eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Murat ERTAŞ

Erzurumlu… Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun. 1994’te özel öğretim kurumlarında çalışmaya başladı. 1999’da kendi kurumlarını kurdu ve 2022’de emekli oldu. Radyo ve televizyonlarda kültür, sanat ve şehir programları hazırladı. Yayımlanmış yedi kitabı var. Dil ve Edebiyat dergisinin yayın kurulu üyesidir. TDED Erzurum’un başkanıdır.

    Hemşerim Know Your Coffee!

    Türkçemize mülteci muamelesi yapanlar, mülteciliğe dair tek söz söylememeli.

    Hele Türklüğe, Türkçülüğe, Türk milletine dair tek kelam etmemeli!

    Madem “dilimiz kimliğimizdir”.

    Önceki gün bir arkadaşla onun teklif ettiği bir kahvecide buluştuk.

    Türkiye’de, Erzurum’da, o kahvecide çektiğim şu fotoğrafta bana tek Türkçe kelime gösterebilir misiniz: “Know your coffee

    Ne demek? “Kahvenizi tanıyın!

    Bu cümle, Türkiye’nin doğusunda, Erzurum’da, yolu o kahveciye düşecek, senede muhtemelen tek tük İngiliz için yazılmış olamaz.

    Ya kahve çeşitlerinin adları..!?

    Her dükkânda yabancı müzik çalmasını ve artık Türkçe kullanmamaya özen gösteren iş yeri tabelalarını da geçtik, ürünler bile İngilizceyle müşteriye sunuluyorsa burası Türkiye olamaz.

    Olsa olsa sömürülmeye gönüllü, kendi dilinden ve tarihinden utanan ve hızla uzaklaşan, bağımsızlıktan nefret edip ruhen ve kalben İngiliz mandası olmaya talipli müstemleke kimliklerin, celladına iltica eden mülteci beyinlerin kendilerini “Atatürkçü, Cumhuriyetçi, Kemalist, Türkçü, İslamcı, millî ve yerli” olarak tanımladığı ve sandığı kişi olmadığını fark edemeyen mankurtların istilasına uğramış topraklardır.

    Kaldı ki kahve denince dünyada “Türk kahvesi” akla gelirken. “Bir kahvenin kırk yıl hatırı” olan millet Türklerken… Kahve evvelâ Doğu’ya aitken… Anadolu’da her çarşıda “kahvehane”ler varken…

    Dilimizi, musikimizi mekânlarımızdan kovmak Türklük kimliğinden kurtulmanın çabasıdır, eziklik, kimliksizliktir. Bunu göremeyecek ve bilemeyecek kadar cahillik olabilir mi? Kılık kıyafetten, yaşama tarzına kadar, inanç-fikir ve yaşantı bağlamında “sandığı kişi olmadığını” bilmeyen sünepe ama çığırtkan ne çok insan var, toplumun her katmanında!

    Bangır bangır yabancı müzik! Ne oluyoruz Allah aşkına?

    Fındık kabuğundan mı çıktı bu millet? Geçiniz, komik oluyorsunuz, geçiniz! “Ne mutlu Türküm diyene!” imiş. Hadi oradan. Hal diliyle Türklüğe dair ne varsa hayatımızda hızla söküp atarak mı?

    Önce dil sonra kimlik değişir… Alperenlikten kovboyluğa…

    Savaşlar niçin yapılır? Kültür ve kimliği çıkardınız mı devletlere, ülke sınırlarına ne hacet? Tek değer ekonomi mi?

    Açık söylüyorum. O kahveyi içene kadar ben, şımarık İngilizlerin alaycı gülüşlerini üzerimde hissettim ve ezile ezile, sus pus, öfkeyle, rencide olarak en acı kahvemi tamamlayıp terk ettim mekânı! Öz vatanımda kendimi mülteci hissederek… İstiklâl Marşı’nın mısraları bir şerit gibi geçerken gözümün önünden…

    İddia ediyorum, İngilizce piyasayı öyle ele geçirecek, öyle sıradanlaşacak ki tabelası, markası, dili Türkçe olan tek tük işletme kalacak ve bu işletmeler yakın gelecekte birer “antika, define” değeri kazanacak ve insanlar o gün yeniden Türkçeye yönelecek!

    Hemşerim Know Your Coffee! Ne mutlu Türküm diyene!

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    1. Birgül Akıncı dedi ki:

      Yüreğinize sağlık ,bı nefeste okuduğumuz yine harika yorumlarınızda birisi…

    2. Filiz dedi ki:

      Kılık kıyafetten, yaşama tarzına kadar, inanç-fikir ve yaşantı bağlamında “sandığı kişi olmadığını” bilmeyen sünepe ama çığırtkan ne çok insan var, toplumun her katmanında! çok güzel bir ifade

    3. Alper BAY dedi ki:

      Mevzuu pek mühim, çok hassas.. Nasıl fiziki anlamda EROZYON; DEPREM, SEL, bir ŞEHİR AFAD konusu ise .Bu mevzularda RESMİ ve HUKUKİ olarak KÜLTÜREL AFAD sahasına ve TARİFİNE dahil olunmalı Önce Yurttaş isimlerinde ki ÇARPIKLIK ve KÜLTÜREL EROZYONDAN başlanmalı ..KÜLTÜREL TAHŞİŞ sayfalarında UTANDIRILMALI en alt cezası / TİCARET BAKANLIĞI ve ilgili kurumlar geçit vermemeli.. YEREL sistemi HİÇ saymıyorum Zira KÖKTEN değişmesi gereken KİSTİK KRONİK marazı var. Yaptıkları birçok işin meşrutiyeti ehliyeti yok k ki RUHSA, İŞLETME ve REKLAM boyutlarına İRADELERİ yetsin….EN BÜYÜK MARAZ mı Maarif ve Umumi yönetimdeki İDARE İ MASLAHAT -Ahbapçılık- hemşehricilik marazı..Bu marazların hakim olduğu yerde diğer” her mesele kösele” hükmündedir ayakkabı altındadır.