eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Nurcan ŞARLAYAN

İlk, orta ve lise eğitimini Kırıkkale'de, Üniversite Eğitimini Gazi Üniversitesi Meslekî .Eğitim Fakültesi'nde tamamladı. Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Yönetimi ve Denetim alanında Tezli yüksek lisans eğitimini tamamladı. "Estetik Eğitim" isimli tezi, aynı konuda yayımlanmış yazıları ve "Eğitimde Nezaket" adlı kitabı bulunmaktadır.

    Liyakat Sistemi ve Eğitim

    Liyakat, bir kişinin bilgi, beceri, deneyim ve özelliklerine göre bir göreve veya pozisyona atanmasını ifade eder. Bu kavram kişinin herhangi bir statü için gerekli olan tüm özelliklere layık olma durumu, nitelik ve yetenek olarak aynı şartlara haiz kişilerin eşit koşullarda değerlendirilme süreci olarak tanımlanmaktadır.

    Ayrıca “işe en uygun kişinin seçilmesi; idarenin ihtiyaç duyduğu personelin seçiminde işe en uygun personelin belirlenmesi” olarak ifade edilebileceği gibi “belli özellikleri olan, etkin ve verimli bir personel belirleme sistemi” şeklinde tanımlanabilir. En uygun kişinin seçilmesi bakımından bilgi, görgü, kültür ve fiziksel beceri önem arz eder. Belirtilen bu özelliklerin belirlenebilmesi için çeşitli değerlendirmelere ihtiyaç duyulur.

    Kuran-ı Kerim’de Allah, emanetleri ehline teslim etmeyi ve insanlar arasında adaletle hükmetmeyi emreder: “Muhakkak ki Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi ve insanlar arasında hakemlik yaptığınız zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Muhakkak ki Allah, onunla (bununla) size ne güzel öğüt veriyor. Ve muhakkak ki Allah, en iyi işiten ve en iyi görendir.‘(Nisa: 58)”

    İslâm kamu hukuku açısından liyakat, önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Peygamber’imiz (s.a.v) ehliyet ve liyakate uygun olmayan akrabaların devlet işlerinde görev almasına hiçbir zaman onay vermemiştir. Hz. Peygamber’in bu uygulaması daha sonraki süreçte görevi devralan Raşid Halifeler döneminde de uzun zaman devam etmiştir. Ayrıca Peygamberimiz (s.a.v) döneminde görev talep edilmemiş, görev verilmiştir. Çünkü dinen, mala ve mevkiye düşkünlük şiddetle kınanan bir hükümdür. Bir hadisi şerifinden Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur. “Mala ve mevkie düşkün bir adamın dînine verdiği zarar, bir koyun sürüsünün içine salıverilmiş iki aç kurdun o sürüye verdiği zarardan daha büyüktür.” (Tirmizî, Zühd).

    Adalet mefhumunun etkin bir şekilde işlemediği toplumlarda liyakatin sağlıklı bir şekilde varlığından bahsetmek mümkün değildir. Nitekim adaletin mutlak manada uygulandığı toplumlarda liyakat ilkesi pozitif ivme kazanır.

    Mesnevi’de Ehliyet ve liyakat konusunu işlerken “bekçilik” kavramına sıkça yer veren Mevlânâ, “Bakkal ve Papağan” hikâyesinde çok güzel konuşan, gelenlere güzel nükteler yapan, bundan dolayı da adeta sahibinin yokluğunda dükkânın bekçiliğini üstlenen papağanın aslında bekçilik yapmaya ehil olmadığını, bu sebeple dükkâna giren kediden korkup ortalığı birbirine kattığını ve gül yağını döktüğünü anlatır. Papağan burada ilim ve hüner sahibi, ehil bir bekçi değil, sadece bir mukallittir, böyle olduğu için ilim ve hüneri temsil eden gül yağını dökmüştür.

    Liyakat kamu yönetiminde daha bilgili ve yetenekli kişilerin seçilmesi; hizmet içindeki ilerleme ve yükselmelerin bilgi, başarı ve yetenek kıstaslarına göre yapılmasını amaçlar. Özellikle kamu yönetiminde reform düşüncelerinin yoğun olarak tartışıldığı günümüzde liyakat ilkesinin nasıl oluşturulacağı ve korunacağı, objektif olarak sürekli uygulanması temel sorunların başında gelmektedir.

    Kamu personel sisteminde kayırmacılığı önlemek adına geliştirilen liyakat sistemi, teorik olarak ortaya konmuş birtakım esaslara dayanmaktadır. Bu esaslar:

    • İlki eşitlik ilkesidir. Bundan kasıt kamu hizmetine girmede her vatandaşın eşit olarak görülmesidir.
    • Diğer önemli bir esas ise seçme ilkesidir. Kamuya personel alımında veya hizmet içinde görülen yükselmelerde temel dayanak açık seçme sınavları olmalıdır. Adayların fırsat eşitliği ilkesi çerçevesinde serbest ve ayrım gözetilmeksizin uygun olarak bu açık sınavlara katılımlarının sağlanması ve sınavın niteliği kişinin yapacağı göreve ilişkin hususları içermeli ve aynı zamanda objektif ölçülere dayanmalıdır.
    • Diğer bir önemli husus ise personele adil yeterli bir ücretin verilmesi prensibidir.
    • Bir diğer esas hizmet içi değerlendirmenin yapılmasıdır. Bu sistemde kamu personeli liyakatine göre görevli bulunduğu kurum içinde kendi sınıfında en üst dereceye çıkma hakkına sahip olmalıdır.

    Liyakat sistemi, kamu personelinin etkin ve verimli seçilmesini ve yerleştirilmesini, görevde devamlarında başarı ve yeteneklerine göre değerlendirilmelerini, yeterlilik gösteremeyenlerin ise görevde devam etmemelerini sağlayan temel bir düzenlemedir. Bu bakımdan personelin değerlendirilerek başarılarının ölçülmesi önemlidir. Değerlendirmenin objektif kriterlere göre ve tarafsız yapılması da esastır.

    Bireyin, Toplumun ve Devletin Liyakati

    Platon’a göre, bireyin içinde yaşadığı topluma ve devlete layık olması, “kendilik bilgisi” ile ilgilidir. Tarihi eser Apollon kalıntılarının kapısında yazan “Kendini Bil!” önermesi, çıkış noktasını teşkil etmektedir. Burada kastedilen ise insanın kendi ruhunu bilmesidir. Platon’a göre kendilik bilgisi, akıllı olmak, hak etmediği şeyi istememektir. Düzenin devamı için bireyin hak ettiğinden fazlasını istememesi gerekmektedir. Bu noktada insanın yeteneğine bakılması zaruriyet arz etmektedir. İyi insan ya da iyi birey, işini en iyi yapan insandır.

    İnsanlar, birbirlerinin eksikliklerini gidererek bir toplumu inşa etmektedirler. Burada ortaya çıkan temel şey ise hangi işin kimin tarafından yapılacağı ya da iş bölümü meselesidir. Bir işin o işi en iyi yapabilecek olana verilmesi, toplum düzeninin kurulması ve devam ettirilmesi için esas teşkil etmektedir. Bir devlet için en kötü şey, farklı alanlardaki insanların birbirlerinin işine karışmasıdır. Toplumda liyakatin olması için rüşvetin olmaması gerekmektedir. Bu önermenin tersi de geçerlidir. Bir toplumda liyakat varsa, o toplumda rüşvet olmayacaktır.

    Devletler de insanlar gibi doğarlar, büyürler ve ölürler. Devletin doğmasında, büyümesinde ve varlığını devam ettirmesinde liyakat kavramı ne kadar etkiliyse, devlet düzeninin yok olmasında da liyakatin olmaması o kadar etkilidir. Devlette ölçülülük ve doğruluk olmazsa olmazlar arasındadır. Bunların sağlanması için ise bilgi ve bilgili olanın yönetmesi esas teşkil etmektedir. Devleti, kurumu, aileyi “Usta ve erdemli olanlar iyi yönetir.” İlkesi dikkate alınmalıdır.

    Eğitimde Liyakatin Önemi ve Gerekliliği

    Liyakat, eğitim sisteminin adil, etkili ve verimli olmasını sağlamada kritik bir rol oynar; eğitimdeki başarıyı belirleyen temel bir faktördür.

    Bir öğrencinin eğitim sürecinin başarılı olabilmesi için, o alanda bilgi ve becerilere sahip olması gerekir. Öğrencilerin bazı yetenek ya da özel beceri gerektiren eğitim faaliyetlerine kabul edilmeleri, burs kazanmaları veya mezun olduktan sonraki iş bulmaları gibi pek çok aşamada liyakat önemini gösterir.

    Eğitimciler için liyakat, öğrencilere bilgi aktarımı, rehberlik etmek ve onların potansiyellerini arttırmakta kendini gösterir. Mesela spor alanında liyakat sahibi bir eğitimci çocukların sporla ilgili gelişimlerine daha iyi bir katkıda bulunabilir.

    Eğitim sisteminin etkili bir şekilde sürdürülmesi ve geliştirilmesi için ayrıca, liyakat sahibi liderlik gereklidir. Liyakat sahibi yöneticiler, eğitim politikalarını oluştururken, kaynakları etkili bir şekilde dağıtırken ve okulların yönetimini sağlarken daha iyi kararlar alabilir, süreci iyi yönetebilirler.

    Ayrıca eğitimde liyakat, toplumda adalet açısından da önemlidir. Liyakat merkezli bir eğitim sistemi, herkese eşit fırsatlar sunar. Eğitimde cinsiyet, etnik köken, sosyo-ekonomik durum veya diğer faktörler gözetilmeksizin bireyin potansiyelini gerçekleştirmesine fırsat tanır. Toplumdaki eşitsizliklerin azaltılmasını da destekler.

    Liyakat aynı zamanda, kişilerin eğitim hizmetleri ve eğitim sektöründeki rollerine atanmalarında dikkate alınması gereken, temel alanlardan biridir. Öğretmenlerin yetiştirilmelerinden okul uygulamalarına, eğitim politikası programlarından programları geliştiricilerine kadar tüm eğitim projelerini içermektedir. Liyakatin eğitime olan katkısı şu şekilde sıralanabilir:

    1. Eğitim kalitesini arttırır: Liyakat merkezli atamalar, eğitimde kaliteyi artırır. Liyakat sahibi olan bireyler, eğitim alanında daha fazla bilgi ve deneyime sahip olduğu için daha iyi bir eğitim-öğretim deneyimi oluşmasına yardımcı olur.
    2. Adil fırsat eşitliği sağlar: Liyakat tabanlı atamalar, toplumun her kesiminden gelen eğitim sisteminin kullanımını ve devamını teşvik eder.
    3. Uzmanlık ve beceri geliştirme imkanı sunar: Liyakat sahibi bireyler, eğitim alanında uzmanlaşma ve sürekli olarak gelişim sağlama çabasına sahiptirler. Bu durum eğitim sisteminin kapsamlı ve etkili bir şekilde uygulanmasına katkıda bulunur.
    4. Güven ve saygıyı artırır: Eğitimde liyakat, eğitim yöneticileri arasındaki güveni ve saygıyı arttırır. Öğrenciler, eğitimciler ve yöneticiler karşılıklı saygı ve güven ortamında daha motive olurlar.
    5. Yönetim kararlarını iyileştirir: Eğitim politikaları ve yönetimi ile ilgili düzenlenmesi ve yenilenmesi için gerekli kararların alınmasını sağlayarak eğitim sisteminin daha verimli çalışmasını sağlar.
    6. Uzun vadeli başarıyı teşvik eder: Liyakat temelli atamalar, uzun vadeli başarıyı teşvik eder. Eğitimde liyakat sahibi olanlar, sadece kısa vadeli hedeflere ulaşmak yerine, uzun vadeli eğitimin desteklenmesini sağlarlar.

    Liyakatin eğitimdeki rolünü vurgularken, objektif bir değerlendirme sürecinin yürütülmesinin önemi unutulmamalıdır. Eğitimde her düzeydeki liyakatin teşvik edilmesi, toplumların daha iyi bir geleceğe doğru ilerlemesine katkı sağlar.

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.