eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Prof. Dr. İsmail AYDOĞAN

Kahramanmaraş’ta doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Kahramanmaraş ve Ankara’da tamamladı. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi, Eğitim Yönetimi ve Teftişi Bölümünden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimler Enstitüsünde, aynı alanda, yüksek lisans ve doktora yaptı. 2015 yılında profesör oldu. "Kuram ve Uygulamada Eğitim Bilimleri", "Eğitim ve Paradigma", "Kültür Temelli Eğitim", "Eğitimin Türkçesi", "Eğitimde Nezaket", "Bir Dava Adamı Nurettin Topçu" ve "Eğitimin Kimlik Arayışı" adlı kitapları yazmıştır. Ayrıca ulusal ve uluslararası dergilerde yayımlanmış altmışın üzerinde kitap bölümü, makale ve bildirisi bulunmaktadır. Çalışma alanları, eğitim felsefesi, eğitim politikası, eğitim sosyolojisidir.
    14.09.2026 00:01
    Modern eğitim anlayışı, “Bak, arkadaşın nasıl çalışıyor”, “Kardeşin senden daha başarılı”, “Filancanın çocuğu şunu yaptı” gibi mukayeselerin çocuğun şahsiyetini zedelediğini söyler. Bu hükmün haklı olduğu yerler var. Ne var ki her doğru söz gibi sınırı aşılınca başka bir yanlışa dönüşebilir....
    06.09.2026 00:01
    Bir ülkenin eğitim sisteminin başka ülkelerin eğitim anlayışına bağımlı olduğunu nasıl anlarız? Yabancı uzmanların gelmesi, başka ülkelerin modellerinin alınması veya uluslararası kuruluşların eğitim politikaları üzerinde etkili olması bunun görünür biçimleridir. Türk eğitim tarihinde bunların hemen hepsini görmek mümkündür. Yaklaşık iki...
    23.08.2026 00:01
    Günümüz modern eğitiminden geçen bir genç, haritalardaki çizgileri dünyanın kendisine ait doğal çizgiler zannediyor. Oysa ne dağlar o çizgileri bilir ne nehirler ne de gökyüzü. Anlaşılan o ki modern eğitim, sınırları önce haritalara çizmiş, sonra devletlerin hukukuna ve nihayet insanların...
    09.08.2026 00:01
    İnsan yalnızca kelimelerle konuşmaz; kelimelerle düşünür de. Hatta bir müddet sonra dünyayı kullandığı kelimelerin / kavramların içinden görmeye başlar. Çünkü kavram yalnızca bir şeyi adlandırmaz; o şeye nasıl bakacağımızı da belirler. Mesela eğitime “insan yetiştirme” dediğimizde başka, “insan kaynağı geliştirme”...
    26.07.2026 00:01
    Bir çocuğa dürüstlüğün önemli olduğunu söylemek kolaydır. Adaletin değerini anlatmak, merhametin güzelliğinden söz etmek ya da iyiliğin insanı yücelttiğini açıklamak da mümkündür. Fakat eğitim tarihinin ve tecrübesinin bize gösterdiği önemli bir gerçek var, o da insanların çoğu zaman anlatılanlara göre...
    10.07.2026 21:00
    İlimle uğraşmanın insana kazandırdığı en değerli şey yeni bilgiler edinmekten ziyade bakıştır. Çünkü insan, dünyayı olduğu gibi görmez. Dünyaya sahip olduğu bakış kadar nüfuz edebilir. Aynı olaya bakan iki insanın farklı şeyler görmesi, biraz da bundandır. Marangoz bir ağaca baktığında keresteyi görür....
    28.06.2026 00:01
    Eğitim denildiğinde genelde hangi bilginin verileceği, hangi becerinin kazandırılacağı, hangi yöntemin daha etkili olduğu konuşulmaktadır. Oysa eğitimin asıl ağırlık merkezi çoğu zaman bunlar değildir. Çünkü insan sadece bilgiyle şekillenen bir varlık değildir. Bir çocuğa dürüstlüğün değerini, saygının önemini, çalışmanın insanı olgunlaştırdığını, sabrın...
    14.06.2026 00:01
    Hayatın en büyük yüklerinden biri, dünyanın zihnimizde kurduğumuz düzene uygun işlemesini beklemektir. İnsanı yoran çoğu zaman olaylar değil, olayların gerçekleşmemesi gerektiğine dair beklentileridir. Bundan olsa gerek insan farkında olmadan hayatı bir mahkeme gibi düşünür. Ve bu mahkemede iyiler ödüllendirilecek, kötüler...
    31.05.2026 09:56
    Zenginliğin sağladığı güvenlik, konfor ve nihayet tamamlanmışlık hissi, problemli bir boyut olan durağanlığı ortaya çıkarır. Zenginliğin ürettiği ve insanı hareketten alıkoyan bu durağanlık hissi, insanı ihtiyaçtan, arayıştan ve ideallerden koparır. Zira ihtiyaç, insanı harekete geçiren en temel saiktir. Mesela açlık, insanı üretmeye; eksiklik, düşünmeye; yoksunluk ise anlam arayışına sevk eder. Zenginlik, eğer doğru bir bilinçle taşınmazsa,...
    17.05.2026 00:01
    Klasik siyaset ve yönetim düşüncemizin önemli isimlerinden Nizâmülmülk’ün devlet idaresi tecrübesinden süzülerek gelen meşhur özdeyişi bir hakikati veciz biçimde ifade eder: “Bir adama iki iş, iki adam bir iş verilmez.” Bu söz yüzeyde bir idari düzenleme ilkesi gibi görünse de,...
    03.05.2026 00:01
    Eğitim sistemi yalnızca öğretim tekniklerinden, ders programlarından ya da yönetim modellerinden oluşan mekanik bir düzenek değildir. Eğitim, bir milletin kültürünü ve ahlak anlayışını yansıtan; insanın nasıl bir varlık olarak tasavvur edildiğini gösteren temel kurumlardan biridir. Bu nedenle Türk eğitim sistemi...
    19.04.2026 00:01
    Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırıları, eğitim alanında görünen ile görünmeyen arasındaki gerilimin çarpıcı bir tezahürüdür. Bu tür hadiseleri yalnızca bir “güvenlik açığı” olarak okumak, meselenin ontolojik ve toplumsal derinliğini göz ardı etmek anlamına gelir. Zira silahın okula girmesi, bizzat...
    05.04.2026 00:01
    Danıştay 8. Dairesinin geçenlerde verdiği bir karar kamuoyunda çok tartışıldı. Kararda, bir kadroya başvuran adayların her ikisi de üniversitenin asgari kriterlerini sağlıyorsa, aralarında “bariz bir puan farkı” (örneğin bir adayın 767 puan, diğerinin çok daha düşük olması gibi) bulunduğu durumlarda,...
    21.03.2026 18:43
    ABD-İsrail ortaklığının İran’a yönelik saldırısı sonrası dünya siyasetinde iki dikkat çekici sahne ortaya çıktı. Bir yanda, Oval Ofis’te bir grup Evanjelik din adamının, devlet başkanı Donald Trump için dua ederek onun omuzlarına ellerini koyduğu bir ritüel; diğer yanda ise İran’ın merhum dini lideri Ali Hameney’in (diğer devlet ve hükümet yöneticilerinin) ölüm tehlikesi karşısında...
    18.03.2026 22:00
    Batı, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısıyla başlayan süreçte yeni olan bir şey varsa, o da Batı’nın sömürüye dayalı zihinsel yapısının güncel bir versiyonuna tanıklık ediyor olmamızdır. Dolayısıyla Batı cephesinde değişen bir şey yok; zira Batı’nın sömürü merkezli tavrı, onlar için hayat memat kabilindendir. Değişen sadece bu tavrın sergilenme ve...
    08.03.2026 00:01
    İranlı yazar Ali Şeriati’nin İnsanın Dört Zindanı adlı eseri, insanın özgürlüğü ile onu kuşatan zorlayıcı güçler arasındaki gerilimi merkeze alan güçlü bir düşünsel çerçeve sunar. Şeriati’ye göre insanın varoluşunu kuşatan dört temel zorlayıcı güç, onun insanlaşma sürecini sınırlayan birer “zindan”...
    22.02.2026 00:01
    Bireyin kendi öz varlığını dış dünyanın koşullarına karşı koruma mücadelesi, seküler çağda basit bir saygı arayışından ziyade, derin bir ontolojik kabul görme ihtirasına evrilmiştir. Bu ihtiras, bireyin kendi değerini ve kimliğini dışsal bir onay mekanizmasına ipotek etmesiyle tezahür eden bir...
    08.02.2026 00:01
    Son çeyrek asrın en trajik ve paradoksal manzaralarından biri, geleneksel olarak irfanı, hikmeti ve kültürel kökleri aktarmakla yükümlü olduğunu iddia eden eğitimcilerin, Batı’nın en seküler ve araçsal ürünü olan teknoloji karşısındaki derin boyun eğişi ve eleştirisiz hayranlığıdır. Bu, basit bir...
    25.01.2026 00:01
    Eğitim, neredeyse yüz yıl öncesine kadar, bireyi hakikate, erdeme ve kültürel düşünme yetisine ulaştırmayı amaçlayan kutsal bir mektepti. Bu mektebin kapısından giren öğrenci; dünyayı anlama, kendi üzerine düşünme ve toplumsal hayata ahlaki bir sorumlulukla katılma çabasıyla yoğrulurdu. Eğitimin odak noktası, insanı bütüncül olarak yetiştirmekti; yani sadece mesleki bilgiye...
    11.01.2026 00:01
    Bir zamanlar ülkemizin muhafazakâr (!) kesiminde ideal sahibi olmak, idealist bir insan olmak, bir zamanların ünlü deyişiyle “dava adamı” olmak sadece bir sıfat değil, bir zırhtı. En azından kimi genç zihinlerin kendini tanımladığı kutsal bir ödevdi. O yıllarda bu duruş,...
    28.12.2025 00:01
    Modern Batı’nın pozitivist düşüncesinin zirveye çıkardığı, evreni anlama ve ona hükmetme biçimi olan bilim, metodolojik olarak kendini duyu organlarıyla algılanana, ölçülebilene ve tekrarlanabilene hapseder. Bu, bilimin en büyük gücü olduğu kadar, en büyük kısıtlamasıdır da. Zira bilim, beş duyu organı dışında kalan her şeyi; mesela metafizik...
    14.12.2025 00:01
    “Gerçek” ile “hakikat” arasındaki fark, Doğu ile Batı medeniyet tasavvurunun temel ayrım noktalarından biridir. Gerçek (realite), Batı’nın pozitivist aklının ürünüdür.Aydınlanma sonrası yüceltilen bu kavram, çıplak, örtüsüz, anlamdan yoksun, sadece “olan”dır. Duyularla, deneyle, gözlemle doğrulanabilen, niceliksel, maddi ve nötr olandır. “Elma yere düşer” bir gerçektir; Newton, yerçekimini...