” başlıklı makaleyi dergipark.org.tr üzerinden okuyabilir.
Mustafa Hocam, sualimi dikkate alıp yazı konusu yaptığınız için çok teşekkür ederim. Bu yazı üzerine gel de hayıflanma. Gerek Cevat Rıfat Atilhan gerekse benzeri değerli şahsiyetlerden ömrümün sonunda mı haberdar olmalıydım? Cevat Rıfat Atilhan’dan benim haberim olmadıysa dost ve arkadaşlarımın da haberi yokmuş.
Bu kanaate nereden mi vardım?
Olsaydı hiç olmazsa birinden duymuş olur ve bir kitabını bari okumuş olurdum. Benim okumam yetmiyor. Vatanı için mücadele etmiş, cepheden cepheye koşmuş, esir düşmüş, idama mahkûm edilmiş, sürgüne gönderilmiş böylesi bir değerin bir kitabını bari bir öğrencime tavsiye edememişsem gel de üzülme, gel de esef etme. Hem 1. Cihan Harbine hem Millî Mücadeleye katılmış, böylece 10 yıl askerlik yapmış bir dedenin torunu olarak belki de dedemin komutanı olan bu zât-ı muhteremleri tanımamak, öğrencilerine, çocuklarına ve torunlarına tanıtamamak ne utanılasıca bir durum değil mi? Dünü olmayanın bugünü, dünü ve bugünü olmayanın yarını olur mu? Olsa da nasıl olur acep?
Evet, Cevat Rıfat Atilhan’ı bilmiyordum ama kendimi avutacak ve avunacak kadar çalışmalarım da oldu. Bunların başında Mehmet Akif Ersoy gelir. Âsım bölümünü (80 sayfa, 1000 beyit) 5 öğrencime ezberletebildim.
Hepsini saymaya gerek yok. Yeri de değil. Ancak Süleyman Nazif’i hatırlamadan olmaz. Süleyman Nazif’in Dâüssıla şirini yüzlerce öğrencime ezberlettim. İlaveten Malta Geceleri şiir kitabı ile sorgu memuru Yüzbaşı Aziz Hüdâi Akdemir Beyin, Süleyman Nazif’in yaşamını romanlaştırdığı ve İbrahim Öztürkçü’nün yayına hazırladığı Kara Bir Gün İstanbul Nasıl İşgal edildi? Romanını onlarca öğrencime hediye edip okuttum. Kendimi avutacak kadar da olsa bir avuntum var.
Süleyman Nazif ne diyordu Malta’da sürgünde iken, Eylül 1920’de kaleme aldığı Son Nefesimde Hasbihâl şiirinin bir yerinde;
“Evlâdımı ecdâdıma bî-gâne görürsem,
Rûhum ebediyyette kalır ebkem-i mâtem”
“Çocuklarımı atalarıma kayıtsız, yabancı görürsem rûhum ebedi olarak bir yas içinde kalır.”
Bizlerin ecdadımıza olan borcu bu ve benzeri değerleri tanımak ve tanıtmakla mümkün olacaktır.
Mustafa Hocam işte siz Cevat Rıfat Atilhan’ı tanıtmakla ecdadımıza olan borcunuzu ödemiş oldunuz. Biz de okumak, okutmak ve tanıtmakla vazifemizi îfâ etmiş olacağız. Böylelikle rûhları yas içinde kalmayacak şâd olacaktır.
Elinize kolunuza sağlık. Kaleminiz daim olsun güzel insan.
Sevgili kardeşim, Mustafa Uslu hocama bu soruyu iyi ki sormuşsunuz, yoksa bu vatansever insan hakkında hiçbir şey bilmeden yaşamaya devam edecektik.
Kaleminize sağlık hocam
Tebrikler, Cevat Rıfat atilhan unutulmamalı.
Bilmiyor oluşumuza üzüldük.
Sizden öğrendiğimize sevindik.
Dünya durdukça kaleminiz vâr olsun Muhterem Hocam
Bilge Berke Karayılan
Aile Danışmanı
Cevat Rıfat Atilhan’ı uzun yıllar önce duydum. Kitapları yasaktı. Bulabildiğim birkaç kitabını okudum. Hakkında birde doktora tezi var. Kitaplarının yeniden basılmasını gördüğüm önemli insanlara gündem yaptım. Bir yayınevi tarafından yeniden kitaplarının basılması beni memnun etti. Gündeme taşıdığınız için size çok teşekkür ediyorum müdürüm.
Türk halkının en kısa zamanda yakın tarihe ait (en azından 250 senelik) doğru ve geniş kapsamlı bilgilenmesi şarttır. Türk ilim ve bilim adamlarının son derece donanımlı olması gerekmektwdir. Son aylarda cereyan eden olaylar bir milad olmalı kim, ne yapıyor, neden yapıyor, daha ne yapmak istiyor, bunlara karşı ne yapılmalı ortaya konulmalıdır. Kapalı kapılar ardında cılız grupla değil bilim adamları, yöneticiler, iş adamları, sanayiciler, çiftçiler, gençler kısaca toplumun vazgeçilmez unsurları hep birlikte hareket etmelidir. Bir ya da birkaç grubun değil, imanla, azimle hep bersber mücadele etmeliyiz. İşte bu Allah’ın emridir. Es-sabrü cemilün.
Mustafa Bey hocam Cevat Rıfat Atilhan hakkında böyle farklı yönleri ile ve bilgilendirici bir yazı kaleme aldığımız için teşekkür ederim. Biz de Cevat Rıfat Atilhan ı uzaktan tanırdık. y Ama bu kadar mücadeleci ve Münevver olduğunu bilmezdik.
sonra kamuoyuna tanıttığımız için teşekkür ediyoruz.
Kalemime sağlık hocam
Bu güzel insana ait kitaplardan birkaçını biliyordum, lakin yazınızdan sonra daha da tanımış oldum. Şimdi merakım daha da depreşti. Artık bu insanı okumak farz oldu. Teşekkür ederim müdürüm
Kıymetli hocam bir solukta okudum. Sanırım yeni bir ufuk açtınız. Araştırmaya başlıyorum….
Kiymetli Mustafa Hocam,
Öncelikle, tarihimizin gölgede kalmış isimlerinden biri olan Cevat Rıfat Atilhan’ı araştırmaya, anlamaya ve yeniden değerlendirmeye vesile olan bu kıymetli yazınız için teşekkür ediyorum. Yazınız sadece bir şahsiyetin hayat hikâyesini anlatmakla kalmıyor; okuyucuyu araştırmaya, sorgulamaya ve tarihî olayları farklı yönleriyle değerlendirmeye davet ediyor.
Bir eğitim yöneticisi olarak yazınızı, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin ortaya koyduğu erdem, değer ve kök değerler perspektifinden önemli buluyorum. Çünkü eğitim; sadece bilgi aktarmak değil, geçmişten ders çıkarabilen, eleştirel düşünebilen, vicdan sahibi ve sorumluluk bilinci gelişmiş bireyler yetiştirme sanatıdır. Yazınızda yer alan mücadele, fedakârlık, vatan sevgisi, inanç ve ideal sahibi olma gibi unsurlar öğrencilerimizin karakter gelişimi açısından dikkate değer mesajlar taşımaktadır.
Bununla birlikte günümüz eğitim anlayışının temel hedeflerinden biri de öğrencilerimize olaylara tek pencereden değil, çok boyutlu bakabilme becerisi kazandırmaktır. Bu yönüyle yazınız, tarihî şahsiyetleri sadece övmek ya da eleştirmek yerine onları yaşadıkları dönemin şartları içerisinde değerlendirme gerekliliğini de hatırlatmaktadır.
Temel yaşam becerileri açısından bakıldığında ise araştırma, sorgulama, muhakeme etme ve doğru bilgiye ulaşma gibi becerilerin önemini hissettiren değerli bir çalışma ortaya koymuşsunuz. Bu nedenle yazınızı yalnızca bir biyografi yazısı değil, aynı zamanda eğitimciler için düşünmeye sevk eden bir farkındalık metni olarak değerlendiriyorum.
Kaleminize, emeğinize ve eğitim camiasına sunduğunuz bu anlamlı katkılar için gönülden teşekkür ediyor; yeni çalışmalarınızı ilgiyle takip edeceğimizi ifade etmek istiyorum.
Saygılarımla.
Kiymetli Mustafa Hocam,
Öncelikle, tarihimizin gölgede kalmış isimlerinden biri olan Cevat Rıfat Atilhan’ı araştırmaya, anlamaya ve yeniden değerlendirmeye vesile olan bu kıymetli yazınız için teşekkür ediyorum. Yazınız sadece bir şahsiyetin hayat hikâyesini anlatmakla kalmıyor; okuyucuyu araştırmaya, sorgulamaya ve tarihî olayları farklı yönleriyle değerlendirmeye davet ediyor.
Bir eğitim yöneticisi olarak yazınızı, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin ortaya koyduğu erdem, değer ve kök değerler perspektifinden önemli buluyorum. Çünkü eğitim; sadece bilgi aktarmak değil, geçmişten ders çıkarabilen, eleştirel düşünebilen, vicdan sahibi ve sorumluluk bilinci gelişmiş bireyler yetiştirme sanatıdır. Yazınızda yer alan mücadele, fedakârlık, vatan sevgisi, inanç ve ideal sahibi olma gibi unsurlar öğrencilerimizin karakter gelişimi açısından dikkate değer mesajlar taşımaktadır.
Bununla birlikte günümüz eğitim anlayışının temel hedeflerinden biri de öğrencilerimize olaylara tek pencereden değil, çok boyutlu bakabilme becerisi kazandırmaktır. Bu yönüyle yazınız, tarihî şahsiyetleri sadece övmek ya da eleştirmek yerine onları yaşadıkları dönemin şartları içerisinde değerlendirme gerekliliğini de hatırlatmaktadır.
Temel yaşam becerileri açısından bakıldığında ise araştırma, sorgulama, muhakeme etme ve doğru bilgiye ulaşma gibi becerilerin önemini hissettiren değerli bir çalışma ortaya koymuşsunuz. Bu nedenle yazınızı yalnızca bir biyografi yazısı değil, aynı zamanda eğitimciler için düşünmeye sevk eden bir farkındalık metni olarak değerlendiriyorum.
Kaleminize, emeğinize ve eğitim camiasına sunduğunuz bu anlamlı katkılar için gönülden teşekkür ediyor; yeni çalışmalarınızı ilgiyle takip edeceğimizi ifade etmek istiyorum.
İyi bilirim Cevat Rıfat Atilhan’ı. Özellikle nili örgütünün çökertilmesinde, Sara’nın faaliyetlerinin açığa çıkarılması sırasındaki verdiği mücadele unutulmamalı.
Allah rahmet etsin. Bunun gibi nice vatan evlatları var, maalesef haberimiz yok. Teşekkür ederim aziz kardeşim.