eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Delirmek Üzere

Her yanına ateş basmıştı. Yataktan kalkar kalkmaz perdeleri açtı sonra çayı ocağa koydu. Geri dönüp pencereden o kadının balkondan bakıp bakmadığını kontrol etti. Kadın eşarbını silkeliyordu.
“Ben yapsam saçma sapan gelecek şeyler o yapınca çok güzel görünüyor. Sadece bir şey elini balkon demirini koyması-saçını savurması-kedisini sevmesi bile ayrı güzeldi.
Oradan çık çık delirmek üzereyim. Yine bu arsız kedi camın önünde belirdi. İçeri girmek istiyor engel olmuyorum zoru benimle. Kafasını yüzüme vuruyor omzuma tırmanıyor. Genzim tıkanıyor. Şu burnumu bir temizleyip geleyim. Benim şu anlamsız alerjilerim. Kendine bakmadan utanmıyor bir de komşunun gözetliyorsun haspam” diyor kendi kendine.
Kadının siyah eşarbından dökülenler bahçeye yayılıyordu. Her dökülen bir çiçek, bir ağaç olacak. Titiz bir kadın değildi ama neye dokunsa güzelleşir, yetişir, serpilir, büyürdü.
Duvardan sarkan sarmaşıklar olmasa yere basarak yürüdüğünü hissetmezsin. Oraya ait bir anın var veya yok bir köprü kurman gerekiyor. Böyle çok kopuk kopuk oldu diyerek kenara çekilemezsin. Hayat tamda böyle bir karmaşa içeriyor. Utançtan, üzüntüden olması gerekiyor ama onun haseti, kıskançlığının mantıklı bir sebebi yok. Saklasa da yüzünden okunuyordu. Onu gizli gizliye izliyor fakat gördüğü yerde kaçıyordu. Bahçesini sulamaya indiğinde onunla karşılaşmaktan kaçınırdı. Sanki onunla konuşsa insanlar ona çok gülecek sanıyordu. Perdeleri açmış ona bakarken ocaktaki çayı hatırladı. İyi şeyler de oluyor, dedi. En azından bu sefer çaydanlık yanmadı. Eğer yansaydı bu kaçıncı çaydanlık olurdu diye düşündü hatırlayamadı. Balkondaki kadın başını çevirip bir kere bile penceresine bakmamıştı. Kim olsa gözetlendiğini hisseder bakardı. Onu kör eden duyguyla kendi merakını körükleyen duygunun aynı olması-bu bir olasılık fakat imkansız. Kadını elinin değdiği her şey güzelleşiyordu. Siyah şal dalgalanırken kıvrımları parmaklarıyla bütünleşti. Mermer bir heykelin omzundan süzülür gibi aktı göğsünün üstüne. Oysaki siyah rengi kediden başka hiçbir şeyde sevmezdi. Kendine dışardan bakmadıkça kim olduğunu asla bilemezsin, bu kadar önemseme kendini. Sürekli kadına baktığında kendini nereye koymuş, nerede durmuş, nasıl düşünmüş bunlar biraz aklını kurcaladı. Boş ver ne olacaksa olsun dedi. Dönüp çayın altını kapattı. Perdeleri örttü. Kedinin yırttığı yerden kadını

izlemeye devam etti.

Yazarın Diğer Yazıları
06.11.2024 14:00
27.08.2024 09:00
21.03.2024 00:01
Yorumlar

  1. Ahmet ERDDEM dedi ki:

    Harika bir çalışma okuyanlar mutlaka Kendinden bir şey bulacaktır.

    Diğer eserlerinin de okuma isteği oluştu bende

    Tebrik ederim.

    1. Hanife Çakır dedi ki:

      Teşekkür ederim.

  2. Yener Turan dedi ki:

    Yüreğine ve kalemine sağlık üstadım güzel bir kesit!