Mehmet Ali Abakay
Dost İnsan, Aziz Kalem D. Mehmet Doğan, bu gün dünyasını değiştirdi.
Kendisine rahmet, âilesine sabır, yakın dostlarına metanet diliyoruz.
12 Ağustos 2024 Tarihinde Hacı Bayram-ı Veli Camiinde kılınacak ikindi namazı sonrası Taceddin Dergâhı’nda defnedilecektir.
TYB Camiası’na baş sağlığı diliyorum.
“Halil Kaleli” ve “Ali Osman Eğilmez” mahlasıyla da kitap ve makale kaleme alan, kimi yazılarında ” Asım Yenihaber” ismini kullanan, Mehmet Doğan Ağabey’in eserleri okunurken, kendisini dualarla rahmetle anacağız.
Her Diyarbakır’a gelişinde şehri adım adım gezdik.
Şehre ilk gelişi bir belgesel için 1978 imiş, TRT için. Sonraki gelişlerinde arar, geleceğini ifade ederdi.
Son gelişinde hastalığı oldukça artmışsa da gizliyordu, gibi.
Kaldığı otelden alıp Urfa Kapı- Mardin Kapı ve Balıkçılarbaşı güzergâhını mevsimin soğuk havasında gezmiştik. Diyarbakır’ı altı parçaya ayırmış, beşini tamamlamıştık. Kalan son parçayı dolaşmak, kısmette değilmiş. Her telefonumuz mutlaka geç de olsa cevabını bulurdu.
Seyit Mehmet Şen, 17 AĞUSTOS 2024
‘İYİ BİLİRİZ’ DEMEK!
Müminlerin cenazelerine katıldıkları musallada yatan kişiye şehadetleridir bu ifade…
Ve kolay bir şey değildir ‘iyi biliriz’ demek.
Bilindiği gibi müminler iki şekilde cenaze namazına katılırlar.
İlki, vakit namazı kıldıkları bir camiye cenaze gelmişse…
İkincisi, özel olarak bir dostlarının cenazesine gitmişlerse…
İlkinde, imamın ‘musallada yatan kişiyi nasıl bilirsiniz’ sorusuna cevap vermek zorun zorudur.
Çünkü hayatını bilmediğimiz, düşüncelerinden haberdar olmadığımız bir kişi hakkında ‘iyi biliriz’ demek, insanı durduk yerde yalancı şahit yapar ki, Rabbim böyle bir duruma düşmekten cümlemizi korusun.
Hele de ‘iyi biliriz’ dedikten sonra, imamın ‘hakkınızı helal ediyor musunuz’ sorusu, cenazeye katılan mümini tam olarak batağa sokar.
Öyle ya musallada yatan kişi ömür boyu İslam’a ve Müslümana hakaret etmiş, Kur’an ve Sünnetle alay etmiş biriyse, nasıl olur da mümin böyle birisine hem ‘iyi biliriz’ şehadetinde bulunur hem de hakkını helal eder?
Ben böyle durumlarda ‘iyi biliriz’ de demem, hakkımı helal ediyorum da…
Sadece, İki soruya da ‘Allah cc rahmet eylesin’ derim.
Fakat musallada yatan bir dost cenazesi ise ayrılığın verdiği hüznün daralttığı ciğerlerimizi zorlarcasına ‘iyi biliriz’ diye haykırırız ve sonra da hançeremizden çıkabilen en yüksek sesle ‘helal olsun’ deriz.
Bir hafta içinde iki dost cenazesi için müminler olarak Hacı Bayram Camiinde buluştuk.
İlki, yazdığı diğer eserlerin yanında dilimize kazandırdığı muhteşem Türkçe sözlükle mizanını dolduran Mehmet Doğan…
İkincisi, Van’dan akademisyen arkadaşımız ve ömrünü Türk Dünyasına adamış bir güzel insan Yakup Ömeroğlu…
Evet, bu iki güzel insanın cenazesinde de ‘iyi biliriz’ ve ‘helal olsun’ diye hançerelerimizi yırtarcasına bağırdık.
Rabbim ömürlerini dilimize ve elbet dinimize hizmet ederek geçiren bu iki güzel insanı, bu iki güzel mümini, bu iki dava adamını Cennetinde Cemaliyle şereflendirsin.
Yakınlarına ve dostlarına sabırlar versin.
Muhammed E. Hocalar, 17 AĞUSTOS 2024
“İnna lillâhi ve inna ileyhi raciun”
Ömrünü, müstevli hegemonyası ve kültürüne karşı mücadeleye adayan; ülkemizi işgal eden müstevlilerin, bizi kimliğimizden ve kişiliğimizden uzaklaştırma çabalarına karşı yılmaz bir mücadele insanı olan Türkiye Yazarlar Birliği Kurucu ve Şeref Başkanı, ‘Büyük Türkçe Sözlük’ün hazırlayıcısı D. Mehmet Doğan, Ankara’da 77 yaşında vefat etti. Cenaze namazı, 12 Ağustos 2024 Pazartesi günü, ikindi namazını müteakip Hacı Bayram Veli Camii’nde kılınacaktır.
İmanına, mücadelesine şahitiz.
Allah rahmet etsin, mekânı cennet olsun!
Muhammed E. Hocalar, 17 AĞUSTOS 2024
D. Mehmet Doğan Son Yolculuğuna Uğurlandı.
Merhumun telif ettiği bir kitabından bahsetmek istiyorum:
“Batılılaşma İhaneti” kitabı
Merhum D. Mehmet Doğan’ın “Batılılaşma İhaneti” adlı eseri ilk kez 1975 yılında yayınlandı. Hacmi küçük fakat muhtevası büyük bir kitaptı. O tarihten bu yana sürekli ilgi gören ve defalarca basılan bu kitap, geniş bir okur ve yazar kitlesinin düşünce ve tavırlarının şekillenmesinde, en azından çağdaş tabulardan arınmalarında etkili olmuştur. “Batılılaşma İhaneti,” esas itibarıyla yakın tarihe yönelik bir meydan okumadır. Kitabın otuz yılı aşkın süredir azalmayan ilgisi, hiç şüphesiz öncelikle ele aldığı konunun güncelliğini yitirmemesiyle ilgilidir. Ancak sadece konunun güncelliği bu ilgiyi sürdürebilmek için yeterli değildir. Kitabın, ele aldığı meseleleri cesur bir şekilde değerlendirme biçimi ve ulaştığı sonuçlar da bu ilginin sürekliliğini sağlamıştır. Eser, toplumsal vicdana ve kamunun duygularına tercüman olduğu için büyük ilgi görmüştür. Bir mağlubiyet ideolojisi olan “Batılılaşma”nın doğru değerlendirilebilmesi için “Batılılaşma İhaneti” tekrar tekrar okunmalıdır. Bu eseri diğer kitapları ile birlikte okunduğunuzda yakın tarihte yaşanmış olayları resmi tarihin ne kadar ve ustaca kamufle ettiğini çok rahat anlarsınız.
Merhuma bir kez daha rahmet diliyorum.
Cafer Uzunkaya, 17 AĞUSTOS 2024
“Kim demiş her şeyin bitişi ölüm, Destanlar yayılır mezarımızdan!”
Kültür ve medeniyetimizin çok büyük bir değeri daha dünyamızı terk etti. D.Mehmet DOĞAN ağabeye sonsuz rahmetler diliyorum.Makamın cenneti âlâ olsun.
“Batılaşma İhaneti”ni ve birçok şeyi senden öğrendik ve öğrenmeye de devam edeceğiz.
“Büyük Türkçe Sözlük”ün her daim çalışma masamızda..
Ölmemenin imkânsızlığını, ölümsüzlüğün de nasıl mümkün olacağını bir defa daha anladık.
Efendimize komşu olasın.
Mustafa Acar hoca yazdı: 17 ağustos 2024
D. Mehmet Doğan iyi bir insandı; mütebessim çehreli, derviş tabiatlı, nüktedan, Türkçe aşığı, üretken bir ilim ve fikir adamıydı, değerli bir dosttu. Hapishaneden kendisine mektup yazdığım az sayıdaki güvenilir, kara gün dostu insanlardan biriydi; Türkçe’nin en kapsamlı sözlüğünün yazarıydı; Mehmet Akif muhibbi idi, her yıl ölüm Akif’in yıldönümü ve İstiklal Marşının kabul yıldönümünde bizleri, Akif dostlarını Tacettin Dergâhı’nda toplardı. Vasiyeti mi oydu, yoksa kendisini tanıyan akil adamların fikri miydi bilmem; ama toplumun hemen her kesiminin iştirak ettiği kalabalık bir cenaze merasiminin ardından, çok isabetli bir şekilde Tacettin Dergâhı’na, Mehmet Akif’in yanına da gömüldü.
Ruhu şad olsun, mekânı cennet, makamı âli olsun; Türkiye Yazarlar Birliği camiası, sevenleri ve dostlarının başı sağ olsun…
Mehmed Akif Köseoğlu, D. Mehmet Doğan ile birlikte.
BİR YOL HİKÂYESİ
Yol:
Başımı kaldırdığımda Müdafa-i Hukuk Meydanı’nda kendimi buldum. İkindi namazına yetişmek için Cumhuriyet Caddesi’ni adımlarken Ankara Palas’ın önünden geçdim. Bu binanın inşaatı esnasında klasik mimarimize hücum edenlerin tezviratı yüzünden şantiyede beyin kanamasından vefat eden Mi’mar Kemaleddin Beğ’i teessürle yâd etdim. Biraz ilerleyince İstiklâl Harbi’ni kazanan Millî Meclisimizin o çok sesli vekillerinin nutukları çınladı kulağımda… Hacı Bayram-ı Velî Cami’i’nin musallasında bizi bekleyen dosta gidiyordum. Türbeyi ziyaretden sonra cami‘de güzel sesli hafızları Kur’an-ı Kerîm’in son surelerini okurken buldum. Hatimler indirilmiş, duası kalmışdı. D. Mehmet Doğan da birçok güzel insan gibi Bayramiyye’nin merkez dergâhından uğurlanıyordu. Hoca Fecr suresinin “Sen O’ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak rabbine dön. Böylece has kullarımın arasına sen de katıl. Cennetime gir!” mealindeki son ayetlerini okurken nefs mertebeleri gözümün önünde belirdi. Cenaze namazını yazarlar ve yazarlık sevdalılarıyla birlikde kıldık. Sonra uzun bir yola çıkdım. Bir dergâhdan bir başka dergâha… D. Mehmet Doğan’ın medfeni Taceddin Dergâhının kuzey tarafında hazırlanmışdı. Yazılarında ÖzTürkçe kelimeler kullanmayı i’tiyad edindiği için pek hazzetmediği bir yazarın civarında mezar yeri seçilmesi birçok insanı şaşırtmışdı.
Yolcu:
Daha 10 yaşındayken rahmetli babam İlim ve Sanat Dergisinin abonelerine hediye etdiği Büyük Türkçe Sözlük’ü elime tutuşturduğunda başladı D. Mehmet Doğan’la tanışıklığım. Babam hem Türkçe muallimi hem de Maārif Müdürü olduğundan konuşmasında geçen kelimelerin arasına uydurukça kelimeleri karıştırmaz, çocuklarından da bu hassasiyeti beklerdi. Farklı ideolojilere mensup çevrelerin fikir mücadelesinde kelimeler birer cephaneye dönüşüyordu o sıralarda. Okulda uyduruk kelimeler hususunda Türkçe öğretmeniyle girişdiğim münakaşalarda D. Mehmet Doğan’ın sözlüğü yardımıma yetişiyordu. Babam her sene Türkiye Yazarlar Birliği Kültür ve Sanat Yıllığı’nı getirdiğinden Birliğin ismine de aşina olmuşdum. O sıralar TYB şehir şehir dolaşıp şiir geceleri tertîbliyordu. Hem Balıkesir merkezde hem de Dursunbey’in Suçıktı mesire alanındaki bu programlara katılmışdım. TYB’nin sonradan başkanlığını da üstlenen Urfalı şair M. Atilla Maraş Balıkesir’de T. Zirai Donatım Kurumu’nun müdürüydü o yıllarda. Bir radyo programına telefonla katılmış, sonra ziyaretine gitmişdim. 1993’de üniversite için Ankara’ya geldiğimde Türkiye Yazarlar Birliği’nin merkezi Güvenpark’da bizim otobüs duraklarına bakıyordu. Sonradan şimdiki müstakil binasına taşındığı günkü açılış merasiminde de bulunmuşdum. Bu açılışın en küçük misafiri olan kızım da orada bulunan İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın hüsn-i kabûlüne matuf olduğundan bir polis radyosuyla mutlu edilmişdi.
D. Mehmet Doğan’ın Mehmed Ākif Ersoy’a ve İstiklâl Marşı’na büyük sevdası yıllar içerisinde bir ülküye dönüşmüş, 1990’larda mezbelelik halindeki Taceddin Dergâhı D. Mehmet Doğan’ın gayretleri neticesinde Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün, Hacettepe Üniversitesi’nin, Kültür Bakanlığı’nın bürokrasilerini aşarak bugünkü güzel günlerine taşınmışdı. TYB’nin İstanbul’da 2013 yılında tertîb etdiği Mehmed Akif ve Gölgeler Bilgi Şöleni’ne bendeniz de bir tebliğle katılmışdım. TYB’nin Ankara’daki merkezinde muhtelif kültür toplantılarına dinleyici olarak katılma imkânı buldum. Son olarak ise Ali Kılcı ağabeğimin daveti üzerine eşimle birlikde 2022 yılı Kasım ayında D. Mehmet Doğan’ın da içinde bulunduğu küçük bir minibüsle Ankara’dan Kayseri’ye sefer eylemişdik. Bu uzun seyahat esnasındaki Talas, Erciyes gibi duraklarda kendisiyle yakın sohbet imkânı bulmuş olmak fakıyr için bir bahtiyarlık olmuşdu. Bizleri misafir eden TYB’nin Kayseri şubesinin fedakâr mensuplarını da burada hayırla yâd ediyorum. Ne güzel insanlardı onlar…
D. Mehmet Doğan, Basın Yayın Yüksekokulu’nu bitirdikden sonra muhabir olmayı değil yazar olmayı tercih etmiş; Hareket Dergisi’nde Nureddin Topçu’yla tanışması önüne yeni bir ufuk açmışdır. Hareket, babamın da –Hikmet İdiğ ismiyle- yazılarının çıkdığı bir dergi olarak muhafazakâr çevrelerde bir mekteb hālini almışdı. Ali Birinci Hoca’dan duyduğuma göre Kayserili Mehmet Doğan’la karışmasın diye isminin başına “D.” kısaltmasını koyup yazılarını dergiye gönderince Nureddin Topçu “Kim bu D.li Mehmet Doğan?” diye çevresindekilere sormuş. “D.”yı biz derviş kelimesinin kısaltması diye bilirdik dedi okuldan arkadaşı Ali Hoca. Mehmet Görmez de cenaze namazı sonrasındaki konuşmasında bunu tekrarladı.
D. Mehmet Doğan seveni kadar düşmanı da çok olan bir fikir adamıydı. Bunun sebebi bir politikacı esnekliğinden ziyade fikirlerini devrin konjonktüründen bağımsız olarak dosdoğru ve istikrarlı bir şekilde gerek yazılarında gerekse konuşmalarında ifade etmesidir. 1923 yılında birinci meclisin dağıtılarak yeni vekillerle bir meclis teşekkül etdirilmesi ve ardından Lozan’la birlikde cumhuriyetin seküler bir çizgiye evrilmesi D. Mehmet Doğan’ın kafa yorduğu mes’elelerdendi. Bundan rahatsızlığını her mecrada ifade etmekden geri durmaz, dindar bir cumhuriyetin cemiyetimizi daha güçlü kılacağına dair kanaatini muhtelif yazılarında dile getirirdi. 1975 yılında 28 yaşındayken yayımladığı Batılılaşma İhaneti kitabında bunun izlerini görmek mümkündür. D. Mehmet Doğan Hareket Dergisi çevresinde edindiği tecrübe sonucunda müesseseleşmenin ehemmiyetini kavramış ve 1978 yılında Yazarlar Birliği’ni kurmuş, bu suretle yazarların sadece solculardan çıkacağını zanneden muhafazakâr kitleye bir özgüven aşısı vurmuşdur. Daha önce Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Nuri Pakdil gibi yazarların çıkardığı dergilerin gölgesinde filizlenmeye çalışan muhafazakâr yazar gençler artık kendilerine Yazarlar Birliği gibi bir müessese kazanmışlardır. 1981‘den itibaren Birliğin Kültür Sanat Ödülleri dağıtmaya başlaması, 1984’den itibaren de Kültür ve Sanat Yıllığı çıkarması Türkiye’de kültür alanının zannedildiği gibi solcu çevrelerin tekelinde olmadığına dair bir manifesto hüviyetini taşır. Sol çevrelerin kültür ve sanatı elitlere mahsus bir meşgale olarak görüp İstanbul ve Ankara’ya hapsetmesine karşılık D. Mehmet Doğan’ın TYB’si Anadolu, Rumeli ve Orta Asya’daki şehirlere yayma yolunu seçmişdir. TYB sivil bir irade olarak ortaya çıkıp sempozyumlar değil “bilgi şölenleri”, şiir matineleri değil “şiir akşamları” tertîb etmişdi. İlim sahasının sadece üniversitelerle sınırlı kalmaması için belediyelerin bilgi şölenlerine destekçi olması hususunda gayret sarfetmişdir.
D. Mehmet Doğan Türk kültürüne hizmet eden, İslâmla problemi olmayan kültür insanlarına yakınlık duyuyordu. Mehmed Ākif ve Yahya Kemal aynı takımın birer neferiydi onun gözünde. Fakat dil hassasiyeti olmayan, öz Türkçeci bazı İslamcı yazarlara da mesafe koymayı ihmal etmiyordu. Çünkü onun için Türkçe anasından emdiği süt gibi hālis idi ve uydurukçayla zedelenmeye gelemezdi. Sözlüğünü de bu maksatla kullanmakdan geri durmamış, kelimelere yüklenen manaların bir medeniyetin temellerini oluşturduğuna kāni olmuşdu.
Yolculuk:
D. Mehmet Doğan her ne kadar bir Birlik kurucusu olsa da çoğu zaman tehlikeli yolları yalnız yürüdü. Rahat zamanlarda yanında olan birçok “muhafaza-kâr” sıkıntılı günlerde ortadan kayboluyordu. Onu ayakda tutanın güçlü imanı olduğu muhakkakdır. Mürşîdde olması gereken vasıflar vahdet inancı, takva, ibadetlerini aksatmadan yapması, hileye hurdaya bulaşmadan, harama helale, hakka hukuka riayet etmesi değil midir? Hamasî sözlerle insanları büyüleyen nātıklar yerine D. Mehmet Doğan gibi her konuşmasına birçok kitabı hatmederek, muhatabını ciddiye alıp ibadet şuuruyla hazırlanan münevverlere ne kadar muhtacız. Cenaze namazında olduğu gibi yine şahadet ediyorum ki D. Mehmet Doğan’ı “mü’min ve muvahhid olarak bilirdim”. İnşallah musallaya konulduğumuzda bizi de öyle yād ederler.
Dr. Mehmed Ākif Köseoğlu
16 Ağustos 2024
Kübra Genç, 16 ağustos 2024
Ömür bu; bir ezan ve bir selâ arası…
2021’de dahil olduğum Türkiye Yazarlar Birliği’nin kurucusu ve şeref başkanı D. Mehmet Doğan, uzun süredir yaşadığı sağlık sorunlarının ardından dün göçünü toplayıp emanetini teslim etti.
Bugün ise Taceddin Dergâhı’na defni yapıldı.
Rabb’im kabrini nur, mekânını cennet eylesin.
Kendisi ile ilk kez Ankara’da karşılaşmıştım.
Daha sonra Yalova Yazarlar Kurultayına birlikte geçtik.
Kurultay boyunca bana Erzurumlu diyerek sahip çıktığını bilirim.
Gözleri ile nizam veren bir mütefekkirdi.
Rahmet ve minnetle.
Mehmet Ali Abakay 14 ağustos 2024
GÖNLÜMLE KONUŞMALAR 2024
Bir dost selamına can verir, kurban. Ötesi ne? Acı duymaz, çekmez hiç gam. Şehre meraksa merkezinde hayatın,
şehir kazana dönüşür, bizse seyyah…
Memnuniyet içinde olmalı, insan. Kadr û kıymet taşır, her gelen misafir. Her fotoğraf, eskir zaman ve gittikçe değer kazanır.
Gelen başüstüne gidene rahmet.Hayatı dünyanın böyledir, işte.Bir dost görünür, şimdi hayalimde.
Son görmüşlüğüm rüya misali. Düşeriz, birkaç not hatıra defterine.Sessiz geldi sessizce gitti, içimizden.
Dervişmeşrep Aziz Dost Güzel İnsan. Sual edilirse isim, Merhûm D. Mehmet Doğan
Abdullah Harmancı, 13 Ağustos 2024
D. Mehmet Doğan ağabeyi okumaya başladığımda ortaokul talebesiydim.
Bendeki kaydı 40 yıl.
Önce okuru oldum sonra dostu.
Akif gibiydi.
Sessiz ama ele geçirilemez.
Safiyetli ama vakur.
2023 Ekim ayında Sabiha Gökçen’de karşılaştık.
Oymuş.
Hepsi buymuş.
Aşağıdaki fotoğraflar Kosova 2018.
Pazar günü Yenişafak’ta görüşelim..
D. Mehmet Doğan Mahmut Saygılı
13 ağustos 2024
Türkiye Yazarlar Birliği Kurucu ve Şeref Başkanı D. Mehmet Doğan Beyefendi vefat etmiş. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum. Rabbim taksiratını affeylesin. 77 yaşında. Kalecikli olduğunu henüz öğrendim. “Sağduyulu” olduğuna şehadet ederim. “Sözlük” bir dilin namusudur. Sözlüğüm kartondan yıpranınca kendim ciltlemişim. “V” çalışmalarım. Tacettin Dergahı çok isabetlidir, zaten uğruyorduk, ayrıca kendisine fatihalar göndeririz.
Erol Afşin, 13 ağustos 2024
Nüktedan Dergisinin Mayıs Haziran 2021 (23. sayı) sayısında D. Mehmet Doğan hocamızın sözlüğünden bahsetmiştim, bir ömre sığdırılan birçok kitabının yanında Doğan Büyük Türkçe Sözlüğün yeri de ayrı, birçok baskısı yapıldı ve üstad sağlığında bu sözlüğü iki cilt olarak yayımladı. Zaman o kadar acımasız ki bu yazıyı 3 yıl evvel yazmışım, daha dün gibi. O kadar hızlı geçiyor ve anlamıyoruz. Yaşantımızda birçok boş şeylerle uğraşıyoruz. Birbirimizi çekememezlik, gereksiz kıskançlıklar, gereksiz tartışmalar arasında ömrümüzü yaşamıyor adeta çürütüyoruz. Oysa bir şeyleri düşünmemiz lazım, ders çıkarmamız lazım ama beyhude. Allah gani gani rahmet eylesin, dua kapıları bu eserler vesilesi ile açık kalsın niyazıyla. Tekrar, Allah’tan rahmet diliyorum, sevenlerinin başı sağalsın.
Nusret Tokur, 13 ağustos 2024
Asım Yenihaber müstearıyla yazdığı günlük yazılar başta olmak üzere, kitapları ve fikirleri ile ruh dünyamızı aydınlatan D. Mehmet Doğan Üstad’a Allah’tan rahmet diliyorum.
Askeri vesayetin hüküm sürdüğü mâlum zamanda kaleme aldığı, “Onbaşı bile olamayacakların general olduğu ülke” başlıklı yazısı o döneme damgasını vurmuştu.
Bugün vesayet ortadan kaldırılmış, ordu özüne dönmüşse, bunda D.Mehmet Doğan gibi cesaret abidelerinin payı büyüktür.
Aydın Aydın, 13 ağustos 2024
D. Mehmet Doğan ağabey ile ilk karşılaşmamız bugün defninin yapıldığı Tacettin efendi dergahında oldu.
Yazarlar Birliği o günlerde daha düşünce aşamasında idi. İstiklal Marşı’nın kabulü yıldönümü olsa gerek, o günde biz Ankara opera meydanında vakıf yurdunda kalıyorduk ve MTTB de yurdumuzun bahçesi içindeydi.
Taceddin dergahı’ni da o güne kadar bilmez idik.
Meğer bizim yurdun hemen yukarısında Hacettepe üniversitesi tıp fakültesi girişinde bir yer imiş.
Rahmetli Mehmet Akif istiklâl marşını bu dergahta yazmış diye bizi oraya götürdüler.
Gittik. Rahmetli ağabeyimizin yüzünü işte orada o gün gördüm.
Taceddin dergahı da tıpkı, köyde benim doğup da lise sona gelinceye kadar yaşadığım bizim ev kadar bir yer.
İki odalı… Her iki odada da pekeler vardı
İstiklal marşımızın hikayesini orada dinledik.
Rahmetli Akif ve başka olmuslerimiz için Kur’an’ı Kerim okuyup dağıldık.
Bir hatıra olarak yazmak istedim.
Mehmet Özen, D. Mehmet Doğan ile birlikte, 12 ağustos 2024
Sözlük denir geçilir ya,öyle değil o iş.
Dün rahmete mazhar olan D.Mehmet Doğan ağabeyin müellifi olduğu bu eseri,bazen elime alır,saatlerce bırakamazdım.
Zaten serde edebiyata alaka var.
Dolu dolu geçen zamanlarımın hatırası bu eser.
“Ağabey”i hep hayırla yad edeceğim.
Osman Aydın Erdoğan, 11 ağustos 2024
Yüce Allah’tan makamını âlî mekânını firdevs cenneti kılmasını niyaz ediyorum
D. Mehmet Doğan kardeşimizin DAR-I BEKÂYA irtihali vesilesiyle fevkâledenin fevkında müteessîrim. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kadrini kıymetini idrak etmediği bir Münevver idi
إنا لله وإنا إليه راجعون/ كل نفس ذائقة الموت ثم إلينا ترجعون
H. İbrahim Sarıkaya, 11 ağustos 2024
Kendisi ile 17 yıl önce konya Milletvekillimiz Sevgili dostum Orhan Erdem bir proje için davet ettiği Konya’da Türkiye Yazarlar Birl Bşk iken D. Mehmet Doğan ağabeyim ile tanıştırmıştı. Eski Tarım Bakanımız Sami Güçlü ve Hacı Ahmet Şimşek hocam ile birlikte çok güzel anlara hayırlı hizmetlere güzel işlere şahitlik etmiştik …
İnna Lillâhi ve İnnâ İleyhi Raciûn
Çok üzgünüm…
Hakkın rahmetine kavuştuğunu az evvel dostlarım haber verdi.Cenaze namazı 12 Ağustos 2024 pazartesi günü ikindi namazını müteakip Hacı Bayram-ı Velî camiinde kılınacak.
Kendisinden ilminden irfanından çok şey öğrendiğim ziyadesiyle istifade ettiğim kıymetli büyüğüme Rabbimden Rahmet Aileye başsağlığı diliyorum…
Türkiye Yazarlar Birliği’nin Kurucusu ve Şeref Başkanı Hocamız/Ağabeyimiz Rahmet-i Rahman’a göç etmiş. Ömrünü milli kültürümüzün yaşatılması ve Türkçe’nin anlaşılmasına adamış bir münevverdi.
Rahmet ola…
Mehtap Altan, 11 Ağustos 2024
İnna Lillâhi ve İnnâ İleyhi Raciûn
Çok üzgünüm…
Türkiye Yazarlar Birliği’nin Kurucusu ve Şeref Başkanı D. Mehmet Doğan D. Mehmet Doğan Hocamız/Ağabeyimiz Rahmet-i Rahman’a göç etmiş. Ömrünü milli kültürümüzün yaşatılması ve Türkçe’nin anlaşılmasına adamış bir münevverdi.
Rahmet ola…
Necdet Yıldırım, 11 ağustos 2024
40 yıldır öğrenciliğimizden bugüne ve özellikle de 2011 yılından beri de şu veya bu şekilde içinde bulunduğum takdim etme şerefine defalarca nail olduğum gerek 12 Mart’larda İstiklâl Marşı’nın kabulü, gerekse de 27 Aralık’larda İstiklâl Marşımızın Şairi Mehmet Âkif ERSOY’un vefat yıldönümlerinde resmî veya sadece TYB uhdesinde bazı belediye ve sivil toplum kuruluşlarının da destekleri ile törenler yapılır Taceddin Dergâhı’nda, İstiklâl Marşımızın yazıldığı mekânda.
Her yıl o yılın son ayının neredeyse en soğuk gününde ve genellikle de -son birkaç tören hariç- yağmurlu 12 Mart’larda D Mehmet Doğan Ağabey hep yanımızdaydı.
Diyebilirim ki yılın Âkif adına bu büyük 2 gününde yaklaşık 2 saatlik törenlerde Mehmet Ağabey’i hiçbir zaman protokolde otururken görmedim ve hiçbir zaman protokolden takdim edemedim.
Ta gerilerde bir yerde ayakta ya da hemen üç beş kişilik mesafede aramızda ve yine daima ayaktaydı.
Sandalye götürsem, “Hoca’m, Ağabey otursan, oturur musun?” desem, rica etsem asla kabul etmez, ayakta beklemeye devam ederdi.
En son 27 Aralık 2023’te -ki o gün çok hâlsizdi- yine bir törende zorlanarak da olsa konuştu, ardından Hacettepe Üniversitesi salonunda bir bilgi şöleni açılışının ilk dersini yaptı.
Tabii ki konu yine ve her zaman olduğu gibi addaşı Mehmet Âkif’ti, onun dili ve anlam derinliği idi.
Ardından hastaneye yattı zorlu süreçler ve yine bizler ilk defa D. Mehmet Doğan’sız bir 12 Mart 2024 geçirdik.
O, varken bizler yılın o iki gününü TYB uhdesinde veya resmî bile olsa klâsik bir tören gibi yapmaz YAŞARDIK.
Katıldığı son programda bana “Ayrı bir duygusallık oluşuyor Nejdet demişti, iyi ki birlikteyiz.”
O gün yüz yüze son sarılma, son vedalaşma oldu.
Telefon üzerinden mesajlaştık ancak yüksek moral gereği haklı olarak aile de onu korumaya aldı.
Kısa ve öz “Duâ edin.” demişti
Bugün o hüzünlü haberi, ağzımızın tadını bozan o haberi aldım.
Dönüp geriye baktığımda iyi ki dediğim müstesna bir yerde muhafaza edeceğim bir karakter D. Mehmet DOĞAN Ağabey.
Onu hastane sürecinde bir gün bile yalnız bırakmayan TYB Başkanı Kıymetli Hocamız Prof. Dr. Musa Kâzım
ARICAN’ın her daim el ayak olan çözüm adamı Sevgili Mustafa Ekici’nin, oğulları Melih ve Ahmet Emre’nin TYB Yönetim Kurulu ve şube yöneticilerinin başı sağ olsun.
Sabır niyaz ediyorum.
Rabbim kendisine rahmetiyle muamele eylesin.
Mekânı cennet olsun inşallah.
Ailesinin ve şahsını tanıyan, seven tüm edebiyat camiasının başı sağ olsun.
Tüm ahirete irtihal etmişlerimizle beraber kendisine de rahmet ve duâ, duâ, duâ ile…
