Sadelik kavramı, “düz, basit, yalın, gösterişsiz, katkısız, gösterişi olmayan, süsten, püsten arınmışlık; gereksiz her türlü karmaşıklığın azaltılması anlamını ifade eder. Hayatımızdaki fazla yükleri arındırmak, gereksiz bilgi karmaşasını temizlemek anlamına gelir. Sadelik, daha az şeyle daha fazlasını elde etme yolu olarak görülebilir. Karmaşıklığın azaltılmasının ve işlerin daha anlaşılır hale getirilmesidir. Çağımızda hayatın her alanı ev, iş, teknoloji, iletişim, maddi manevi her alanımız giderek daha karmaşık hale gelmektedir. Bu çağın yaşam şekli sebebiyle kaldırabileceğimizden daha fazla bilgi yoğunluğuna, kullanabileceğimizden daha fazla ürün ve tüketim seçeneğine maruz kalmaktayız.
Sanayileşme ile üretim ve çeşitliliğin artması, tüketim çılgınlığı, hayatı altından kalkılmaz büyük bir yığın haline getirmiş durumda. Bu yığının içinde gereksiz eşyalar, harcanan zaman, emek vardır. Fazla eşya evde nasıl gereksiz alan kaplıyorsa kişinin zihninde de gereksiz yer işgal eder. O eşyanın temiz kalması, düzenlenmesi bedenen ve zihnen emek ve zaman harcama gerektirir. Fark etmeden eşyalara hizmet edilmeye başlanır. Daha fazla almak ve tüketmek için daha çok çalışmaya başlanır. Bir zaman sonra dünyaya eşya toplamak için gönderilmemiş olduğumuzu unuturuz.
Modern hayatla birlikte insanoğluna daha çok şeye ihtiyacı olduğu zannettirilmiştir. Son zamanlarda “minimalist yaşam” adı verilen, her şeyi basit tutmak ve hayatımızda bize hizmet etmeyen şeyleri ortadan kaldırmakla ilgili yeni bir davranış ve tutum özelliğinden bahsedilmektedir. “Minimalizm”in sözlük manası, en az ile yaşamak ve sadeliktir. 1960’lı yıllarda sanat alanında başlayan bu düşünce akımı, yaşadığımız hemen her alana girerek bir “hayat tarzı” oluşturur. Bu hayat tarzı ile, gereksiz her şeyi ortadan kaldırarak dağınık, materyalist veya aşırı meşgul bir yaşamdan daha özgür ve sade bir tarza geçilir. Bu tarz yaşam ile huzur, büyüme ve üretkenlik kolaylıkla ortaya çıkmaktadır. Çünkü insan hayatındaki maddi ve manevi unsurları, ihtiyaçlarına göre sınırlayıp en aza indirerek, daha fazla dikkatini toplama, hareket serbestliği, yaşam konforu ve kalitesi kazanabilir. Dünya ülkeleri arasında minimalist hayatın günümüzdeki öncüsü Japonya’dır. Japonlar küçük dairelerde, oldukça az yer kaplayan eşyalarla yaşar. Çünkü lüzumu kadar ev eşyası ve kıyafet, insanın hizmetinde iken fazlası maddi manevi bir yüktür.
Aslında sadelik, sade yaşam Müslümanca yaşamanın gereğidir. Sevgili Peygamberimiz’in hayat tarzıdır. Bizler için yeni bir hayat tarzı gibi sunulan sade hayat ya da minimalizm, kapitalizme bir alternatif değil, dünyaya karşı tercih etmemiz gereken halimiz olmalıdır.
Sade hayat, merkezinde istiğnanın(gözü tokluk) olduğu, israfın uğrayamadığı bir hayat tarzıdır. Müstağni olmak, Allah’tan başkasına muhtaç olmadığının bilincinde olarak yaşamaktır. Sade hayat, aynı zamanda bir Sünnettir. İstese zengin bir hayat yaşayabilecekken oldukça sade ve mütevazı bir hayat süren Peygamber’imiz (s.a.v) bir gün uykudan uyandığı sırada Hz.Ömer gelir, Efendimiz’in yüzünde, üzerinde uyuduğu hasırın izini görerek çok üzülür. Peygamber Efendimiz, onu teselli ederken kendisine: “-Ey Ömer, üzülme! Dünya onu sevenlerin, Ahiret ise bizim olsun. Bu bize yetmez mi?” (Müslim,Buhârî). Diyerek bizlere, hayata karşı güzel bir bakış açısı öğretir.
Gönüllü Sadelik
Gönüllü sadelik, sade yaşamın iyilik ve mutluluğun bir göstergesi olarak nitelendirildiği; bireylerin günlük yaşamlarında, sadelik motivasyonu ile yaşam tarzlarında farklılık gerekliliğinin savunulduğu bir işleyişi ifade eder. Gönüllü sadelik olgusu, aynı zamanda maddiyattan uzaklaşmanın da mutlu yaşamın ilk basamağı olduğu görüşünü temel alır. Tüketim odaklı ve materyalist yaşam biçimlerinin karşısında bir yaşam tarzının ifadesidir.
Sakin, yalın, dingin bir yaşam şekli ile mutluluğun ön plana alınmasını öneren gönüllü sadelik yaşam tarzı savunucuları, daha az tüketim yolu ile daha kaliteli yaşam tarzını benimseyerek karmaşık ve gereksiz lüks hayatın karşısında durur.
Az aslında çoktur.
İlahi sistemde, bir şeyin küçüklüğü onun aslında büyük olduğunun, bir şeyin büyüklüğü ise onun aslında küçük olduğunun işaretidir. Çok vakti olan, az vakti olandan daha vakitsizdir örneğin.. Çünkü zamanı iyi kullanmak da sade hayatın temellerindendir. Zira zamanı iyi kullanmak kendi tekamülümüz için de gereklidir.
Sade hayat, aynı zamanda kendi dünyamızın içindeki bütün fazlalıklardan kurtulmaktır. Manen huzur bulamadığımız aksine ruhen bizi daraltan kişileri hayatımızdan çıkararak gereksiz çokluğu azaltabiliriz. Böylece manen kıymetli olanlarla geçireceğimiz vakti çoğaltarak azı çok etmiş oluruz.
Farklı Alanlarda Uygulanan Sade Bir Hayat Tarzı Neler Getirir
Hayatımıza sadelik katmak, daha azla daha fazlasını elde etmektir.