İstanbul’un maarif teşkilatında görev yapan bir eğitim yöneticisiyle hasbihal ediyoruz. Yaklaşık 6-7 yıl önce hayata geçirilen “Tercihim Türkçe” projesi kapsamında Bosna Hersek’te gerçekleştirdikleri bir etkinlikten bahsetti. İlk ve orta dereceli okullarda seçmeli yabancı dil dersi olarak Türkçeyi seçen öğrenciler için düzenledikleri şenlikte altı binden fazla öğrenciyle bir araya gelmişler.
Bosna-Hersek’te ilk ve ortaöğretim kurumlarında seçmeli iki yabancı dil dersi okutuluyormuş. Türkçe dersini seçen yaklaşık altı bini aşkın Boşnak öğrencinin ellerinde Türk bayraklarıyla katıldıkları etkinliğin heyecan verici olduğundan ve coşkuyla icra edildiğinden bahsetti. Gururlanmamak elde değil. Ancak yönelttiğim sorulara verdiği cevaplar bu heyecana gölge düşürdü.
Şöyle ki; Almancayı seçecek olan öğrenciye Almanya tarafından iş garantisi verildiğini söyleyince, “Türkçeyi seçenlere biz ne vadediyoruz?” diye sordum. Üzgün bir ses tonuyla Türkçeyi seçen sınıfların donanımını sağlıyoruz, akıllı tahta ve diğer bir takım eğitim materyallerini temin ediyoruz dedi. Almancayı seçen öğrenci sayısının Türkçeyi seçenlerin yaklaşık on katı kadar olduğunu belirtti.
Bu tablo hakikaten üzüntü verici. Almanlar tamamen planlı, programlı ve kuvvetle muhtemeldir ki hazırladıkları master plan ve programlarla hareket ediyorlar, uzun vadeli geleceğe dair planlar yapıyorlar, dolayısıyla Boşnak öğrencilerden Almancayı seçenlere iş garantisi vermekle Bosna-Hersek’in geleceğini de belirliyorlar. Bu tablo üzüntü verici olduğu kadar korkutucu da. Aynı zamanda dindaşımız olan Bosna-Hersekli gençlerin istikbalinin Almanlar ve diğer batılı devletler tarafından ele geçirilme planının somut göstergeleri bunlar.
İnternetten yayınlanan tanıtım haberlerinde “Tercihim Türkçe” projesi kapsamında Bosna’da düzenlenen bir açılışta “Bosna Hersek’teki Boşnak çocukların Türkçe öğrenmesi ve Türkiye ile bağlarını geliştirmesi açısından önemli bir proje” olduğundan bahsedildiği görülüyor. Elbette çok güzel bir proje olduğunu, yapılan açıklamadan anlamak mümkün. Beş asırlık ortak geçmişimiz olan Bosna-Hersek’te Türkçeyi tercih eden öğrenci sayısının yaklaşık on katı Almancayı seçiyorsa yapacağımız daha çok iş var demektir. Gelecek kaygısı, iş garantisi tüm bunlar öğrencilerin tercihinde rol oynayabilir ancak Türkçeyi tercih eden Boşnak öğrencileri birer Türkçe ve Türkiye gönüllüsü olarak görüp onları her açıdan örneklik teşkil edecek donanıma ve düzeye çıkarmak gerekir.
Ülkemizde, yakın geçmişte “Karabük Üniversitesinde Afrikalı öğrenciler” hadisesi çıkartılarak Afrika kökenli üniversite öğrencilerine edilmedik hakaret ve iftira bırakılmadığını hatırlayalım. Afrikalıların niçin ülkemizde okudukları, hemen hemen her mahfilde kin ve nefret söylemleriyle ele alındı. Başta Almanya ve diğer Batılı ülkelerin, ayırt etmeksizin tüm dünya coğrafyasında nerede zeki ve kapasiteli öğrenci bulurlarsa, ya yerinde ya da kendi ülkelerinde verdikleri eğitim ve burslarla zihnen bu öğrencileri devşirmeye çalıştıkları apaçık bir gerçek.
İngiltere’de yaşayan bir dostumun, kuruluşu 19’uncu yüzyılın başlarına kadar giden bir lisede okuyan kızına eğitime başladığı yıldan itibaren gösterilen ilgi, alaka ve teşvik edici yaklaşımları duysanız şaşırırsınız. Türk kökenli bir öğrenci için kraliyet ailesinin bir ferdiymiş gibi gösterilen ilgi ve alaka fazlasıyla dikkat çekici ve şaşırtıcı. Bu ilgi ve alakada İngilizlerin uzun vadeli planlamalarının ve hedeflerinin varlığını hissetmemek mümkün değil. O kadar çok örnek var ki her biri ustaca kurgulanmış. Okul müdüriyetinden ebeveyne gönderilen son tebrik mesajını, yorumunu okuyuculara bırakarak olduğu gibi alıntılıyorum:
“Kızınızın 2025-2026 yılları arasında Kıdemli Başkanlık görevine atandığını size bildirmekten büyük bir gurur duyuyoruz. Seçim süreci boyunca kızınız, özgüven ve olgunlukla kendini gösterdi. Yazılı başvurusu ve mülakatı olağanüstüydü; düşünceli bir şekilde konuştu, dürüstlük, nezaket ve sorumlulukla liderlik etmenin ne anlama geldiğine dair derin bir anlayış sergiledi.
Bu atama, kızınızın sürekli olarak gösterdiği sıkı çalışmanın, olumlu tutumun ve bağlılığın bir takdiridir. Okulumuza zaten önemli katkılarda bulundu ve bu liderlik rolünde başarılı olacağından ve örnekliğiyle başkalarına ilham vermeye devam edeceğinden hiç şüphemiz yok.
Kızınızla gurur duyuyoruz ve önünde onu bekleyen her şey için heyecanlıyız. Bu fırsat sayesinde daha da gelişmesini ve yükselmesini görmek için sabırsızlanıyoruz ve bu noktaya ulaşması için ona açıkça verdiğiniz destek için teşekkür ederiz.
Bu harika başarı için Bu harika başarı için bir kez daha tebrikler.”
Bu yazıyı kaleme almaya başladığımda, son kısmında nasıl bir çözüm önerisi ve model sunabilirim diye epeyce düşündüm. Meslek hayatımın değişik aşamalarında dostluğumuzun bulunduğu ve aynı zamanda Balkanlar’da ülkemiz adına eğitim müşavirliği de yapmış olan kıymetli ağabeyim Seyfi Özkan’ın sosyal medyada Balkanlar’a dair paylaşımındaki somut çözüm önerisi dikkatimi çekti. Karşı karşıya kaldığımız probleme, işin mutfağında bizzat çalışarak ve ter dökerek çözüm üretmiş bir emektar eğitimcinin çözüm önerisinin sosyal medya sayfalarında yitip gitmesine gönlüm razı olmadı.
İşte önerilen ilk adım; “Türkiye geç kalıyor. Balkanlarda bir politika belirlemesi gerekiyor. Balkanlar bizim ileri karakol diyebileceğimiz bölge. Balkanlar’a hamasetle yaklaşmaktan vazgeçip, her bölge için ayrı ayrı politikalar belirlenmesi gerekiyor. Öyle ki; bu politikalar her bölge halkının mizaç ve karakterine varıncaya kadar, tarihsel olarak da irdelenerek yapılmalı. Balkanlarda ne kadar soydaşımız yaşıyor, bunu bile tam bilmiyoruz. Afaki ve tahmini rakamlarla ifade ediyoruz. Diplomatik misyonlarımız bunların envanterini çıkartmalı, hem de adres adres, isim isim. [Bunu, hem Osmanlı bakıyyesi hem de Hristiyan da olsa Türk soyundan gelenler dâhil olacak şekilde]”
Netice itibarıyla Bosna Hersek’teki lise öğrencilerine, yabancı dil olarak Almancayı seçmeleri halinde iş garantisi veren Almanya’ya karşı etkili bir yöntem geliştirmedikçe rekabet şansımızın kalmayacağı açıktır. Elbette ve öncelikle eğitimde, bir bireyi dahi ihmal etmeyen uzun vadeli ve esaslı planlamalar yapılmalı, başta Balkanlar olmak üzere gerek yurt dışında gerekse ülkemizde eğitim gören yabancıların eğitiminde istiklal ve istikbalimize katkı sağlayacak “ilke esaslı” adımlar atılmalıdır.
Hasan YILDIZ