eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Meral Ünsal: Hafta İçi Öğretmen, Hafta Sonu Bahçıvan…

Hafta içi sınıfta, hafta sonu bahçede geçen bir hayatım var. İlk bakışta birbirinden uzak gibi görünen bu iki dünya, aslında içimde aynı yerde buluşuyor.
Biri insanla, diğeri toprakla kurduğum bağ… Ama ikisinin de özü aynı: emek vermek, sabretmek ve karşılığında bazen bir çocuğun hayalinin, bazen toprağın içindeki bir tohumun yeşerdiğine tanıklık etmek.
Okulda, sınıf kapısından içeri girdiğim an, dışarıda ne varsa bir süreliğine geride kalıyor. Karşımda, birbirinden farklı dünyalar taşıyan öğrencilerim var. Her birinin bakışı, gülüşü, sorusu, susuşu bile farklı. Onlarla ilgilenmek, bir konuyu birlikte anlamaya çalışmak, bazen bir hikâyeyle onların dünyasında küçük bir kapı aralamak… Bunlar bana büyük bir mutluluk veriyor.
Onlara bakarken çoğu zaman kendimi bir bahçeye bakıyormuş gibi hissediyorum. Her biri âdeta farklı bir tohum. İlgiyle, sabırla büyümeyi bekleyen birer hayat… Kimi hemen filizleniyor, kimi ise toprağın altında sessizce zamanını kolluyor. Ama her birinin içinde saklı bir umut, bir imkân var. Bana düşen; sabırla beklemek, özenle ilgilenmek ve her birine inanmaktan vazgeçmemek.
Hafta sonu yaklaştığında içimde tarif etmesi zor bir çağrı uyanıyor. Şehrin duvarları dar geliyor, betonun rengi gözümü yoruyor. Sanki bir yerlerden ismim fısıldanıyor da o sesi takip ederek kendimi bahçenin yolunda buluyorum. Yaklaşık bir saatlik yolculuğun ardından hedefe ulaşıyorum. Daha kapıdan girer girmez içim açılıyor. Toprağın kokusu, çiçeklerin zarafeti, rüzgârın tenime değen hâli… Gerçek evime gelmiş gibi hissediyorum.
Bahçede gün, güneşin ilk ışıklarıyla başlıyor. O ışığın toprağa usulca düşüşünü izlemek, bana acele etmeden de yaşanabileceğini hatırlatıyor.
Sonra gün kendi ritmiyle akıp gidiyor. Ellerim boş durmuyor; ağaçları buduyor, kesilen dalları oduna çeviriyor, toprağı kazıp yeni hayatlara yer açıyor, çapa yapıyor, güllerle ilgileniyorum. Ellerim toprağa her değdiğinde zihnim biraz daha arınıyor, kalbim biraz daha hafifliyor.
Kimi insan için bu işler yorucu, hatta anlamsız görünebilir. Oysa ben tam tersini hissediyorum. Bedenim çalıştıkça dinleniyor, zihnim yoruldukça berraklaşıyor. Şehirde spor salonlarına ayrılan zaman ve emekle kıyaslandığında, burada harcanan emeğin doğrudan ve doğal bir karşılığı olduğunu görüyorum. Burada hareket var, emek var; ama en çok da anlam var.
En sevdiğim anlardan biri ise bir ağacın gölgesinde kitap okumak. Gölgeye sığınıp sayfaları araladığımda kelimelerle huzur birbirine karışıyor. Kuş sesleri satırlara eşlik ediyor, rüzgâr sayfalar arasında geziniyor. Bazen kitabı kapatıp sadece dinliyorum. O anlarda zaman yavaşlıyor. Ne geçmişin yükü kalıyor içimde ne de geleceğin telaşı… Sadece anın dinginliği.
Bahçede geçirdiğim zamanın benim için bir başka yönü daha var. Doğanın içinde, o kusursuz düzenin ortasında, Yaratıcı’ya daha yakın olduğumu hissediyorum. Çiçeklerle ilgilenirken onların narin yapısını inceliyor, bir tohumun toprağı yarıp çıkışına şahit oluyorum. Ağaçların dallarında, toprağın bereketinde görünen uyumu izliyor ve hayran kalıyorum. Bütün bunlar bana büyük bir bütünün parçası olduğumu hatırlatıyor.
Hafta sonunun bitiminde yeniden şehre dönüyorum. Ama içimde hep o yeşil kalıyor. O dinginlik, o sadelik benimle birlikte geliyor. Ve fark ediyorum ki aslında iki ayrı hayat yaşamıyorum; aynı hayatın iki farklı hâlini yaşıyorum. Hafta içi öğrencilerimle, hafta sonu toprağımla…
Birinde geleceğe dokunuyorum, diğerinde köklerime. Ve her ikisi de beni ben yapıyor.
Doğada geçirdiğim bu zamanın bana iyi geldiğini açıkça hissediyorum. Daha sakin, daha sabırlı, daha dikkatli oluyorum. İçimdeki karmaşa yerini dinginliğe bırakıyor. Bu hâl, etrafımdaki insanlara da yansıyor. Öğrencilerime karşı daha anlayışlı ve sabırlı oluyorum. Çünkü tabiat bana acele etmemeyi, zorlamamayı ve her şeyin kendi zamanında olacağını öğretiyor.
Meral Ünsal

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

  1. Sevtap Çelik dedi ki:

    Yaşadığın hayat bu yazıyla yüreğimize kadar işledi kıymetli yazarım
    Sanki o bahçede biz de vardık ve o huzuru, dinginliği içimizde hissettik.
    Kalemine yüreğine sağlık..

  2. Smr dedi ki:

    Ne kadar içten bir yazı…
    Çok güzel olmuş, elinize emeğinize sağlık.