Dürüstlük T.D.K sözlüğünde “doğruluk” olarak, diğer sözlüklerde ise “özü sözü bir olma”, “olanı olduğu gibi yansıtma”, “gerçeği saklamama”, “bildiğinden, inandığından ve olduğundan başka türlü görünmeye veya göstermeye çalışmama” olarak tanımlanır. Eski Türkçedeki karşılığı samimiyettir. Dürüstlük, etimolojik olarak doğruları ve gerçekleri söylemek; samimi, güvenilir ve sadakatli olmak anlamına gelir. Farsça “durust” kelimesinden Türkçeye dürüst şeklinde geçmiştir. “Doğru, yanlışsız ve eksiksiz” anlamına gelmektedir. İçtenlik, doğruluk, açıklık, netlik gibi kişilik özelliklerine sahip olmayı yansıtmaktadır. Yalan, hile, düzenbazlık gibi olumsuz ifadelerin zıddı olup doğruluk, netlik ve gerçekçilik gibi olumlu eylemleri içerir. Ayrıca güvenilirlik, içtenlik, kibarlık, tutarlılık, affedicilik ve adalet gibi kavramları da kapsar.
Dürüstlük gibi değerler yasaların ve kanunların ulaşamadığı durumlarda kişinin vicdanın da devreye girmesi ile kişiye yaptırım uygular. Mesela yolda düşürülmüş bir telefon bulan kişi; eğer kendisi telefonun sahibini bulmaya çalışmazsa hukuki yaptırımla karşılaşmaz. Bir telefon bulduğunu kendisinden başka kimse bilmediği için yasal olarak bir problem yoktur. Bu noktada bireyin sahip olduğu değerler devreye girer. Vicdanı ve dürüstlüğü kendisini rahatsız eder. Telefonu sahibine ulaştırmak için çabalar. Sahibini bulamasa bile ilgili birimlere teslim etmek gibi yollar dener. Bu noktada dürüstlük, sorumluluk ve erdemlilik gibi birçok değer, bireyin davranışını biçimlendirir.
Buna benzer şekillerde başkalarının verdiği emeği kopyalayarak izinsiz kullanmak, taklitçilik, sahtecilik kişinin kendisine olduğu kadar içinde bulunduğu topluma da zarar veren bir nevi hırsızlık kapsamına girmektedir. Bu nedenle özellikle iş başvurularında adayların sadece öz geçmişleri, eğitim, tecrübe ve yetenekleri değerlendirilmez. Öncelikle karakterleri, değer yargıları değerlendirilir, değerlendirilmelidir. Aranılan niteliklerin başında da dürüstlük gelmelidir. Öğretmenlik mesleğini tercih edecek kişilerde bulunması gereken karakter özelliklerinden birisi de yine dürüstlük olmalıdır. Zira sayısız öğrenciye örnek olacak bir eğitimci güzel hasletlere sahip olmalıdır ki öğrencilerine doğru rol model olabilsin.
İslami literatürde dürüstlüğün genel adı“istikâmet”tir. Sözde, özde, amel ve davranışta dosdoğru olmayı ifade eder ki farz-ı dâimîdir. Yani sürekli uyulması gereken ilâhî bir emirdir. Dürüstlük ve doğru olma Peygamberimiz (SAV) tarafından şöyle ifade edilir:
“Size doğruluğu ve dürüstlüğü tavsiye ederim. Zira doğruluk, kişiyi erdemli bir hayata taşır. Böyle iyilik ve güzelliklerle dolu bir hayat da insanı cennete kavuşturur. Kişi doğru sözlülükte sebatkâr olursa, Allah katında özünde ve sözünde dosdoğru insan, yani “sıddık” diye yazılır. Yalandan da kaçının, zira yalan kötülüğe götürür, kötülük de cehenneme iletir. Kişi yalan söyledikçe ve yalan peşinde koştukça Allah katında yalancı yazılır.” Ebû Amr Süfyân İbni Abdullah(r.a)şöyle dedi: – Yâ Resûlallah! Bana İslâmı öylesine tanıt ki, onu bir daha senden başkasına sormaya ihtiyaç hissetmeyeyim, dedim. Resûlullah (SAV): – “Allah’a inandım de, sonra da dosdoğru ol!” buyurdu (Müslim, Tirmizî). Annesinin dürüst olmasını öğütlemesi ile yolda kervanları basan eşkıyalara dürüstlükle üzerinde altın bulunduğunu söyleyen, çocuk yaşta bir İslam aliminin kıssası bilinir ki o eşkıyaların tövbe etmesine vesile olmuştur.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde ecdadımız güzel bir gelenekle güne başlar, sabah namazı sonrası dua kubbesi altında “doğruluk ve dürüstlük yemini” yapar, helal ve bereketli kazançlar için dua ederlermiş. Fiili ve zahiri dualara oldukça ihtiyacımız olan şu dönemde dürüstlük niyetlerimizi de duamıza eklememiz bizim ve tüm alemin hayrına olacaktır. Acı bir şekilde 6 Şubat 2023’te yaşadığımız “asrın felaketi”nden çıkaracağımız ne çok ders var aslında. İnsan olarak sorumluluğunu herkesin birbiri üzerine attığı nedenler zincirinin başında yine “dürüstlük” daha doğrusu dürüst olmamak gelmektedir. Dürüstlüğü arşivlerin tozlu sayfalarına, kullanılmamak üzer kaldırdığımızda gün gelir öyle bir hatırlatır ki kendini acısı hepimizi yerle bir eder. Dürüstlüğü zemin etütlerini yapanlar, arsa sahipleri, müteahhitler, emlakçılar, ev sahipleri velhasılıkelam emaneti yüklenen insan erdem edinip de hayatının düsturu haline getirmiş olsaydı zaten suçu direkt kendinde arardı.
Dürüst olmanın getirisi vefa, güven, sevgi ve saygıdır. Allah’ın da rızasını kazanmaktır. Dürüstlük kendimize karşı onur borcumuzdur. Yokluğu da başkalarına karşı vebaldir.
TEŞEKKÜRLER.VAR OLUN,SAĞ OLUN