“Kız anadan öğrenir sofra düzmeyi, Oğlan babadan öğrenir sohbet gezmeyi” Dede Korkut Milletleri var eden bazı ortak değerler bulunmakta, bu değerleriyle milletler kendilerini var etmekte ve medeniyetlerini oluşturmaktadırlar. Bu ortak değerlerden biri de Anadolu’muzda yaşanan ve yaşatılan yâren kültürü ve geleneğidir. Bu geleneği şekillendiren kaynaklar arasında, kadim Türk örfü ve âdetlerinin yanında...
Mehmet Doğanın bize tuttuğu Ayna, Dil, Kültür, Yabancılaşma Ayna yokken insan herhâlde kendini başkaları gibi sanıyordur sadece onlara bakmaktan. “Kendi”ni, üzerinden tanımlayabileceği başkalarıyla arasındaki fark ve benzerlikleri bilmiyordur zira başkalarının yanı sıra kendini de görmesi gerekir. Fakat göz için “kendi” bakış açısı dışındadır. İnsan kendini görebilmek için bir yansıma arar,...
Avrupalıların Afrika ve Amerika’daki eski sömürgelerinde kullandıkları temel araçlardan biri eğitimdi. Misyoner okulları aracılığıyla, sömürgeleştirdikleri toplumlara kendi dillerini, dinlerini ve “medeni” değerlerini dayatıyorlardı. Aynı zamanda halka, kendi tarihlerinin ilkel ve inançlarının bâtıl olduğu öğretiliyordu. İtiraz etmek neredeyse imkânsızdı; her karşı çıkış, fiziksel ceza veya toplumsal dışlanmayla bastırılırdı. Günümüzde ise modern...
Türk tarihinin derinliklerine bakıldığında, bu coğrafyada yüzyıllar boyunca sayısız müstesna şahsiyetin yetiştiğini ve onların milletin kaderine yön veren hizmetleri ve bıraktıkları kalıcı eserlerle kültür tarihimize mühim katkılarda bulundukları görülmektedir. Bu tarihî simaların hayatları incelendiğinde, yalnızca dönemlerine değil, sonraki nesillere de ışık tutacak pek çok ibretli hadisenin ve örnek teşkil eden davranışı bizlere...
Türk edebiyatı, kendi içinden çıkan her büyük ismin ardından biraz daha eksilir, biraz daha yetim kalır. Bu toprakların acısını, sevincini, gurbetini ve memleket hasretini kelimelere döken şairlerin ardından ise yalnızlık daha da derinden hissedilir. Yavuz Bülent Bakiler, bu toprakların kalbinden kopmuş bir ses, gönüllere kazınmış bir izdi. Onun şiirleri yalnızca...
Modern zamanların insan zihnini şekillendiren en güçlü aygıtı olan eğitim, kendi ruhunu endüstriyel çağın şafağında bir yerlerde yitirdi. Bilgiyi paketleyip seri üretim bandından geçirme, insanı ise bu bandın sonunda belirli vasıflarla donatılmış bir ürüne dönüştürme gayesi, eğitimin bütünsel dokusunu parçaladı. Zihnin bir bütün olarak değil, birbirinden bağımsız kompartımanlar şeklinde çalıştığı...
13 eylül 2025 cumartesi günü bu kadim payitaht şehri Konya’ya günü birlik bir ziyaret gerçekleştirdik. Seyahatimiz bize Konya’nın Orta Anadolu’da parlayan yıldız kültür başkenti olduğunu pek cephesiyle ıspat etti. Seyahatimize Çizgi Kitabevi ile başladık. Yazma Eserler Kurumu Konya Bölge Müdürlüğü de ziyaretimizde önemli bir durak oldu bize. Çizgi Kitabevi’nden birlikte...
Şiirimizin yüreklerimizde gürleyen gür sesi, hakkı söylemekten asla çekinmeyen, güzel Türkçemize sahip çıkan yiğit bir dostum idi Yavuz Bülent Bakiler. Onun, ‘Duvak’ şiir kitabı ilk çıktığında bir çırpıda okuyup içindeki şiirleri ezberlemiştim. Yumrukları memleket kadar büyüktü onun. Yüreği de o kadar büyüktü Yavuz Bülent Bakiler’in. Doğulu çocuk : Dost canlısı...
“ Naci İpek sığmaz bir kaç satıra; Onunla vardır onlarca hatıra!” Ruhu şad olsun. İstanbul semalarında aldım onun acı haberini. Biricik oğlu Ömer mesaj atmış bana vefatıyla ilgili. Çok üzüldüm. Urfa’nın kültür kalesinin bir burcu daha çöktü bugün. Doksan beş yıllık bir ömür dile kolay. Ne gel /gitler geçti onun...
Dağa çıkan herkes dağcı olmadığı gibi bir dergâh kapısının önünde duran kimselerin hepsine de derviş denilmez. Malum olduğu üzere derviş kelimesi “kapı önü” anlamına gelmektedirve maharet kapının önünde durmak değil, o duruşun iç ve dış şartlarını yerine getirmektir.Dağcı dağın eteğinden tutunarak, o eteği kendisine kapı bilir, derviş ise dergâhı önce kendi içine daha sonra da kendi içinden maveraya açılan bir kapı...
Bu yazı, merhum D. Mehmet Doğan’ın ölüm yıldönümünde bir veda mektubu, bir şükran duruşu, bir hüzünlü hatırlayış olarak kaleme alındı. Elbette her fani gibi büyüklerde vakti geldiğinde sessiz sedasız hakikat alemine döner. Arkalarında derin bir hüzün, sessizce bırakıp gittikleri bir nesil ve kalemlerinden süzülen o köklü büyük miras kalır. D....