“Ben eğitimli değilim, herhangi bir alanda da uzman değilim. Ama samimiyim ve samimiyetim en büyük referansımdır.” Diyen Malcolm X, bütün konuşmalarında, yaşayışında, çalışmalarında samimiydi. Katıldığı konferanslarda, konuşmalarında içten ve samimî olduğu için insanları etkiliyordu.
Samimiyet insanın iç ve dış dünyasının bir olması, kalbinde hissettiklerini karşısındakilere olduğu gibi yansıtması, fiil ve duygularında alabildiğine açık ve net tavır sergilemesidir. Samimiyet kalpte hissedilen ve taklidi yapılamayan bir davranıştır. Bu sebeple samimi olan insanın konuşması, üslubu, bakış ve davranışları, içerdiği doğallığı sebebiyle güven verici ve etkileyicidir.
Samimiyetin bir diğer adı ihlastır. Saf ve hâlis olmak, şâibeli olmamak ve kurtulmak anlamındaki “h-l-s” kökünden türeyen iḫlâṣ kelimesi, “bir şeyi hâlis kılmak, hâlis olmak, özünü almak ve seçmek” demektir. Kalp ve gönüldeki samimiyet ihlâs, kalpteki bu samimiyetin dışa aksetmesi de edep olarak adlandırılır. İhlâs ve edep, samimiyetin en bâriz alâmetidir. Bu sebeple insan; edep ve ihlâs ile samimiyeti açığa çıkararak gönüller fethedebilir. Çünkü; Samimi söz gönülden, kalpten çıkarak karşıdaki gönle ulaşır. Eğer söz, sadece ağızdan çıkarsa karşıdakinin de sadece kulağına gider gönlüne uğramaz.
Halk nazarında samimiyet, şahsiyet ibaresi, kişilik kalitesidir. Hak katında ise âdeta kulluğun derecesi, kalitesidir. Bu kalite elde edilmeden sıhhatli dostluklar, beraberlikler gerçekleştirmek ve iyi bir Müslüman olmak imkânsızdır.
Hıristiyan bir din bilgini iken hicretin dokuzuncu senesinde Medine’ye gelerek İslam’la şereflenen Temîmü’d-Dârî’nin rivayet ettiğine göre, bir gün Allah Resulü (s.a.s.), ashabına hitap ederken, üç kez tekrar ederek şöyle seslenmiştir:“Din samimi olmaktır. Din samimi olmaktır. Din samimi olmaktır.” Sahabeden bazıları, “Din kime karşı samimi olmaktır ya Resulallah?” diye sorarlar. Sevgili Peygamberimiz de, “Allah’a karşı, Kitabına karşı, Peygamberine karşı, bütün Müslümanlara karşı, hatta bütün insanlara karşı samimi olmaktır” diye cevap verir (Müslim, İman).
Samimiyet sadece iki kişi arasındaki arkadaşlığın derecesini ifade eden bir kelime değildir. Samimiyet, kendi adına bir çıkarı olmaksızın, içten münasebetler geliştirmenin adıdır.
Samimi olmak; öncelikle kendimize karşı dürüst olmamızın bir gereğidir. İçi dışı bir olmak, olduğu gibi görünmek ya da göründüğü gibi olmaktır. Samimiyetten yoksunluk bir maskeyle dolaşmaktan ibarettir.
Eğitimin ilk şartı samimiyettir. Çünkü şahsiyetin teşekkülünde samimiyet ilk sırada yer alır. Muhatapta saygı uyandıran ve şahsiyetimizi etkin kılan davranışlar, gönülden beslenenlerdir. Bunun için iyi bir eğitimci, samimiyeti şiar edinmiş ve öğrencilerine de samimiyeti öğretenlerdir. Dürüst öğretmen öğrencilerine elbette dürüstlük erdemini davranışları ve söylemleri ile aktaracaktır. Bu onun samimiyetindendir. Öğretmeninde adaletin güzel örneklerini gören çocuk adil olmayı, doğru sözlülüğü gördüğünde yalan söylememeyi benimseyecektir. Öğretmeninin samimi erdemleri öğrencisine ve hatta diğer öğretmen arkadaşlarına sirayet edecektir. Samimiyet, ihlasın göstergesi olduğu için tecellisi muhatabında kendini yansıtacaktır. Yine samimiyeti bir annenin evladına gösterdiği şefkatte; savaşta şehadete yürüyen atalarımızın hikayelerinde; M. Akif Ersoy’un şiirlerinde, halkı diriltme mücadelesinde ve hasseten İstiklal Marşı’mızda apaçık görebiliriz.
Ayrıca samimiyet, güvenilir bir insan olmanın temelini oluşturur. Samimiyet, eğitim hayatında, aile ve arkadaşlık ilişkilerinde, iş hayatında saygın ve güvenilir olmak, ilişkilerin kalitesi bakımından bir nimettir. Güven, sevgi, dostluk gibi değerler samimiyet zemininde güçlenir. Samimiyetin olduğu yerde itimat vardır. Samimiyetin hâkim olduğu milletler, güveni, içtenliği ve fedakarlığı öğrenmiş, dayanışma içerisinde olan milletlerdir..
Samimiyeti o kadar güzel ifade etmişsiniz ki okuyana da güzel bir anlam kazandırdınız
Allah razı olsun