İslam dini kaynaklarında kurban özet olarak şöyle anlatılır: “Allah’a yaklaşmak ve O’nun rızasına ermek için ibadet maksadıyla, belirli şartları taşıyan hayvanı usulüne uygun olarak kesmeyi ve bu amaçla kesilen hayvanı ifade eder. Hanefî mezhebinde kurban kesmek vacip, diğer mezheplerde sünnettir. Bu ibadetin ruhunda Hakk’a yakınlık ve halka fedakârlıkta bulunma anlayışı vardır” (Diyanet DİYK).
Kurban, Müslüman toplumların simgesi ve şiarı sayılan ibadetlerden biridir. Bu ibadet asırlardan beridir, milletimizin dinî hayatında önemli bir yere sahiptir. Bu ibadet alimler, vaizler, veliler, hocalar ve diğer ilgililer tarafından; kitaplarında, sohbetlerinde, özünden kopmamak kaydıyla, farklı menkıbelerle değişik şekillerde anlatılmıştır. Acaba ‘âşıklar’ Kurbanı nasıl anlatmıştır.
Önce aşıkları tanıyalım. Âşık: genellikle bağlama veya başka bir telli müzik aleti eşliğinde sözlü halk müziği geleneğini icra eden kişidir. Aşık şiirleri; Anadolu, Ortadoğu ve Orta Asya coğrafyasında halk edebiyatının bir şiir türüdür.
Bir âşık ya usta-çırak ilişkisiyle yetişir, ya da gördükleri rüyalarında bade içerek aşıklık makamına yükselir. Bade içen âşıklar, gördükleri bir rüyada bir güzele âşık olurlar ve âşıklığın gereklerini de yine bu rüyada öğrenirler. Böylece sade kişilikten âşıklık kişiliğine geçerler.
Âşıklık geleneğinde icra edilen eserler çeşit çeşittir. En yaygın bilinenleri: Atışma veya karşılaşma, muamma, leb değmez (dudak değmez), dedim dedi, nazire ve saz çalma şeklinde sayılabilir. Aşıkların bu eserlerinde, tabiat sevgisi, hak sevgisi, halk sevgisi, vatan sevgisi, millet sevgisi vardır. Halkın, üzüntüsünü- neşesini, kederini- bayramını, gurbetini-sılasını, ayrılığını-kavuşmasını, zenginliğini- yoksulluğunu, yiğitliğini- mertliğini ve diğer duygu ve davranışlarını dile getiren âşıkların, halkın gönlündeki yeri özeldir.
Ayrıca eserlerinde Allah ve Peygamber, sevgisini iman, ahiret ve ibadet konularını bazen açık bazen işaretlerle işlerler. Âşık Reyhani ve Âşık Çobanoğlu arasında geçen atışma ve muammalarda bu bağlamda çok güzel örnekleri görmek mümkündür.
Âşıklar mecazî anlatımı sıkça kullanırlar. Şiirlerini dörtlüklerle 7-9-11 hece düzeninde son dörtlükte de mahlaslarını (gizli isim) belirterek tamamlarlar.
Tarihimizde binlerce aşık vardır. Karacaoğlan, Köroğlu, Pir Sultan Abdal, Ercişli Emrah, Dadaloğlu, Bayburtlu Zihni, Âşık Şenlik, Aşık Sümmani, Âşık Veysel, Âşık Mahzuni, Daimi, Ruhsati, Reyhani, Kul Nuri, Çobanoğlu ve daha niceleri bu geleneğin değerli temsilcilerindendir. Burada bir muamma örneği ile, sözü âşıklara bırakalım mı?
Âşık Reyhani, Çobanoğlu’na hitaben;
Ben bir ağaç gördüm dalsız budaksız,
Üstünde bir kuş var kolsuz kanatsız,
Onu bir dev yiyer (yer) dilsiz dudaksız,
Acep böyle gizli hal var mıdır sende.
Âşık Çobanoğlu bu muammayı irticalen şöyle çözer:
İnsan oğlu doğar dalsız budaksız
Ruh cesede girer kolsuz kanatsız
Onu toprak yiyer dilsiz dudaksız
Anla ki azizim hal vardır bende
Çobanoğlu’nun cevabında her bir mısra bir ayeti kerimeye işaret etmiyor mu? Bu konuda ihtisas sahibi değilim, ama konunun uzmanları sanırım şu tespitlere katılacaktır. 1. Mısra: İnsan suresi 2. Ayet; 2. Mısra: Secde Suresi 9. Ayet; 3.Mısra: Tâ-Hâ Suresi 55. Ayet, (Allahualem).
Kurban konusuna dönersek, Kurban Bayramı arifesinde olduğumuz bu günlerde acaba aşıklar kurbanı nasıl anlatmış. Bu bağlamda birkaç örnek verelim.
Aşık Mücrimi’nin dilinden…
Derdi hakkla aşka düşen âşıklar
Derdine gayrıdan derman arar mı
Dost için can veren bağrı yanıklar
Bayram geldi diye kurban arar mı (-Âşık Mücrimî :1882-1970)
Aşık Murat Çobanoğlu, Kars yöresi aşıklarının piri olan Aşık Şenliğe ait kurbanla alakalı bir hikâyeyi ise şöyle anlatır.
Şenlik Kars’ta bir beye misafirdir. O akşam beye Yusufeli’nden de bir Hoca misafir gelecektir. Hoca saz çalanlardan pek hoşlanmaz. Akşam misafir odasında bey, Aşık Şenlik ve Hocayı tanıştırır. Bey;
-Hocam bu misafirim Aşık Şenlik der, Hoca;
-Halkı hikayeleri ile kandıran âşık bu mudur diye sorar,
-Şenlik, ağır bir eda ile “evet o kişi benim” der.
Hoca bu edadan hoşlanmaz!
-O zaman sana bir soru Âşık. Yarın Kurban Bayramı. İsmail’e kurban nereden geldi, kimden geldi, nerde, nasıl kesildi?
Şenlik sazı eline alır ve söylemeye başlar;
Musa tur dağında koyun güderken,
İki Cihan Serveri’ne Nur dedi,
Allah için ibadetin ederken
Dört kurt geldi kısmetimiz ver dedi.
Hz. Musa cevaben;
Her yaraya yeşil merhem sarılmaz
Gönül bilinmeden cevap verilmez
Sahipsiz sürüden koyun verilmez
Benden özge bir sahibi var dedi. (devamla)
Musa der Hakkın yolları ince
Ona turab olan kulların nice
Ben ne ederim siz sürüyü kırınca
Bu hizmet te bana biraz zor dedi
Kurtlar dedi Yusuf yüzün hak için (Yusuf Peygamber)
Veysel Karanî’nin dişi hak için
Ol güzel Resulün başı hak için
Bırak sürüyü selameti gör dedi (Kurtlar yemin verdiler, sürüden izinsiz koyun almayacaklar)
Musa vedalaştı yollara düştü
Melekler önünde bir bayrak açtı
Musa gitti şu Eyyüb’e danıştı (Eyyüb Peygamber)
Eyyûb, git kurtların hakkın ver dedi.
Musa asasıyla geri dönünce
Bütün kurtlar muradını alınca
Gök ala koyunu tutup verince
Kurtlar; Allah senden razı olsun Pir, dedi.
O koyuna yeşil bayrak serildi
Melekler etrafına hisar sarıldı
Kuzuyu aldılar koyun dirildi
Hani benim körpe balam var dedi
Sefil Şenlik muradına erersen
Cenneti âlâda onu görürsen
Aman koyun sen kuzunu sorarsın
İsmail’e inen koçu gör dedi.
Âşık Şenliği pür dikkat dinleyen Hoca hikâyenin sonunda “Şenlik Âşık müsaade et de ben sana çırak olayım” demiş.
Sizler neler anladınız bilemem ama, Musa Peygamber, Eyyûb Peygamber ve hikâyede geçen diğer peygamberler, melekler, veliler ve kurban hadisesinin tarihi geçmişi herhalde bundan daha duygulu ve veciz anlatılamazdı değil mi?
Bu vesile ile Kurban Bayramınızı tebrik ederim. Muhabbetle.
3 Haziran 2025 Ömer AKBULUT
Hocam çok güzel bir yazı olmuş. Kaleminize yüreğinize sağlık