Ramazan’ın son günleri müminler için Rabbimizin “Kadir” suresinde belirttiği gibi bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’nin muştucusudur. Kadir gecesi Allah’ın; kulu, resulü ve nebisi (elçisi ve son haber vereni) Hazreti Muhammed (s.a.v.) vesilesiyle var oluş gayemizi, yaratılışımızın hikmetini, kâinatı, Kuran şefkatini, Kuran hakikatini, bize insan olmayı ve Rabbimizi hatırlatıp öğrettiği, Kuran’ın kalplerin semasına inmeye başladığı gecedir.
Kadir Gecesi, Cebrail’in (a.s.) Allah’ın kelimelerini Allah’ın elçisine (s.a.v.) ve dolayısıyla insana taşımaya başladığı gecedir.
Kudret kaleminin insana yazdığı kelâm-ı kibardır. Kadir gecesi her yönüyle insanın kader gecesidir. İnsanın kalbiyle ve zihniyle idrak etmesi beklenen yepyeni bir hayata, Allah’ın açtığı yüce söz saltanatının kapılarından kullarının girmesini beklediği gecedir.
Hazreti Adem’e olduğu gibi Resulullah (s.a.v.)’a ilk öğretilen, kelimelerdir.
Kadir gecesi Kuran dilinin iktidar muştusudur. Dil konusunda verilen zirve takdirdir, hükümdür. Dil ve ruh üzerinde Yaratan’ın tasavvurudur, mukadder olmasıdır. Bu gecede kalbi gibi insanoğlunun dili de Kuran katına çıkmıştır.
Kadir gecesinde inen “İKR” “Bil!, Bildir!, Oku!” emriyle bireyin, cemiyetin, medeniyetin topyekûn vicdanî ve irfanî terbiyesi başlamıştır. Duygu ve düşüncenin, mekân ve zamanın yepyeni bir dil ile mukayyet olduğunun muştucusudur Kadir gecesi.
Dil ki, insanın eşyaya, hadiselere ve hayatın tüm şubelerine bakış açısını belirleyen en önemli kuşanmadır, donanmadır. Bir milletin dili madem onun kültürüne, inancına, düşüncesine ve değer ölçülerine giydirilen elbisedir, o milletin başka kültürlerin işgaline karşı en güçlü koruyucusu, bekçisi elbette ki dildir. O halde; Kur’an ile şereflendikten sonra mekân ve zaman karşısında mâna ve estetik olarak kendisini biçimlendiren, zenginleştiren ve yücelten Türkçe için Kadir gecesi hakiki manada bir dil bayramıdır.
Asırlarca İslamiyetin bayraktarlığını yapmış, küfrün ve batılın karşısında her haliyle dimdik ayakta durmuş ve ortaya bir medeniyet inşa etmiş Türk milletinin; avamdan havasa, sokaktan saraya, köyden şehire kullandığı kelimelerin, topyekûn dilinin Kuran ile sıkı bir bağı var, hadis-i şeriflerle ilgisi var. Hem Kuran’da geçen aynı telaffuzlu kelime olarak, hem kelime köken ilgisi olarak…
Türkçemiz ses ve mâna olarak Arapçadan değil Kur’an-ı Kerim’den etkilenmiştir. İsmet Özel’e kulak verelim: “Türkçenin kendine mahsus bir tınısı var mı? İşte bunu güzel Kur’an dinleme şansına ermiş insanlar anlayabilirler. Türkçe Arapçanın değil Kur’an-ı Kerim’in okunuş tarzına uygundur. Yani pek Arapçaya benzemez. Ama Kur’an tilavetine benzer. Nasıl ayetleri, sûreleri okurken bitişte iddiasız bir şey vardır. Deklarasyon bile olsa cümlenin sonu söner. Türkçe de böyledir. Türkçe Kur’an okunuyor gibi konuşulur. Cümlenin sonu aşağı doğrudur. Onun için bugün televizyonlarda, radyolarda Türkçe konuşamıyorlar; çünkü onların haber olarak iletmek istedikleri şeyler son hecenin vurgulanmasını gerektiriyor: ‘Gitti’ diyorlar, halbuki biz ‘Gitdi’ diyoruz. Türkçe Kur’an okunuşu gibi, ritim olarak o onu benimsemiştir.” (Türkün Dili Kur’an Sözü, İstiklâl Marşı Derneği, Tiyo Yay., İstanbul 2013, s XVI) Türkün Dili Kur’an Sözü eserinde 12.741 kelime ve terkibin Kuran’dan geçtiği tespit edilmiştir.
Tiyo yayınlarından çıkan “Rasulü Ekrem Söyledi İşiten Türk Oldu (4 cilt)” adlı eserin girişinde Türkçenin hadis-i şeriflerle ilgisine özetle şöyle değinir: “İnsanlardan ‘işittik ve itaat ettik’ diyenlerin işittiklerini tekellümle doğan Türkçenin bu vasfını ortaya çıkarmak/belgelemek amacıyla Türkçede yer alan Kur’an kökenli kelimeleri ele aldığımız ‘Türkün Dili Kur’an Sözü’ incelemesinden sonra Türkçede yer alan Hadis kökenli kelimeleri dercettiğimiz yeni bir çalışma ortaya koyduk: ‘Rasulü Ekrem Söyledi İşiten Türk Oldu’ Bu incelemede Hadislerde geçen kelimeler ile Türkçe lügat ve sözlüklerde geçen kelimelerin bir karşılaştırması/mukayesesi yapılmakta ve bizim asıl kelimelerimizin Kur’an’dan ve Hadisten aldığımız kelimeler olduğu hakikati tebarüz ettirilmektedir. Hadis-i şeriflerde geçen kelimelerden telaffuz edildiği şekliyle aynen 7.574 kelimenin Türkçede yer aldığı tespit edilmiştir…”
Hayatını İslam’ın kelimeleriyle kuşatanların dili, Kuran dilidir bir bakıma. Bu anlamda dilimiz mana derinliği ve estetiğiyle dinimizdir, namusumuzdur. Dilin nâmusunu korumak dini korumakla paralellik arz etmektedir. Millet olarak dilimizi koruyarak dinimizin terbiye ettiği kültürümüzü, irfanımızı ve vicdanımızı, kısacası dünyamızı korumuş oluruz. Vatanımıza ve gelecek nesillerimize karşı en önemli sorumluluğumuz budur.
Bu vesileyle içinde Kadir gecesini barındıran Ramazan’ın son günlerini dil ve din ilişkisi açısından değerlendirmemiz, bu günlerde hakiki manada bir dil bayramı yaşadığımızı idrak etmemiz gerekmektedir. Ramazan boyunca yaşanan uhrevî hava, okunan Kur’anlar, gazeller, dualar, mevlid-i şerifler, hayatı saran tevazu işte bu dilin kuşattığı hayatın neticeleridir, dilin iktidarıdır, yani Türkçemizin.
Kelam ve kalem gecemiz, bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecemiz mübârek ola…