eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Prof. Dr. İsmail AYDOĞAN

Kahramanmaraş’ta doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Kahramanmaraş ve Ankara’da tamamladı. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi, Eğitim Yönetimi ve Teftişi Bölümünden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimler Enstitüsünde, aynı alanda, yüksek lisans ve doktora yaptı. 2015 yılında profesör oldu. "Kuram ve Uygulamada Eğitim Bilimleri", "Eğitim ve Paradigma", "Kültür Temelli Eğitim", "Eğitimin Türkçesi", "Eğitimde Nezaket", "Bir Dava Adamı Nurettin Topçu" ve "Eğitimin Kimlik Arayışı" adlı kitapları yazmıştır. Ayrıca ulusal ve uluslararası dergilerde yayımlanmış altmışın üzerinde kitap bölümü, makale ve bildirisi bulunmaktadır. Çalışma alanları, eğitim felsefesi, eğitim politikası, eğitim sosyolojisidir.
    31.05.2026 09:56
    Zenginliğin sağladığı güvenlik, konfor ve nihayet tamamlanmışlık hissi, problemli bir boyut olan durağanlığı ortaya çıkarır. Zenginliğin ürettiği ve insanı hareketten alıkoyan bu durağanlık hissi, insanı ihtiyaçtan, arayıştan ve ideallerden koparır. Zira ihtiyaç, insanı harekete geçiren en temel saiktir. Mesela açlık, insanı üretmeye; eksiklik, düşünmeye; yoksunluk ise anlam arayışına sevk eder. Zenginlik, eğer doğru bir bilinçle taşınmazsa,...
    17.05.2026 00:01
    Klasik siyaset ve yönetim düşüncemizin önemli isimlerinden Nizâmülmülk’ün devlet idaresi tecrübesinden süzülerek gelen meşhur özdeyişi bir hakikati veciz biçimde ifade eder: “Bir adama iki iş, iki adam bir iş verilmez.” Bu söz yüzeyde bir idari düzenleme ilkesi gibi görünse de,...
    03.05.2026 00:01
    Eğitim sistemi yalnızca öğretim tekniklerinden, ders programlarından ya da yönetim modellerinden oluşan mekanik bir düzenek değildir. Eğitim, bir milletin kültürünü ve ahlak anlayışını yansıtan; insanın nasıl bir varlık olarak tasavvur edildiğini gösteren temel kurumlardan biridir. Bu nedenle Türk eğitim sistemi...
    19.04.2026 00:01
    Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırıları, eğitim alanında görünen ile görünmeyen arasındaki gerilimin çarpıcı bir tezahürüdür. Bu tür hadiseleri yalnızca bir “güvenlik açığı” olarak okumak, meselenin ontolojik ve toplumsal derinliğini göz ardı etmek anlamına gelir. Zira silahın okula girmesi, bizzat...
    05.04.2026 00:01
    Danıştay 8. Dairesinin geçenlerde verdiği bir karar kamuoyunda çok tartışıldı. Kararda, bir kadroya başvuran adayların her ikisi de üniversitenin asgari kriterlerini sağlıyorsa, aralarında “bariz bir puan farkı” (örneğin bir adayın 767 puan, diğerinin çok daha düşük olması gibi) bulunduğu durumlarda,...
    21.03.2026 18:43
    ABD-İsrail ortaklığının İran’a yönelik saldırısı sonrası dünya siyasetinde iki dikkat çekici sahne ortaya çıktı. Bir yanda, Oval Ofis’te bir grup Evanjelik din adamının, devlet başkanı Donald Trump için dua ederek onun omuzlarına ellerini koyduğu bir ritüel; diğer yanda ise İran’ın merhum dini lideri Ali Hameney’in (diğer devlet ve hükümet yöneticilerinin) ölüm tehlikesi karşısında...
    18.03.2026 22:00
    Batı, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısıyla başlayan süreçte yeni olan bir şey varsa, o da Batı’nın sömürüye dayalı zihinsel yapısının güncel bir versiyonuna tanıklık ediyor olmamızdır. Dolayısıyla Batı cephesinde değişen bir şey yok; zira Batı’nın sömürü merkezli tavrı, onlar için hayat memat kabilindendir. Değişen sadece bu tavrın sergilenme ve...
    08.03.2026 00:01
    İranlı yazar Ali Şeriati’nin İnsanın Dört Zindanı adlı eseri, insanın özgürlüğü ile onu kuşatan zorlayıcı güçler arasındaki gerilimi merkeze alan güçlü bir düşünsel çerçeve sunar. Şeriati’ye göre insanın varoluşunu kuşatan dört temel zorlayıcı güç, onun insanlaşma sürecini sınırlayan birer “zindan”...
    22.02.2026 00:01
    Bireyin kendi öz varlığını dış dünyanın koşullarına karşı koruma mücadelesi, seküler çağda basit bir saygı arayışından ziyade, derin bir ontolojik kabul görme ihtirasına evrilmiştir. Bu ihtiras, bireyin kendi değerini ve kimliğini dışsal bir onay mekanizmasına ipotek etmesiyle tezahür eden bir...
    08.02.2026 00:01
    Son çeyrek asrın en trajik ve paradoksal manzaralarından biri, geleneksel olarak irfanı, hikmeti ve kültürel kökleri aktarmakla yükümlü olduğunu iddia eden eğitimcilerin, Batı’nın en seküler ve araçsal ürünü olan teknoloji karşısındaki derin boyun eğişi ve eleştirisiz hayranlığıdır. Bu, basit bir...
    25.01.2026 00:01
    Eğitim, neredeyse yüz yıl öncesine kadar, bireyi hakikate, erdeme ve kültürel düşünme yetisine ulaştırmayı amaçlayan kutsal bir mektepti. Bu mektebin kapısından giren öğrenci; dünyayı anlama, kendi üzerine düşünme ve toplumsal hayata ahlaki bir sorumlulukla katılma çabasıyla yoğrulurdu. Eğitimin odak noktası, insanı bütüncül olarak yetiştirmekti; yani sadece mesleki bilgiye...
    11.01.2026 00:01
    Bir zamanlar ülkemizin muhafazakâr (!) kesiminde ideal sahibi olmak, idealist bir insan olmak, bir zamanların ünlü deyişiyle “dava adamı” olmak sadece bir sıfat değil, bir zırhtı. En azından kimi genç zihinlerin kendini tanımladığı kutsal bir ödevdi. O yıllarda bu duruş,...
    28.12.2025 00:01
    Modern Batı’nın pozitivist düşüncesinin zirveye çıkardığı, evreni anlama ve ona hükmetme biçimi olan bilim, metodolojik olarak kendini duyu organlarıyla algılanana, ölçülebilene ve tekrarlanabilene hapseder. Bu, bilimin en büyük gücü olduğu kadar, en büyük kısıtlamasıdır da. Zira bilim, beş duyu organı dışında kalan her şeyi; mesela metafizik...
    14.12.2025 00:01
    “Gerçek” ile “hakikat” arasındaki fark, Doğu ile Batı medeniyet tasavvurunun temel ayrım noktalarından biridir. Gerçek (realite), Batı’nın pozitivist aklının ürünüdür.Aydınlanma sonrası yüceltilen bu kavram, çıplak, örtüsüz, anlamdan yoksun, sadece “olan”dır. Duyularla, deneyle, gözlemle doğrulanabilen, niceliksel, maddi ve nötr olandır. “Elma yere düşer” bir gerçektir; Newton, yerçekimini...
    30.11.2025 00:01
    Avrupalıların Afrika ve Amerika’daki eski sömürgelerinde kullandıkları temel araçlardan biri eğitimdi. Misyoner okulları aracılığıyla, sömürgeleştirdikleri toplumlara kendi dillerini, dinlerini ve “medeni” değerlerini dayatıyorlardı. Aynı zamanda halka, kendi tarihlerinin ilkel ve inançlarının bâtıl olduğu öğretiliyordu. İtiraz etmek neredeyse imkânsızdı; her karşı...
    16.11.2025 00:01
    Avrupalıların Afrika ülkelerini sömürgeleştirmesi üzerine çalışırken, zihnimde ister istemez bir “sömürgeci tipolojisi” oluşmuştu. Bu insan tipi, keskin yüzlü, palası, gemisi ve bayrağıyla gemiden inerdi. Yerliyi “öteki”, “vahşi” ve “insan-altı” olarak kodlayan, bunu saklama ihtiyacı bile duymayan, kendince “dürüst” (!) bir...
    02.11.2025 00:01
    Son yıllarda, eğitim alanında düzenlenen çalıştay, panel ve sempozyumlarda giderek belirginleşen bir akademisyen profili dikkat çekmektedir. Bu isimler, eğitim bilimlerinin eleştirel geleneğine yabancı olmadıkları gibi, toplumsal eşitsizlikler ve adaletsizlikler konularında da teorik bir farkındalığa sahiptirler. Ne var ki, bu farkındalığı...
    19.10.2025 00:01
    Tarihin her döneminde bilgi, insanı yüceltici bir güce sahip olduğu kadar, onu alçaltıcı bir iktidar aracına dönüştürebilecek potansiyele de sahip olmuştur. Gazâlî’nin dediği gibi: “İlim, sahibine edep kazandırmıyorsa, o bilgi değil, yük olur.” Çünkü bilgi, kalbi terbiye ettiğinde hikmete, yani...
    05.10.2025 00:01
    Her medeniyetin kendini hatırlatan kavramları vardır. Medeniyetler, özelliklerini bu kavramlara yükler; onlarla yayılır ve hükümranlıklarını bu şekilde sürdürürler. Kavramlar, Ömer Lütfi Barkan’ın ifadesiyle “kolonizatör dervişler” gibidir. Önce kavramlar gelir, ardından dil ve kültür yerleşir. Böylece güç sahibi uygarlığın etki alanı...
    21.09.2025 00:01
    Eğitim, insanın hem bireysel varoluşunu inşa ettiği hem de toplumsal hafızaya katıldığı bir alandır. Bireysel varoluş, insanın kendi yaratılış gayesine yönelmesiyle ilgilidir; insanı bu gayeye uyum kazandırma işine terbiye denir. Toplumsal hafızaya katılım ise toplumun kültürüne göre yaşamayı şiar edinmekle...
    07.09.2025 00:01
    Görünürlüğü yabana atmamak gerek. Zira görünürlük, doğru kullanıldığında ahlâkın, karakterin, iyiliğin ve güzelliğin öğrenilmesine; iyi insan olmaya ve toplumda yaşanabilir bir kültür oluşmasına rehberlik eden bir ışığa dönüşür. İnsan, doğası gereği tanıklığa muhtaçtır; öğrenme süreci gözlemle başlar. Çocukların, öğrencilerin, bireylerin...
    24.08.2025 00:01
    18. yüzyıldan itibaren Batı’da Aydınlanma düşüncesi, insan aklını mutlak bir otorite olarak yüceltti. Kültür, gelenek ve din, toplumsal hayattan birer birer çekilirken eğitim de bu sekülerleşmenin en açık biçimde hissedildiği alan oldu. Artık hayatın merkezinde ilahi bir ölçü değil, insan...