Gazze için sınıra yürüyen Yahudileri görünce umutlanan insanlara şaşırmak istiyorum. Ama yok şaşırmıyorum bizim doğamız böyle. Bu kadar mı iyiniyetli saf olabiliriz diye düşünüyorum ve olabiliriz-hep olduk. Belki gerçekten aralarında iyi niyetli olanlar vardır. Belki gerçekten Filistinin özgürlüğünü düşünenler vardır. Ben diğerlerinin aksine buna inanmıyorum. Korkuyorlar. Hepsi olmasa da bir kısmı yapılandan bu soykırımdan korkuyor. Ama benim zihnim bunun tamamen bir danışıklı dövüş olduğunu düşünüyor. Olur da Müslümanlar uyanırsa ki hiç sanmıyorum. O zaman İsrail için büyük bir yıkım olduğunda kilisede de bir güğümümüz olsun misali bakın bizim içimizde iyi niyetli insanlar da var diyebilmek adına bir kısım Yahudi sınıra yürüyor. Müslüman’ın iyi niyetli saflığından faydalanmak istiyorlar sadece. Tarihteki altı gün Savaşını hatırlayınca Müslüman ülkelerin durumunu daha iyi anlıyoruz. Cesur değiliz. Birlik hiç değiliz. Savaşmak istemiyoruz. Mücadele ruhumuz yok. Azimli planlı değiliz. Düz yolda yürüyemiyoruz. Daha bir boykot bile yapamıyoruz. Aman ne gerek var-onunla mı olacak-devlet yapsın-o ürünün fabrikası senin ülkende-senin devletin İsrail’e yardım gönderiyor-gemiler senin limanından kalkıyor-sen ne yaparsan yap boş gibi bir çok laf, ben benim üzerime düşeni yaparım diyen yok. Yapmadığı gibi karşı çıkanlar bile var. Bu benim vicdani yüküm. Hüma kuşu beklentisi içinde değilim, artık ebabiller gelmeyecek yardıma. Her koyun kendi bacağından asılır. Canlı kalabildiğin müddetçe asılmanda bir sorun yok. Fakat ölürsen en sevdiklerin gömer seni toprağa kimse oturup seni kokunacak böceklenmeni seyredecek değil. Ama seyrediyoruz değil mi? Bütün dünya seyrediyor. Ve bir gün bir gemi çıkıyor ortaya içindekiler müslümana benzemiyor. Çırılçıplak anadan üryan bir vicdan taşıyorlar bu yüzden herkesten daha çok insana benziyorlar. Benim anlayamadığım neden tek bir gemi. Oturduğum semtin marinasında bile daha çok gemi var. O denizde binlerce gemi o sınırda binlerce insan olmalıydı. Bu noktada tembel olduğumuzu hatırlıyorum. Toplumsal çöküntü içinde olduğumuzdan bahsetmiyorum bile. Tam bütün halklardan insanlar Müslümanlar da dahil sınıra yığılmaya başlamışken İran devreye giriyor.Gazze sınırına yürüyenleri engelleyen mısır askerlerinden bahsetmesem daha iyi. Diz çöküp ağlayarak yolu açın diyor bir ingiliz müslüman değil Arap hiç değil. Yolunu kesen onu durdurmak isteyen hem Arap hem Müslüman. Dünya halkları insanlık için yürürken Müslümanları oh dedirten bir İran çıkıyor sahneye. Sahne diyorum çünkü bütün olanları film zanneden bir kitle mevcut. Burada da bir gerçeklik algısı yaşıyorum.
Bazen beslediğin karga gözünü oyar. İt iti de ısırmaz diyede nüktedan bir sözümüz de var. Sınıra yığılan kalabalık yine dağılırsa bu saldırı kimi kurtarır işte asıl karmaşık olan konu bu. Siyaset çok pis iş vesselam. Hiç yoktan yaptığım bir alışveriş hatta gittiğim hac bile Amerika finansörlüğünde israile kazanç sağlıyor. Bu durumda hacca gitmek günah desem taşlarlar beni. Fakat peygamberimiz kâbe gayri müslimlerin elindeyken yıllarca haç yapmamış. Onun yolundan gitmek, insan kalabilmek asıl mesela bu. Siyasetin içinde insan kalabilmek. Suriye savaşı sonrası bir bebek kan öbeğinin yanı başında kaldırıma yaslanarak öylece kalır o fotoğraf benim zihnimde dönüp durdukça televizyon izlemeyi bıraktım. Haberler benim için insanların caniliğini ilan eden bildirgeden başka şey değildi. Gazzede yaşananlar betona yaslanıp uyuya kalmış belki de ölmüş bir çocuk fotoğrafına dayanamayan benim için çok fazla. İnsan yediğinden içtiğinden utanır mı? Ben utanıyorum. Market raflarında helal bir şey bulamamaktan utanıyorum. Betonda uyuyan çocuklardan utanıyorum. Bu dünyanın çocuklara göre bir yer olmadığı için utanıyorum. Utanıyorum demeye de utanıyorum. Oturduğum yerde çayımı kahvemi içip tatlımı yerken yazıyorum bunları. Cesaret mi, tembellik mi hayır laf olsun diye konuşuyoruz işte. Bu bizim yeni zaman ata sporumuz.
Fevkalade muazzam bir yazı düşünmeyi sağlayan insanı düşündüren tebrik ediyorum yüreğinize sağlık kaleminiz çok güçlü Hanife Çakır
Çok teşekkür ederim
Teşekkürler.Bir dokun bin aaah dinle kâse-i fağfurdan….Artık süslümanlar var
Maalesef keşke olmasa
Kurduğunuz her bir cümle o kadar dokunaklı ki bu kadar mı güzel kaleme dökülür sözler çok duygulandım yüreğinize sağlık… hiç birşey yapmadan bir film gibi daha doğrusu bir dizi gibi izliyoruz . Yazdığınız gibi herşey den çok utanıyorum Gazze kanayan yaramız…