Tarihin orta yerinde, geçmiş ve bugünle harman olmuş her taşında ayrı bir hikâyenin, bir izin bulunduğu bu tarihî semtte nefes almak ve bu havayı koklamak nasıl muazzam bir duygudur tarifi zor.
İsfahani Mescidi ve Tabakhane (Debbağ) Camii: Tabakhane camisi, adını Hatip çayı üzerinde bulunan Tabakhane’den almaktadır. Ankara’da kesilen hayvanların derileri, su kenarında bulunan tabakhanede tabak (debbağ) işlemi yapılmıştır . İsfahani mescidi. 1428 yılında Abdulkadir İsfahani tarafından yaptırıldığı düşünülmektedir. Selçuklu mimarisine bağlı kalınarak yapılmış. Üstü kubbe ile örtülmüş, ancak şimdi bu kubbe bulunmamaktadır.
Tabakhane (Debbağ) camisi, Kadı Necmeddin tarafından 17. yüzyılın sonlarında yaptırılmış. 2012 yılında yangın geçiren cami, yapılan restorasyonla, maalesef bir köy camisi görünümündedir.
Tabakhane Camiinin üst yanında Su Terazisi, su seviyesinin dengelendiği veya çeşitli bölgelere suyun buradan taksim edildiği (Maksem, Maslak) tahmin edilen bir yapı bulunmaktadır.
1. Cumhuriyet Müzesi II.Meclis Binası 1923 yılında Mimar Vedat Tek tarafından tasarlanmış ve başlangıçta Cumhuriyet Halk Fırkası toplantı yeri olarak inşa edilmiştir. 18 Ekim 1924 tarihinde hizmete açılan bina, 1960 yılına kadar TBMM binası olarak kullanılmıştır. Müze içerisinde Atatürk, Celal Bayar ve İsmet İnönü dönemlerine ait kişisel eşyalar, fotoğraflar ve tarihi meclis kararları sergilenmektedir. Bina, Birinci Ulusal Mimarlık Akımı’nın Ankara’daki önemli örneklerinden biridir.
6. Ankara Defterdarlık Binası, Altındağ ilçesinde bulunan bir kamu binasıdır. Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren Ankara Defterdarlığı tarafından kullanılan bina, 2017 yılında Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi’ne devredilerek Sosyokent Teknoloji Geliştirme Bölgesi olarak hizmet vermeye başlamıştır.
8. Ankara (Ankyra) ve çevresi, MÖ 25 yılında Roma İmparatorluğu egemenliğine girince bölgede Galatia Eyaleti kurulmuş ve Ankyra (Ankara) bu eyaletin başkenti olmuştur. Roma İmparatorluğu’nun en geniş sınırlara ulaştığı MS 2. yüzyılın sonunda kent, anıtsal yapılarla donatılmıştır. Augustus Tapınağı, Roma Hamamı ve Antik Tiyatro gibi kalıntılar bugün hâlâ görülebilirken, Roma Bendi ve Hipodrom gibi bazı yapılar ise zaman içinde kaybolmuştur. Bu dönemin izlerini taşıyan en önemli kalıntılardan biri ise Antik Roma Yoludur.
Antik Roma Yolu, 1995 yılında Ulus Şehir Çarşısı’nın temel kazıları sırasında Türk arkeolog Cevdet Bayburtluoğlu tarafından keşfedilmiştir. Ortaya çıkarılan yol dokusu kentin ana arterini oluşturması nedeniyle cardo maximus (ana cadde) olarak adlandırılmıştır.
9. Vakfiyesi veya bir kitabesi bulunmadığı için hakkında kesin bilgilere sahip olunamayan Zincirli Camii’nin 17. yüzyılın ikinci yarısında, dönemin şeyhülislamı Ankaravi Mehmet Emin Efendi tarafından yaptırıldığı düşünülmektedir.
Mehmet Efendi; 1685 yılında kurduğu vakıf ile Zincirli Camii’nin yanı sıra Ankaravî Mehmed Efendi Medresesi, bir mektep ve Ankara’nın çeşitli yerlerinde 25 adet çeşme yaptırmıştır.
17. yüzyıldan günümüze kadar tarihi dokusunu koruyarak zamana direnen Zincirli Camii ibadete açıktır.