İnsanın yaratılışındaki hakiki duygu inançtır. İnancın mihrak noktası ise sevgi ve itaat…
Sevgi; kişiyi müspet düşünmeye, iyiliğe, inanca, güzel ahlâka yönlendirir; çözüm odaklı, uzlaştırıcı, verici, iyileştirici ve merhametlidir. Sevgi; olumlu bir duygu, sevgisizlik ise olumsuzlukla eş değer. O hâlde sevgi aydınlığı, sevgisizlik karanlığı içerir.
Her çağın toplumsal sorunlarından biridir sevgisizlik. Şiddetin, kötülüğün, iletişimsizliğin, asosyalliğin, hastalıkların da bir sebebi… Sevgisizliğin ve merhametsizliğin olduğu yerde kötülük daha da güçleniyor. Ya sevmeyi bilmiyoruz ya da nefsî duyguların tutsağı olup gönülleri inşa etmek yerine, yıkmayı tercih ediyoruz. Oysa ihlaslı sevgiler biriktirmek için evvelâ sevmeyi bilmemiz gerekiyor. Sevilmeyi beklemeden sevmek… Menfaatsiz, riyasız, dosdoğru…
Sevgi, gönül dünyamda elbette hürdür; kâinatta canlılara zararı olmayan, güzel ahlâk hudutları içinde yaşayan herkesi yani iyiyi, güzeli, hayırlı olanı ve hatta bu değerlere yönlendiren herkesi inanç ve ırk gözetmeksizin seviyorum.
Merhametten beslenmeli gönlümüz. Tıpkı çiçeklerin topraktan, sudan, güneşten beslendiği gibi. İnsan, sevgiye aç, şifaya muhtaç; toprağından edilirse hastalığa düçar olur, şemsi doğmaz ise yıkımı yakın olur. Ah! Sevgisizlik, kıyamet alameti. Çiçek bilmez kötülüğü. Toprak ne bilsin ihaneti!
Şefkatin iyileştiremediği canlı var mı? Sokakta su satan yetim çocuktan sadece su almakla kalmayıp şefkatle gözyaşını silmemiz, başını okşamamız, sevincine vesile olmamız bir iyilik hareketidir. Bizden gördüğü şefkat sayesinde değerli olduğunu hisseden yavrucağın kalbinde ışık çiçekleri açmaya başlayacak ve beraberinde sevdiklerini de aydınlatacak. Çünkü menşei sevgi olan iyiliğin kelebek etkisi vardır.
Ruhsal yetkinliğini tamamlayamamış bireylerin pişmanlıklarıyla karşılaşıyoruz bazen. Sevginin ve şefkatin nefes ve su kadar değerli olduğunu fehmedebilseydik yaptıklarımızın ya da ihmallerimizin ardından “keşkelere” tutunmazdık.
Kalbimiz; iyileştirmeyi, merhametli olmayı hatta affetmeyi başarabilecek kadar büyük; olumsuz duyguları barındırmayacak kadar küçük olmalı. Bu söylediklerim ütopya değil erdemli bir toplumun oluşabilmesi için ilk basamak: İyiliği çoğaltmak, kötülüğü sağaltmak…
Güzel ülkem! Yaşamın birçok zorluğuna karşı kalbimizi himaye etsek de bazen takatten düşüp bazı güzel hasletlerimizi peyderpey yitirebiliyoruz. Oysa insanın hilkatinde yok sevgisizlik. Gelin, el ele irfan türküleri söyleyelim. Değerlerimizi, bizi biz yapan özümüzü yaşatalım. Zaman akıyor. Aydınlık yarınlarımızın dalfidanları çocuklarımız sevgisiz büyümesin.
İpek Acar Sert
Felsefe, tasavvuf, sosyoloji içiçe. İfadeler ve üslup çok iyi.Harika bir yazı. Birleştirici ve iyileştirici…
“Dil söyler kulak dinler / kalp söyler kâinat dinler.,” şükran ifadesiyle selam ve muhabbet saygıdeğer kardeşim
Allah’ın 99 esmasının içinde geri dönüşü olan tek esma; VEDUD esmasıdır…
(Allah Rezzaktır, rızık verir, rızık istemez)
Saygıdeğer yazar kardeşim, İpek Acar Sert hanımefendi, çok önemli bir konuyu ve çok güzel ifade etmiş! Doğrusu gurur duydum…
Değerli yazar, başlarken diyor ki:
“İnsanın yaratılışındaki hakiki duygu inançtır. İnancın mihrak noktası ise sevgi ve itaat…” insanın gerçek hayatının en anlamlı mesajını vermiş, “Sevilmeyi beklemeden sevmek… Menfaatsiz, riyasız, dosdoğru…” diyerek son anlamlı noktayı koymuş!
Çok güzel bir örnekle hakıkati haykırarak, “Merhametten beslenmeli gönlümüz. Tıpkı çiçeklerin topraktan, sudan, güneşten beslendiği gibi.” diyor değerli yazar…
Sevgisiz bir hayatın anlamsızlığı ortaya koyarken diyor ki: “Sevginin ve şefkatin nefes ve su kadar değerli olduğunu”
Ve insana, insanlığa seslenerek, “Gelin, el ele irfan türküleri söyleyelim. Değerlerimizi, bizi biz yapan özümüzü yaşatalım. Zaman akıyor. Aydınlık yarınlarımızın dalfidanları çocuklarımız sevgisiz büyümesin!” noktalıyor yazısını…
Değerli yazar, “sevgi, sevmek, sevilmek hayatımıza hakim olsun…
Adeta diyor ki, anlamlı mesajlar içeren yazısında arzettiğim ayetleri özetliyor.
“… Ben hüznümü ve kederimi sadece Allah’a şikayet (arz) ediyorum.”
Yusuf, 12/86
“Bilesiniz ki Allah dostlarına asla korku yoktur; onlar üzüntü de çekmeyecekler.”
Yunus, 10/62
“Onlar ki, iman etmişler ve takvaya ermişlerdir, işte onlara hem bu dünya hayatında hem de ahirette müjdeler olsun!”
Ve alemlere rahmet olarak gönderilen, yüce bir ahlak üzere olan, bütün insanlık için Allah’ın örnek ve önder ilan ettiği Hz. Muhammed (s.a.v) diyor ki:
“Göz yaşarır, kalp hüzünlenir, fakat biz Rabbimizin razı olamayacağı bir şey söyleyemeyiz.”
Hz. Muhammed (s.a.v)
Sonsuz sevgi sadece ve ancak Allah içindir! Ve sadece Allah’a laiktır!
Ne mutlu o kullara ki, Allah’ı seviyor ve Allah için seviyor olsun!
Sonra sırasıyla Allah Resulü Hz. Muhammed (s.a.v) sevilir. Allah’in sevgilisidir O! Mü’minlerin de sevgili Resulü’dür!
Ve daha sonra mü’minler, mü’minleri sever!
Bu da ilahi kuraldır. Ama kafir, müşrik ve münafıklarla dost olmaz!
Sonunda mü’minler Allah’in rızasını kazanarak birlikte cennete sevkedileceklerdir. Bunları o makama laik gören hakikatin kaynağı sevgiden başka bir şey değildir. Allah’ı seven ve Allah’ın sevdiği insan!
Var olmanın ve yaşamanın en anlamlı mesajı sevgidir!
Tebrik ediyorum saygıdeğer yazar İpek Acar Sert …
Sevgiden başka besin kaynağına ihtiyaç duymayan, hassas kalbinden öpüyorum. Günümüzde bu kadar kötünün ve onların kötülükleri arasında, bir güneş gibi doğan yazının, karanlığı bastırmasına vesile olmasını diliyorum. Gönülden kutluyorum
Felsefe, tasavvuf, sosyoloji içiçe. İfadeler ve üslup çok iyi. Hârika bir yazı. Birleştirici ve iyileştirici…
Güzel bir cevab hayatlarla verilir bu doğru Uğruna emek harcanan değer verilen herşey kıymetlidir İnsan diyoruz Eşrefi mahlukat olan o insan varlığının özelliğini bilmeden kendini esfeli safilin yapma uğruna her türlü mücadeleyi veriyor. Tek sevgi ve sevgili var oda Yaradanaymış Bir özeleştiriydi benimkisi.Kendimi eleştirdim…