Öğretmenlere hitap etme biçimi ülkeden ülkeye, daha çok da kültürden kültüre değişiyor. Mesela İngilizce konuşulan ülkelerde “Bay/Bayan” gibi resmi unvanlar, İspanyolca ve Portekizce konuşulan bölgelerde ise “Profesör/Profesora” gibi unvanlar kullanılarak öğretmenlere hitap ediliyor. Afrika ülkelerinde öğretmene hitap sömürgeleştiren ülkelerden öğrenildiği şekilde “Beyefendi” veya “Hanımefendi olarak yaygın. Svahili dilinde ise fonetik olarak bizim muallime benzeyen “Mwalimu” kullanılmakta. Çin, Japonya, Tayland, Vietnam, Endonezya gibi Asya ülkelerinde adıyla veya soyadıyla birlikte “öğretmen” tabiri kullanılmakta. Mesela “Ali öğretmen” gibi. Pakistanlılar kendi dillerinde (Urduca) öğretmen yerine erkek öğretmene “üstad”, kadın öğretmene “üstada” diye hitap ediyorlar. Avrupalılar genel olarak “sir”, “miss”, Fransızlar “Monsieur” (Mr.) veya “Madame” (Mrs), Hollandalılar ve Almanlar hitapla birlikte soy isimleri söyleyerek (Frau/Herr Müller), Orta ve güney Amerika’da daha çok profesör, kuzey Amerika da “Mr.”, “Mrs.” veya “Ms.” şeklinde hitap edilir ve ardından soyadları eklenir. Şili ve Nijerya gibi geleneksel ülkelerde ilkokullarda amca/teyze olarak da hitap edilmektedir.
17. ve 18. yüzyıllarda Avrupa ülkelerinde öğretmenlere hitap ederken kullanılan ifadeler şimdikinden başkaydı. Mesela günümüz Fransa’sında ilkokul ve ortaokulda öğretmenlere genellikle “Monsieur” (Bay) veya “Madame” (Bayan) şeklinde soyadıyla hitap edilirken, 17.ve 18.yüzyıllarda öğretmenlere “Maître” (erkekler için) veya “Maîtresse” (kadınlar için) şeklinde hitap edilirdi. İngiltere’de öğrenciler, ilkokul ve ortaokulda öğretmenlerine genellikle “Mr.” (Bay), “Mrs.” (Evli kadınlar için), “Miss” (Evlenmemiş kadınlar için) veya “Ms.” (evli olup olmadığı belirtilmeyen kadınlar için) şeklinde soyadıyla hitap ederlerken (örneğin, Mr. Smith veya Miss Johnson), 17.ve 18.yüzyılda erkek öğretmenlere, “Master”, kadın öğretmenlere “Mistress” olarak hitap edilirdi. Almanya’da ise günümüzde ilkokul ve ortaokul düzeyinde öğretmenlere genellikle “Herr” (Bay) veya “Frau” (Bayan) şeklinde soyadlarıyla hitap edilirken (örneğin, Herr Müller veya Frau Schmidt), 17. ve 18. yüzyıllarda erkek öğretmenlere “Herr Lehrer” (Bay Öğretmen) şeklinde hitap edilirdi. Son olarak İtalya’da ilkokul ve ortaokul öğretmenlerine öğrenciler genellikle “Signore” (Bay) veya “Signora” (Bayan) şeklinde soyadıyla hitap ederlerken (örneğin, Signore Rossi veya Signora Bianchi), 17. ve 18. yüzyıllarda İtalya’da öğretmenlere genellikle “Maestro” (erkek öğretmenler için) veya “Maestra” (kadın öğretmenler için) hitap edilirdi.
Bu ülkelerde 17. ve 18. Yüzyıllardaki öğretmenlere yönelik hitabın altında yatan temel saik öğretmenlerin kültürcü, ahlakçı ve eğitici yanının önemli ve değerli olduğudur. Bu da öğretmenin toplumdaki ve öğrencideki otoritesinin ve saygınlığının yüksekliğini gösterir. Öğretmenin eğitimciliği arttıkça otoritesi ve saygınlığı artıyor; eğiticiliği azaldıkça otoritesi ve saygınlığı düşüyor. Ayrıca Avrupa ülkelerinde öğretmenin cinsiyetini belirten ifadeler (Bay/Bayan) öteden beri kullanılmaya devam ediyor.
Bizde ise Selçuklu ve Osmanlı zamanında muallim, müderris, molla, hoca tabirleri kullanılırdı. Bu tabirlerin hemen hepsi öğretmenin otoritesini, saygınlığını koruyan kollayan ifadelerdir. Batıdakilere benzer şekilde bizde de öğretmenin kültürcülüğü, ahlakçılığı yani eğiticiliği arttıkça toplumsal statüsü artıyor.
Özellikle Avrupa’da sekülerleşme arttıkça öğretmenin eğitimciliği azalırken öğreticiliği arttı. Böylece bizim “hoca” anlamının derinliğine yakın olan Master, Maitre veya Lehrer bugünkü kullandığımız ve sadece öğretimle ilgilenen kişi anlamındaki “Teacher” oldu. Bizde de benzer durum gerçekleşti, ama kendiliğinden değil kasıtlı olarak gerçekleşti. Çünkü bizde bu tür tabirler batılılaşma gayretleri nedeniyle tedavülden kaldırılmaya çalışıldı. Mesela Milli eğitimin ilk bakanlarından olan Mustafa Necati (1925-1929) eğitimde dilin sadeleştirilmesi bağlamında okullarda kullanılan “hoca” ve “muallim” tabirlerinin yerine “öğretmen” tabirinin kullanılmasına “azami özen” gösterdi. Benzer bir itina, 1986-2002 yılları arasında (16 yıl) Celalettin Ökten tarafından kurulan İlim Yayma Cemiyeti’nin başkanlığını yapmış olan ve 20 Eylül 1980 – 14 Aralık 1983 tarihler arasında Milli Eğitim Bakanlığı yapan Hasan Sağlam’ın 28.1.1983 tarihinde okullara gönderdiği “öğretmenlere hitap” konulu 19. Nolu genelgenin 4.,5. ve 6. Maddeleriyle bir kez daha gösterildi. Sözkonusu genelgenin maddeleri şöyle:
4. Öğretmen deyimine karşılık olmak üzere çoğu okullarımızda, özellikle de ortaöğretim kurumlarımızda “hoca” deyimi kullanılarak, öğrencilerin öğretmenlerine ‘‘hocam’’ şeklinde hitap ettikleri ve bir kısım öğretmenlerimizin de bu hitap şeklini benimseyip normal karşıladıkları görülmektedir. Oysa bu durumun öğrencinin öğretmenine göstermesi gerekli olan saygıya gölge düşürücü ve zedeleyici nitelikte olduğu ve onun meslek özellikleriyle de bağdaşmaz bir durum yarattığı açıktır.
5. “Hoca” deyimi yerine, öğrenciler arasında eğiten, öğreten kişi anlamındaki “Öğretmen” deyiminin yerleştirilmesi, hiç kuşkusuz öğretmenin mesleğine ve görevine verilen değer ve saygının bir göstergesi olacaktır.
6. Bu nedenle öğretmenlere, her dereceli okul ve kurumlarımızda öğrenciler tarafından “Öğretmenim” şeklindeki hitabın yerleşmesine büyük önem verilmesini, öğrencilerin bu hitap biçimine özendirilmesini, “hocam” diye hitap eden öğrencilerin dikkatlerinin çekilmesini ve bunun yanlış bir hitap olduğunun eğitsel yollarla kavratılmasını önemle rica ederim.
Görüldüğü gibi Mustafa Necati’nin gayretleri “muallim” hitabının kullanımını kaldırmış ve öğretmen tabirinin ilkokul ve ortaokullarda kullanımı sağlamış. 1980 yılında, aradan geçen 60 yıl sonra, hoca tabirinin ortaöğretimde kullanılmaya devam edilmesinin “saygısız, zedeleyici ve yanlış” bir hitap olduğuna karar verilerek liselerde de öğretmen ifadesinin kullanılması istenmiş. Bu durum elbette bizde kültürün Batılılaştırılmasıyla yakından ilgili mesele.
Oysa dilimize Farsçadan geçen ve bizim kelimemiz olan Hoca, öğretmen tabiri gibi sadece öğreten kişi değil, insanı bütün yönleriyle yetiştirendir. Bir anlamı da “sahip” demek olan Hoca, tam da bu anlamına uygun bir şekilde talebesinin sahibi olan yani onu bütün hayatı boyunca sahiplenendir. “Eti senin kemiği benim” anlayışı bu kültürün nefis cümlesidir. Son olarak bizde öğretmenin cinsiyetini belirleyen ifadeler de kaldırılmış, şu an erkek ya da kadın olduğunu belirtmeksizin öğretmen hitabı kullanılmaktadır. Bunun elbette Latin harflerine geçişle ilgisi büyük.
Son olarak her ne kadar hoca ifadesi günümüzde üniversitelerde ve ortaöğretimde kullanılmaya devam etse de, mana kaybına uğratılarak kullanıldığını söylemek pekâlâ mümkün. Evet, işler dönüp dolaşıp kültüre dayanıyor. Görüldüğü gibi kültürünü temel almayan eğitim ilkin anlamını, ardından manasını kaybediyor.
Hocam kelimesin sıcaklığ öğretmen gibi soğuk bir kelimede var mı?