eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Prof. Dr. Hikmet Özbek: Bitkilerde Tozlaşma ve Döllenme Olaylarında Arılar

Bitkilerde de hayvanlarda olduğu gibi üreme ve çoğalma olayı söz konusudur. Nitekim Kur’an-ı Kerim’in Taha suresinde bitkilerde çiftlilikten (eşlilik) bahsedilmektedir. Genel olarak, bitkilerdeki üremeyi eşeyli (eşli) ve eşeysiz olarak ikiye ayırmak mümkündür. Eşeysiz üremede döllenme olayı olmaz, yeni bitki ana bitkinin bir parçasından oluşur. Bu üreme şekli bazı bibilerde görülürse de yaygın olan üreme eşeyli olanıdır.

Etrafımızda göz alıcı renkleri ve güzel kokuları ile tabiatı süsleyen ve insanların dikkatini çeken, çok çeşitli renklerde ve şekillerde olan çiçekler, tohumlu bitkilerin üreme organıdır. Çiçeklerin orta kısmında bulunan dişicik organı (stigma) ve onun etrafında erkek organlar yer almaktadır. Bu organlar, bol miktarda polen adı verilen çiçek tozları ihtiva ederler. İşte bu polen taneciklerinin dişicik organının tepesine taşınmasına tozlaşma adı verilmektedir. Tozlaşmadan sonra döllenme olayı gerçekleşmektedir.  Polenin burada çimlenmesi ve dişicik borusundan aşağı doğru ilerleyerek yumurtalığa ulaşması ile döllenme olayı gerçekleşmekte ve tohumlar oluşmaktadır. Tabiatta bu müstesna olaya bitki türlerine bağlı olarak genelde rüzgâr ve arılar vesile olmaktadır. Kuranı Kerim’in Hicr Sure’sinde rüzgârın aşılama yaptığına değinilmektedir. Başta buğdaygiller ve çam türleri olmak üzere birçok bitkilerde tozlaşma rüzgâr yardımı ile olmaktadır. Buğdayda başak oluşumundan sonra başakta beyaz veya sarımsı beyaz renkte küçük çiçekler oluşur. Rüzgâr estiği zaman buğdaylar dalga dalga yere doğru eğilir ve kalkarlar. İşte bu esnada başaklar birbirine sürtünür ve döllenme olayı gerçekleşir. Başaklar tane oluşturmaya başlar. Bazı yıllar, özellikle yüksek kesimlerde, buğdayın çiçeklenme döneminde soğuk nedeniyle çiçeklerde üşüme olur ve çiçeklerde döllenme olamadığı için başaklarda taneler oluşmaz. Yeryüzündeki çiçekli bitkilerin çok büyük bir kısmında tozlaşma ve onu izleyen döllenme olayına vesile olan arılardır. Kur’an-ı Kerim’in Nahl suresinde arılardan bahsedilmekte ve balın şifa kaynağı olduğuna değinilmektedir. Şunu vurgulamak gerekir ki Peygamber Efendimizin üç hayvan türünü, deve, koyun ve arıyı çok sevdiği belirtilmektedir. Muhtemelen Peygamberimiz arıların böyle bir görev yaptıklarını gözlemiştir.

Arılar, çiçekli bitkilerden yavruları için çiçek tozu (polen), kendilerinin beslenmesi ve bal yapımı için de balözü (nekttar) toplayarak kendilerinin ve yavrularının besin ihtiyacını karşılarken bitkilerin döllenmesini de gerçekleştirirler. Arılar, dışındaki bazı böcek türlerinin de az da olsa tozlaşma olayında yardımları olsa da bu önemli görevi Yüce Mevla arılara vermiştir. Arı denince haklı olarak akla hemen bal arısı, bilimsel adıyla Apis mellifera gelmektedir. Bu tür dışında Apis cinsine giren, yani balarısı diyebileceğimiz on kadar daha balarısı türü mevcuttur ki, bunlar Asya’nın doğusunda bulunmaktadırlar. Bu türler, A. mellifera’ya göre daha primitif yapıda küçük koloniler oluştururlar. Balarısı, dünyanın hemen her tarafına yayılmış olup çok sayıda ırk ve biyo-tipleri mevcuttur.

Arılar, bitkilerin tozlaşmasında son derece önemlidir. Bitkisel üretimde; verim düşüklüğü, genelde su ve gübrelemenin yetersizliği, hastalıklar, zararlılar, yabancı otlar ve diğer bazı tekniklere atfedilmekte ve çok kez tozlaşmadaki yetersizliğin doğurduğu sonuçlar ihmal edilmektedir. Bilim adamları, insan gıdasının %30’dan fazlasının arı tozlaşmasına ihtiyaç duyan bitkilerden oluştuğunu belirtmektedirler. Arılar, yeryüzünde biyoçeşitliliğin devamı için de hayati öneme sahiptirler.  Günümüzde tarıma önem veren ülkeler, balarısını, modern tarımın en önemli unsuru olarak kabul etmektedirler. Bal arısından tozlaşmada azami derecede yararlanabilmek için arılığın tozlaşması istenen bitkilere belirli bir uzaklıktan fazla olmaması gerekmektedir. Balarısı, mecbur kalırsa 10 km ye kadar gidebilmekte ise de genel olarak 600-800 m civarında başarılı bir şekilde çalışmaktadır. Ülkemizde uzun yıllara dayalı yaptığımız çalışmalar ve gözlemler göstermiştir ki, balarısı, yumuşak çekirdekli meyve türlerini ziyaret eden arıların %45-90’ını, sert çekirdeklilerin %81-97’sini, ayçiçeğinin ise %80-90’ını oluşturduğu ortaya konmuştur. Yem bitkilerinde durum biraz daha farklı olmuş; bal arısı korungayı çok yüksek oranda ziyaret etmesine karşın, yonca ve çayır üçgülünde bu oranın çok düşük olduğu görülmüştür.

Tarımda gelişmiş ülkelerde arıların yakın mesafede daha başarılı çalıştıklarını göz önüne alan üreticiler, arı kolonilerini kiralayarak bahçe veya tarlalarının yakınına götürmeyi tercih etmektedirler. ABD’de tozlaşma amacıyla ilk kovan kiralamanın 1909’da gerçekleştirildiği belirtilmekte, ancak 1970’li yıllardan itibaren çok artış gösterdiği ve son yıllarda da en yüksek düzeye ulaştığı görülmektedir. Bu duruma o denli önem verilmektedir ki, dünyanın en önemli badem üretim alanları arasında yer alan Kaliforniya’da 1999 yılında bir milyon arı kolonisinin tozlaşmada kullanılmak amacıyla kiralandığı belirtilmektedir. Benzer şekilde elma, armut, kiraz ve vişne gibi meyvelerin üretiminde arı kolonileri kullanılmaktadır. Değişik sebze tohumu üretimi, ayçiçeği ve yabancı döllenmeye gereksinim duyan birçok kültür bitkisinde kiralanan arı kolonisindeki artışa paralel olarak meyve ve tohum veriminde kalite ve miktar olarak belirgin artışların olduğu belirtilmektedir. Şunu vurgulamak gerekir ki günümüzde tarıma önem veren ülkeler, balarısını, modern tarımın en önemli unsuru olarak kabul etmektedirler.

Ülkemizin bitkisel üretim ve arıcılık yönünden çok yüksek bir potansiyele sahip olduğu bilinen bir gerçektir. Üzülerek belirtmek gerekir ki her ikisi ile ilgili üretimin arzu edilen düzeyde olmadığını kabul etmek durumundayız. Diğer tarım tekniklerinin gereği gibi kullanılmasına ek olarak tarımda gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de balarısının tarımın vazgeçilmez unsuru olarak görülmesi ve tozlaşmada başarılı bir şekilde kullanılması gerekmektedir. Arı kiralama cihetine gidilmesi, bitkisel üretimin artıracağı gibi arıcıların güçlü olmasını sağlayacak, arıcılık mesleğini özendirecektir.

Bal arıları dışındaki arı türleri, yaban arıları olarak bilinmekte ve tür sayıları yeryüzünde 20.000’nin üzerine çıkmaktadır. Ülkemizin iklim koşulları, tomografik yapısı ve coğrafik konumu, bitki örtüsünü zengin kıldığı gibi, buna bağlı olarak yaban arı faunasının da zengin olmasına imkân kılmaktadır. Dünyanın arı faunası yönünden en zengin yöreleri arasında yer alan ülkemizde, 1800’ü aşkın yaban arı türü tespit edilmiştir. Yaban arıları da bal arısında olduğu gibi doğada değişik bitkitürlerini ziyaret eder ve tozlaşmayı gerçekleştirirler. Hatta bal arısının etkili olamadığı birçok bitki türlerinde tozlaşmayı yaban arıları yapmaktadır. Ancak bunlardan da daha fazla yararlanabilmek için yoğun çabalar gösterilmiş, bazı türlerin yapay yuvalarda yetiştirilmeleri cihetine gidilmiştir.

 Günümüzde bal arılarından sonra, ikinci derecede önemli olan, dünyada yaklaşık 250, ülkemizde 50 civarında türü bulunan bambul arıları gelmektedir. Bu arılar, iri yapılı uzun ve sık tüylü olup küçük koloniler halinde yaşarlar. Bunlar arasında Bombus terrestris koloni bireylerinin daha kalabalık ve yetiştiriciliğinin daha kolay olması nedeniyle ticari yetiştiriciliği ön plana çıkmış, örtü altı tarımının vazgeçilmezi haline gelmiştir. Ülkemizde 1990’nın sonlarında ticari üretime başlanmış üretimi ve kullanımı giderek artmıştır. Günümüzde sera sebzeciliğinin bu denli yaygınlaşması ve üretimdeki artışı Bombus terrestris türüne borçlu olduğunu söylemeliyiz. Bu tür, başta domates olmak üzere birçok sera bitkilerinin tozlaşmasında kullanılmaktadır. Değişik ülkelerde Bombus terrestris dışında başka bambul arıları ve yaban arı türleri kültüre alınmış çeşitli bitki türlerinin tozlaşmasında yararlanılmaktadır.

Sonuçta gerek bal arıları gerekse yaban arıları, bitkilere hiçbir olumsuz etkileri olmadan tozlaşmayı ve döllenmeyi gerçekleştirerek insanoğluna olağan üstü bir şekilde hizmet etmekteler. Bu hayvanlar olmasa birkaç yıl içinde yeryüzünde biyolojik denge bozulur ve dünya yaşanmaz hale gelir.

Arılar, tarım ilaçlarından olumsuz yönde etkilenmektedirler, hatta büyük zararlar gördüklerini belirtmek durumundayız. Bunu minimuma indirmek için azami çabayı göstermek gerekmektedir. Büyük sahalarda ilaçlama yapılacaksa akşam geç saatlerde, hatta gerektiğinde gece yapılmalı. Mümkünse arılara olumsuz etkisi çok az olan ilaçlar kullanılmalıdır. Mayıs 2026

Prof. Dr. Hikmet ÖZBEK

Prof. Dr. Hikmet ÖZBEK

Özgeçmiş

12.08.1940’da Erzurum’un Oltu ilçesine bağlı Başaklı köyünde doğdu.  İlkokulu köyde, ortaokulu Oltu’da okudu.  Erzurum Lisesinden 1960’ta mezun oldu. Aynı yıl Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Genel Zirai Bilgiler Bölümüne girdi. 1964’te mezun olduktan sonra aynı yıl Zirai Mücadele Reisliğinde çalıştı ve 1965’te Atatürk Üniversitesi, Bitki Koruma Bölümünde asistan olarak göreve başladı. 1967-1969 arasında ABD Nebraska Üniversitesinde Entomoloji alanında yüksek lisansını yaptı. Ülkeye döndükten sonra 1971’de doktorasını yaptı.  1975’de doçent ve 1980’de profesör oldu.Birçok zararlı böceklerle ilgili çalışmalar yürütmüş, Türkiye faunası için çok sayıda yeni böcek türü tespit etmiş, bilim dünyası için yeni olan birçok türü tanımlamıştır. Türkiye’de ilk defa yaban arılarının tespiti ve bazı türlerin biyolojileri ile ilgili çalışmalar yapmıştır. Ayrıca bazı bitkilerin tozlaşmasında etkili olan yaban arı türlerini belirlemiştir. Bilimsel kongrelerde sunulan tebliğlerle beraber dört adedi ders kitabı olmak üzere toplam 335 bilimsel yayına sahiptir. Değişik ülkelere mensup bilim adamları ile ortak çalışmaları yapmıştır. Bilimsel faaliyetlere katılmak amacıyla ABD, Kanada, Belçika, Hollanda, İtalya, Polonya ve Bulgaristan’da bulunmuştur. Akademik hayatında 21 yılı aşkın bir süre, bölüm başkanlığı, yüksekokul müdürlüğü ve dekanlık olmak üzere bazı akademik idari görevler yürütmüştür.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.