Hepimiz tutulmuştuk oysaki
Kimimiz belki biraz erken
Kimimiz daha geç de olsa
Hayatın ayartıcı oltasına…
Yanaklarımızda tuhaf bir acı
Boğazımıza kan dolarcasına…
Hızla çekilmiştik yukarılara
Sakin, güvenli kuytulardan…
Sonra aydınlık kamaştırdı
Sade bir loşluğa alışkın
Mahmur gözlerimizi yakarcasına
Sükûnete meftun ruhumuzu
Delice dalga sesleri,
Ve sarhoş kahkahalar,
Hoyratça yaralarcasına…
Oysa daha mutlu olacaktık
Açlık sandığımız garip duyguyu
Sanki bir an için unuttuğumuzda
Ufacık bir lezzet için, haz için
O parlak, ışıltılı yemleri
Umarsızca atılıp,
Yuttuğumuzda…
Şimdi korkusuzca yüzemiyoruz
O koy senin bu koy benim
On çeşit turkuazla koyun koyuna…
Söyleyin niye kan damlar ki üstümüzden?
Yatarken yan yana boylu boyuna…
Şimdi neden yakıyor bu nefesler
Körpecik ciğerlerimizi sahi…
Cildimiz neden gerili,
Neden böyle kupkuru bilir misiniz?
Sanırım biz çoktan beri;
Parıltılı oltalara tutulup
Küçücük keyifler uğruna,
Bize takdir edilenden
Ve
Abdestin neminden vazgeçeli…
Ahmet Kağan Karabulut
bu konuda bu kadar net bilgiler internette malesef yok bu yüzden çok iyi ve başarılı olmuş teşekkürler.