Yaşayışlarıyla tarihe iz bırakan isimler var. Konuşmalarıyla tarihe söz bırakan şahsiyetler var. Halleriyle ve dilleriyle kültür hayatımıza tesir ederek tarihimize yön veren şahsiyetler var.
Tarihimizi yön veren ilim, fikir ve kültür adamları kahramanlar ortaya çıkmış. Her birisinin cemiyetin, önünü yolunu açan tarafları olmuştur.
Tarihimizde bir de varlıklarıyla, yaşayış tarzlarıyla bazı hadiselerin anlaşılmasında darb ı mesel haline gelen şahsiyetler bulunmaktadır. Bunlardan birisi de Bekri Mustafa’dır. Asırlara sari bir mesele olan bir makama, dünyevi makamlara uygunsuzluk da en tipik örnek olarak anlatılır. Bir meselenin anlaşılmasında hikâyeleştirme en kuvvetli anlatım ve eğitim metodudur. Biz de bugüne bir ders mahiyetinde olmak üzere Bekri Mustafa’yı bugünün idraklerine sunmaktayız.
Bekri Mustafa imam oldu dersin…
Bekri Mustafa bir gün yoksul bir mahallede bir Caminin önünden geçmektedir.
O sırada musallada bir tabut vardır. Fakat namazı kıldıracak imam ortada yoktur. Cemaatin beklemekten canı sıkılır. Ve başında kavuğu, sırtında cübbesiyle oradan geçen Bekri Mustafa’yı Hoca zannederek namaz kıldırmasını isterler.
-Yok ben Hoca değilim dese de oradaki cemate söz dinletemez… Kendisini zorla imamlığa geçirirler. Bekri Mustafa namazı kıldırdıktan sonra, tabutun örtüsünü açar ve ölünün kulağına bir şeyler fısıldar.
Cemaat, ölüye ne söylediğini merak eder…
Bekri Mustafa gülerek cevap verir:
-Sen şimdi aramızdan ayrılıp ahirete gidiyorsun…Eğer orada bu Dünyanın ahvalini sana sorarlarsa, Bekri Mustafa imam oldu dersin, onlar da durumu anlar, dedim.