Fransızların açtığı çığırı veya rahneyi Hafız Esat tamamlamış ve Nuseyrilerin kanına girmiştir. Ya da onları ayartmış ve kabından çıkarmıştır. Nuseyriler de Alevilik veya Şiilik çatısı, ortak şemsiyesi, ortak tanımı ve paydası altında ele alınabilir. Lakin Akdeniz sahillerinde onların kendilerine has isimleri vardır. Tarih boyunca Nuseyriler olarak anılmışlardır. Kurucularının adıyla bilinirler. Alevi olarak anılmaları bu tanımlarını sulandırır, araziye uymalarını kolaylaştırır. Bölmenin mimarı Fransızlar tam da bunu kastederler. Nuseyriler Suriye halkıyla bütünleşememişlerdir, su ile zeytin yağı gibi ayrı ayrı dururlar. Fransızların İngilizlerle birlikte bölgeyi işgal ettiklerinde işbirlikçi milletlere veya unsurlara ihtiyaç duyarlar. Bunlara aracı milletler de denilir. İngilizlerin veya Fransızların nüfusları yeterli olmadığından boşluğu dolduracak öncü, işbirlikçi ve aracı milletler ararlar. Fransızlara ve İngilizlere göre bu aracı milletlerden birisi Yahudilerdir. Fransızlar ise Nuseyrileri keşfederler.
Bazıları Fransız Oryantalist Massingnon hakkında müspet kanaat belirtse de Cezayirliler hiç öyle düşünmezler. Öfkelerini ondan ve benzerlerinden çıkartırlar. Bu beni hayrete düşürmekte idi. Lakin Nuseyri belasını Suriye’nin başına saranlardan birisinin Massingnon olduğunu öğrenince kanaatim değişti. Nitekim El Cezire Kanalında İtticah el Muakis programını hazırlayan ve sunan Dürzi asıllı Faysal Kasım bu hususta şunlar kaydetmektedir: “
1920’lerden bu yana Suriye’deki bütün bölünmelerin, çelişkilerin, mezhepçi hastalıkların sorumlusu Fransa’dır. Suriye’de bölünme, parçalanma, çatışma ve iç savaşa yönelik tüm girişimleri teşvik eden ve destekleyen Fransa olmuştur. Suriye’yi yarım yüzyıldan fazla yöneten, sonra düşen ve tarihin çöplüğüne giden mezhepçi orduyu teşkil eden de yine Fransızlardır.
Suriye’de muhtelif unsurlarının arasını bozan ve onları birbirine düşürenlerin Cahun ve Massignon gibi Fransız oryantalistler olduğunu biliriz. Nusayri olarak adlandırılan Suriye sahilindeki halka Alevi adını verenin de bizzat Louis Massignon olduğunu, daha sonra Cahun’un gelip onları, diğer Suriyeli unsurlarından daha üstün olarak tanıttığının da tarihi şahitleriyiz. Fransız Léon Cahun ve Massignon’un onlarca yıl önce Suriye hakkında yazdıklarını okuduğunuzda, Suriye’nin dokusuna müdahale eden ve bir asırdan fazla bir süredir iç bölünmeleri ve çatışmaları körükleyenin Fransa olduğunu teyit edersiniz. Fransızlar, Suriye’yi bölmek için İngiliz ortağı Sykes ile birlikte çalışan Picot’un taksimatını yeterli görmüyorlardı. Fransızlar Suriye’de ve başka yerlerde de aynı bileşenleri bölmek için çalışıyorlardı…”
Bu arada Nuseyri Suriye’nin ve İran devriminin mimarı yine Fransızlardır. Fransızlar Suriye’de böl yönet kuralını işletmişlerdir. 8 Mart 1963 Baas darbesiyle birlikte süreçte Hafız Esat’ın iktidara gelmesiyle yandaş nüfus ikmaline ihtiyaç doğar. Azınlık iktidarı çarkını çevirmek için kendinden olan unsurlara ihtiyaç duyar. Bunu çoğunluk elemanlarına dayanarak yapamazdı. Nüfus ikmali için Hafız Esat Akdeniz Sahillerindeki dağlık bölgelerdeki Nuseyrilere göz diker. Onları dağdan ovaya indirme hesapları yapar. Bunları yandaş olarak iktidarına devşirmek istemektedir. Bunun için bir hileye ihtiyacı vardır. Bu hile ile Nuseyrileri dağlık bölgeden sökmek ve şehirlerde iktidarın hazır kıtası haline getirmek ister. Suriyeli Dürzi toplumundan Mahir Şerafeddin bize bunun şifresini anlatır. Sahil boyunca Nuseyriler keçi beslemekte ve geçimlerini böyle temin etmektedirler. Hafız Esat bunun yolunu şöyle bulur: Sahil halkına keçi beslemeyi yasaklar ve böylece kolluk kuvvetleri ve orduya katılmalarının önünü açar. Bu demografik bir devrimdir. Halk da geçimini temin etmek için şehirlere doluşur ve Esat’ın hazır kıta askerleri ve memurları konumuna düşer.
Lakin 8 Aralık 2024 tarihi itibarıyla hoşafın yağı kesiler. Sudan çıkmış balığa dönerler. Baas’ın kapatılması ve ordunun lağvedilmesiyle Nuseyriler dımdızlak ortada kalırlar. Uyuşturucu kaçakçılığına da sınır getirilmiştir. Bir dönem geçerli olan rızık kaplarını kaybederler. Mahir Şerafeddin adlı youtuber suçlu olan Nuseyri uyrukluların mutlaka cezalandırılması gerektiğini söyler. Suça bulaşmamış unsurlar ya da maişetleri kesilenler için de başka formüllerin devreye sokulmasını da tavsiye eder. Nuseyri kesimlerin azıklarıyla rızıklarıyla veya ekmekleriyle imtihan edilmemeleri gerektiğini söyler. Elbette takdir yeni yöneticilerindir. Lakin Suriye’nin birliği önüne önce Fransızlar ardından da Esat hanedanlığı dinamit koymuş ve Suriye toplumunu paramparça etmiştir. Buna mukabil Suriyeli fotoğraf avcısı Sezar’ın bir yardımcısı elleri kan kokanlarla birlikte aynı ortamı paylaşmaktan iğrendiğini ifade etmektedir. Halepli dostumuz İhvan kökenli Zuheyr Salim de Sünni kesimden olmasına rağmen hala yeni Suriye’de de sakıncalı piyade olarak muamele gördüğünü söylemektedir.
Suriye’nin yaraları derinde ve kolay sarılabilecek gibi görünmüyor. Lakin Allah’tan umut kesilmez.
Mustafa Özcan