Hayattan ve okuduklarımdan hareketle öğrenmiş bulunuyorum ki bir hırsız ilk icraatında yakalanınca o işten el çekiyor. Yine bunun gibi ilk fahiş yanlış hareketinden sonra gerekli ağır cezayı görenler o işi tekrar yapmaktan vazgeçiyorlar.
İlk hırsızlığında yakalanmayan, yakalansa da ceza almayan kişiler daha önce yaptım, yakalanmadım, ceza almadım deyip o kötü işi alışkanlık ve meslek haline getiriyor. Ceza yerine öğüt ve tavsiye vermek, iyi niyet istismar ediliyor, bu da kötülüğe cesaret veriyor. Oysa toplumu ve ferdi korumanın yolu, ilk yanlıştan sonra caydırıcı büyük cezadan geçiyor.
Yakın zamanlara kadar doktor, hemşire gibi sağlık görevlileri çok saygın kişiler idi. Hiç kimsenin aklına doktora saldırmak, vurmak gelmemiştir. Doktor hayat veren mucizevi bir kişi olarak hep saygı uyandırırdı. Doktorluk hâlâ popüler bir meslektir ama popülerliği kazancından ve rahatlığından dolayıdır.
Doktalar eski hürmetini kaybetmiştir, kaybetmektedir ve bundan dolayı ülkeyi terk etmektedir. Doktorlar muayene ücreti, muayene sırası, ilaç ve ameliyat gibi mesleki işlerden memnun olmayan hasta yakınları tarafından saldırıya uğrayan hedef kişilerdir günümüzde.
Meslekler içinde fiziksel saldırı, şiddet şöyle dursun söz ile saygısızlık yapılması bile düşünülmeyen meslek öğretmenlik idi. Çocuklarını eti senin kemiği benim diye teslim eden velilerin bu sözünü istismar eden, haksız yere kulak çeken öğretmen sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Cumhurbaşkanından tutunuz memleketi idare eden herkes öğretmenlerinden papara yemiştir. Fakat bu yumuşak, sevimli öfke hiçbir zaman öğretmenleri hedef haline getirmemiştir. Kimsenin aklına öğretmene saldırı gelmemiştir. Artık bu da oldu. Bir harf öğrettiği için öğretmene bırakın kırk yıl köle olmayı, saygı duymayı bile düşünmeyen bir insan ve öğrenci profilimiz var. Dayak, küfür, aşağılama cabası.
Burada yazının başına dönmek istiyorum.
Kuralların yerleşip kültür oluşturmanın yolu ağır yaptırım ve cezalardan geçer. Bundan dolayı dinlerde büyük günahlar diye bir kategori vardır. Bu yasaklar evrensel değerleri inşa ettiği için bütün dinler ve devletler öldürmeye en ağır cezayı verir. Eğer bu günlerde öğretmenlerin saygınlığını korumak için öğrencileri yola getirir bir adım atılacaksa bu ceza en ağır olanlardan seçilmeli ve uygulanmalıdır. Bu konuda trafik cezalarının yetersiz oluşundan hareketle kazaların önlenemediğini, kurallara uyulmadığından büyük kazalar çoğalınca çare olarak akla hemen cezaları artırmanın geldiğini hatırlatmak isterim. Halkımız bunu ilk gece kedinin bacağını ayırıp koparmak olarak anlatır. Bu tür kurallar, yasalar tamamen kültür ve milletin kimliği haline geldikten sonra yumuşatılabilir. Yani ceza en yüksek seviyeden verilir, duruma göre, zamanla esnetilir. Az, cezalandırıyormuş gibi yapıp aslında göz yuman, önemsemeyen etkisiz cezadan kural, ahlak ve kültür çıkmaz. Çıkacak olsaydı 100 yıldır çıkardı.
Sonuç itibariyle hoşgörü, birey olmak, Batılı (gibi) olmak vs adına geleneksel disiplin, terbiye, şahsiyet ilkelerini terk etmeseydik öğretmenlere, doktorlara, güvenlik kuvvetlerine şiddet uygulayan öğrenci ve gençlerimiz olmayacaktı. Ahmet Minguzzi’ler, Narin’ler yaşıyor olacaktı. Kadına karşı şiddet olayları görülmeyecekti.
Önümüzdeki yıl yürürlüğe gireceği söylenen af olayını yetkililer bu açıdan yeniden değerlendirmelidir. Torba kanunla geri alınacak cezaları kağıt üzerinde artırmanın sonuç vermediği açıkça görüldü. Önce tecavüz edilip ardından katledilen insanlar için idam cezası olsaydı öteden beri, bu zamana kadar katledilen insan sayısı birkaç kişiyi geçmezdi veya hiç olmazdı.
Okullardaki şiddet ister öğrenciler arasında olsun ister öğrenciler ve veliler tarafından öğretmenlere yöneltilmiş olsun, en ağır adli ve idari cezaların uygulandığı durumlar olsaydı inanın eğitim bu günkünden çok daha iyi olurdu.
Buraya yazıyorum. Okullarda basına yansımayan çok vahim olaylar var. Bu gidiş iyiye değil. Merhametten maraz doğar, demiş atalarımız. Eğitimde menfi söz ve davranışlara merhamet, cinayet, tecavüz ve anarşi olarak dönecektir.
Ankara’da sosyal medyaya yansıyan video görüntülerinden sonra öğretmen, öğrencileri affettiğini söyledi. Bu normaldir. Öğretmenin affetmesi öğrencileri cezasız bırakmamalı. Çünkü öğretmenin ceza istemesi bundan sonraki hayatı için tehlike arz edebilir. Öğrenci velilerinin ne yapacağı belli olmaz. Fakat Bakanlık, bu tür olayların önünü almak için olaya re’sen el koymalıdır. Geleceğimizi kurtarmak için en ağırından tavizsiz ceza sistemi devreye girmelidir. Devlet kendine karşı işlenen suçları affedebilir fakat insanların insanlara karşı işlediği suçları affedemez.
Asalım demiyorum tabii ki. Fakat bu tür olaylara karışan öğrencilere verilen cezalar ve suçları sicillerine işlenebilir ve onu takip edebilir. Özel kurumlar dahil olmak üzere kamuda işe girmek için yapılan güvenlik soruşturmasında bu geçmiş bir referans olabilir. Bu husus ortaöğretim öğrencilerine ve velilere açıkça bildirilir ve değiştirilmeden birkaç nesil uygulanabilir. Çok özendiğimiz Batı’da böyle bir uygulama var. Mesela, Batı’da, Ortaöğretimde kopya çektiği tespit edilen öğrencilerin dosyasına bakılıyor ve onlar kritik görevlere getirilmiyor. Bunun gibi öğretmen ve öğrencileri öldürme, yaralama, taciz vb şiddet olaylarına karışan öğrencilerin lise mezuniyetinde, üniversiteye giriş sınavlarına eklenebilecek moral değerlere ait puanlama sütununda veya okul idaresinden istenecek hakkında bilgi formunda puan indirme cezası verilebilir. vs. Bütün bunlar yasal (yönetmelik) zemine oturtulabilir. Ekstra iyi örnekler de bu yönetmelik gereği artı puan ile ödüllendirilebilir. Vs.
Velilerin, çocuklarını terbiye etmek ve “iyi vatandaş” olmak hususunda sürece dahil olduğu görülecektir.
Devlet, MEB isterse başka caydırıcı cezalar bulabilir. Yoksa söylemiş olayım. Maarif Modeli Müfredattan yerli ve milli bir nesil portresi çıkmaz.
Kâmil Yeşil
Oldukça isabetli ve yerinde tespitler. Kaleminize yüreğinize sağlık Sayın Hocam.
Teklifleriniz çok yerinde. Sadece eğitimde değil kamu hayatında da tatbik edilmeli yapılan uygunsuz davranışlara.
Başarı mükafatsız, suç cezasız kalırsa cemiyette düzen, nizam olmaz ve taabiatiyle huzur olmaz.