eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Nurcan ŞARLAYAN

İlk, orta ve lise eğitimini Kırıkkale'de, Üniversite Eğitimini Gazi Üniversitesi Meslekî .Eğitim Fakültesi'nde tamamladı. Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Yönetimi ve Denetim alanında Tezli yüksek lisans eğitimini tamamladı. "Estetik Eğitim" isimli tezi, aynı konuda yayımlanmış yazıları ve "Eğitimde Nezaket" adlı kitabı bulunmaktadır.

    Milli Kültür ve Aile

    Bir milletin hafızası kültürdür; onu taşıyan ve aktaran ise ailedir. Bir milletin varlığını sürdürebilmesi, sadece siyasi sınırlarla değil, o milletin taşıdığı kültürel hafıza ve aile yapısının sağlamlığıyla mümkündür. Türk milleti, binlerce yıllık tarihi boyunca köklü bir milli kültür ve güçlü bir aile yapısı inşa etmiş; toplumsal dayanışmasını, değer üretimini ve ahlaki duruşunu bu iki temel sütun üzerinde yükseltmiştir. Ancak modernleşme, şehirleşme ve küreselleşme süreçleri, bu kadim yapıyı zedelemiş, birçok kültürel ögemizi unutturmuş, aile yapımızı çözülme sürecine sokmuştur.

    Türk Milli Kültürünün Temel Ögeleri

    Türk milli kültürü; tarih, dil, din, ahlak, sanat, mimari, giyim, müzik, mutfak, folklor ve toplumsal ilişkiler gibi pek çok unsuru kapsar. Bu kültürün Türk milletinin kimliğini, dünya görüşünü ve hayat tarzını şekillendiren temel ögeler şu şekilde sıralanabilir:

    • Dil: Türkçemiz, kültürümüzün taşıyıcısı ve aktarıcısıdır. Atasözleri, deyimler, destanlar,

    masallar; hem tarihî hem ahlaki mirasımızı nesillere aktarır.

    • Din: İslam inancı, Türk kültürüyle iç içe geçerek ahlaki değerlerin şekillenmesinde temeldir.
    • Ahlak: Saygı, edep, vefa, kanaatkârlık, misafirperverlik gibi değerler milli karakterimizi tanımlar.
    • Sanat ve estetik: Minyatür, hat sanatı, ebru, halk müziği ve halk oyunları, estetik dünyamızın ifadesidir.
    • Toplumsal yapı: Büyük aile sistemi, akrabalık ilişkileri, komşuluk hukuku gibi unsurlar sosyal dayanışmayı canlı tutmuştur.

    Geleneksel aile yapımız ahlak, dayanışma ve aidiyet üzerine kuruludur. Türk ailesi, sadece bireylerin bir arada yaşadığı bir kurum değil, aynı zamanda ahlaki eğitimin, kültürel aktarımın ve toplumsal düzenin temelidir. Eski Türk aile yapısında; baba koruyucu ve otorite figürü, anne ise merhamet, şefkat ve düzenin kaynağı olarak görülmüştür. Aile, sadece çekirdek yapıda değil, büyük aile şeklinde geniş topluluklara yayılmış, bu sayede nesiller arası bağ güçlü kalmış ve  yaşlıların bilgeliği ile gençlerin dinamizmi birleşmiştir.

    Ayrıca, gelin”, “damat”, “kayınvalide”gibi kavramlar, evlilikle birlikte yeni bir aile kurulurken gösterilen hassasiyeti ve geleneksel terbiyeyi yansıtmıştır. Yine “Ev bark sahibi olmak, yuva kurmak” sadece maddi değil, aynı zamanda manevi bir olgunluk göstergesidir.

    Kimliğimizin ve kültürel sürekliliğimizin kaybolmaması için sınırlarımızı belirlemek ve korumak zorunda olduğumuz günümüzde, modern çağla birlikte aile yapısı ciddi değişim ve dönüşüme uğramıştır. Şöyle ki:

    • Çekirdek aile yaygınlaşmış, büyük aile bağları zayıflamıştır.
    • Teknolojinin ve bireyciliğin etkisiyle, aile bireyleri arasında iletişim azalmış, ortak zamanlar daralmıştır.
    • Kadın ve erkeğin rolleri yeniden tanımlanırken, bazı geleneksel denge ve sorumluluklar kaybolmuştur.
    • Evlilik yaşlarının yükselmesi, evliliklerin sonlanma oranlarının artması, aile kurmanın anlamına dair toplumsal algıyı da etkilemiştir.
    • Tüketim odaklı yaşam tarzı, aile içinde sabır, kanaat, paylaşma gibi değerleri zedelemiştir.

    Son yıllarda gözlemlenen bazı kültürel ve ahlaki zayıflamalar dile getirilecek olursa;

    • Büyüklerin sözünün dinlenmemesi, gençlerin yaşlılardan kopması.
    • Edebin, haya duygusunun zayıflaması, mahremiyet sınırlarının belirsizleşmesi.
    • Dini ve Milli bayramlara, törenlere, ortak hafızaya ilgisizlik.
    • Türkçenin yozlaşması, sosyal medyada argo ve yabancı kelimelerin yaygınlaşması.
    • Vefa, sadakat, komşuluk gibi geleneksel ilişki biçimlerinin çözülmesi.

    Sayılabilir. Bu değerler, sadece bir nostalji konusu değil, aynı zamanda toplumsal bütünlüğün temel taşlarıdır. Bu zayıflamalar, kültürel bir aşınmaya ve kimlik krizine yol açmaktadır.

    Milli Kültürün ve Sağlam Aile Yapısının Yeniden İnşası İçin Neler Yapılabilir?

    1. Eğitim Sisteminde Kültür Bilinci:
      • Müfredatta milli kültür derslerinin, aile değerleri derslerinin eklenmesi
      • Türk tarihine, edebiyatına, sanatına daha fazla yer verilmesi.
    2. Aile Odaklı Sosyal Politikalar:
      • Gençlerin evlenmesini teşvik eden ekonomik ve sosyal destekler,
      • Aile danışmanlığı ve iletişim eğitimi programlarının yaygınlaştırılması.
    3. Medya ve Kültürel Üretim:
      • Türk kültürüne uygun, değer temelli dizi, film ve çizgi film projeleri.
      • Yabancı kültürün taklit edilmesinden kaçınarak özgün içeriklerin teşviki.
    4. Dil ve Kimlik Eğitimi:
      • Sosyal medyada Türkçenin doğru kullanımını teşvik eden kampanyalar,
      • Yabancı kelime kullanımına karşı farkındalık çalışmaları.
    5. Aile İçi Zaman Kalitesi:
      • Ortak yemek saatleri, geleneksel oyunlar, kitap okuma alışkanlıklarının desteklenmesi.
      • Büyükleri ziyaret ve bayram gibi kültürel değerlere kıymet verilmesi
      • Dijital detoks uygulamalarıyla çocuk ve ebeveynlerin ekran bağımlılığından uzaklaştırılması.
    6. Yerel Kültürün Canlandırılması:
      • Köy yaşamı, el sanatları, halk müziği gibi yerel unsurların çocuklara tanıtılması,
      • Mahalle kültürünün yeniden diriltilmesi. Komşuluk ilişkilerinin güçlendirilmesi

    Sağlanabilir. Sonuç olarak;

    Milli kültür, bir milletin hafızası; aile ise o hafızanın muhafaza edildiği en güvenli mekândır. Türk milletinin bin yıllık yürüyüşünde bu iki unsur birbirini desteklemiş, birlikte büyümüş, birlikte yara almıştır. Bugün yaşadığımız kültürel ve yapısal çözülmelerin panzehiri, yeniden kendi öz kaynaklarımıza dönmek; geçmişin hikmetini bugünün ihtiyaçlarıyla harmanlayarak geleceği inşa etmektir.

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.