Millî Görüş Lideri, 54. Hükümetin Başbakanı Prof. Dr. N. Erbakan’ı Vefatının 14. Sene-i devriyesinde rahmetle anıyorum. Ruhu şad mekânı cennet olsun!
Prof. Dr. N. Erbakan teşkilatçılığı, renkli ve mücadeleci kişiliği, kararlı ve azimli tutumu, hitabetteki ustalığı, dava adamlığı, keskin zekâsı ve hazır cevaplı lığı, nüktedanlığı, İslami hassasiyeti ve Siyonizm düşmanlığı, İslam ümmetini aynı gaye etrafında buluşturma çabaları ile İslam dünyasında yetişmiş, insanlık alemine yön verebilecek, ender bir bilim, fikir devlet ve siyaset adamı; aynı zamanda Müslümanlara siyasetin nasıl yapılması gerektiğini öğreten
Millî Görüş mektebinin hocasıdır.
Bu sebepledir ki, Erbakan Hocamız hayatı boyunca reel politik oyunlara kapılmadan topyekûn İslam ve insanlık âleminin dertleriyle dertlenmiş, Türkiye’nin dertleriyle dertlendiği kadar Doğu’nun-Batının, Asya’nın -Afrika’nın, Balkanların Doğu Türkistan’ın, Ceziretu’l-Arab’ın, Kâbe’nin, Filstin’in Kudüs’ün Beytü’l Makdis’in, Irak’ın, Suriye’nin, Libya’nın, Kaşmir’in, Arakan’ın, Çeçenistan’ın, Saray Bosna’nın dertlerini dert edinen hayatı iman ve cihattan ibaret sayan çağımızın mücahididir.
Prof. Dr. N. Erbakan Hocamızın siyasetteki ideali kuru bir particilik değildir. Ona göre siyaset; Allah yolunda cihat ve insanlığa hizmet etme aracıdır. O’nun İslam ve insanlık alemine en büyük hizmeti, İslam Birliğinin ilk çekirdeği; “Yaşanabilir Bir Türkiye” “Yeniden Büyük Türkiye” ve “Yeni Bir Dünya” idealinin ilk basamağı olan D-8’leri oluşturmasıdır.
D-8’ler gelişen İslam ülkelerinden nüfusu 60 milyonu aşan, Bangladeş, Endonezya, İran, Malezya, Mısır, Nijerya, Pakistan ve Türkiye’nin içinde yer aldığı 8 ülkenin 54. Türkiye Hükûmeti Başbakanı Necmettin Erbakan’ın önderliğinde; sömürülen müstahzarların sömürgeci müstekbirlerin karşısına bir güç olarak çıkarılması amacıyla, 15 Haziran 1997 ‘de İstanbul’da yapılan Devlet/Hükümet Başkanları Zirvesi ile kurulan küresel anlamda bir Ekonomik ve İşbirliği Teşkilatı olduğu kadar, ümmeti aynı çatı altında toplama hareketidir.
D-8’ler Hareketi ile Müslüman ülkelerin tümü yerine; 1,2 Milyarlık nüfusa 7,5 Milyon metrekarelik toprağa, dünyada kanıtlanmış petrol rezervlerinin %12’sine, doğalgaz rezervlerinin %22’sine bunun dışında stratejik önemi haiz belli alt yapıya; zengin enerji kaynaklarına, maden yataklarına, temiz su havzalarına sahip, nüfusu 60 milyonun üzerindeki 8 Müslüman ülkenin seçilmesi suretiyle çekirdek bir güç ve 1 milyarlık bir pazar alanının oluşturulması hedeflenmiştir.
Başbakan Erbakan, 54. Hükümetin kurulmasının ardından 22.10.1996 da yapılan “Kalkınmada İşbirliği Konferansı’nda alınan karar gereği; yeryüzünde Hakkı hâkim kılmak için,
2. Cihan savaşından sonra yapılan Yalta Konferansı ile dünyanın, galip devletlerarasında paylaşılmasını ve Birleşmiş Milletlerde 5 daimi ülkenin Veto hakkı ayrıcalığını etkisiz hale getirmek ve i Adil bir dünyanın kuruluş amaçlarının benimseneceği 2. Yalta Konferansı ile “Yeni bir Dünya”nın kuruluşunu gerçekleştirmek için 15.6. 1997’de İstanbul‘da yapılan Devlet ve Hükûmet başkanları zirvesinde D-8’lerin kuruluşu İstanbul Deklarasyonu İle resmen ilan edilmiştir.
D-8’ler; İslam Birliğinin çekirdeği; “Yaşanabilir Bir Türkiye”, “Yeniden Büyük Türkiye” ve “Yeni Bir Dünya” idealinin ilk basamağıdır. İlerleyen süreç içinde D-8’lere Müslüman ülkelerden D- 60’ların eklenmesi ile D-60’ların, D-60’lara ezilen ülkelerden D- 100’lerin eklenmesi ile D-160’ ların oluşturulması ve D-160’lar’ıda emperyalizmin etkisi altında kalan G-8’ler ile bir araya getirmek suretiyle; 1. Yalta konferansı ile egemen güçler arasında kurulan sömürü düzenini sonlandıracak, BM nezdinde veto hakkı ayrıcalığının etkisizleştirilmesi ve Adil bir dünyanın kuruluşu planlanmıştır.
D-8’lerin bayrağında altı yıldız şeklinde formüle edilen; savaş yerine barışın, çatışma yerine diyaloğun, Çifte standart yerine adaletin, üstünlük yerine eşitliğin, sömürü yerin iş birliğinin, baskı ve tahakküm yerin insan haklarının hayata geçirilmesi prensipleri: Sadece üye ülkelerin değil, dünyadaki tüm ezilen ve sömürülen insanların adil bir düzen sistemi ile kurulan “Yeni Bir Dünya” da barış, huzur ve refah içinde yaşamaları öngörülmüştür.
Müslüman ülkelerin ve dünya milletlerinin barış ve huzur içinde yaşamaları, hep birlikte ekonomik kalkınmaları için fikri ve siyasi temeller üzerine inşa edilen, 15 Haziran 1997’de, 54. Hükümetin Başbakanı ve Millî Görüş Lideri Necmettin Erbakan’ın öncülüğünde kurulan D-8’ler ile İslam Birliğinin oluşturulması düşüncesi birdenbire ortaya çıkan bir hadise değil, Necmettin Erbakan’ın çocukluk yaştan beri düşlediği hayallerinin gerçeğe dönüştürülmesi yönünde gösterdiği üstün çabalarının ürünüdür.
Necmettin Erbakan kendi anlatımıyla Trabzon’daki Gazi Paşa İlkokulunda okuduğu dönemde, çocukluk arkadaşları arasında devlet kurduklarını ve bu devlete liderlik ettiğini, kurdukları devlete ait para oluşturduklarını alışveriş yaparken, arkadaşları arasında kendi paralarını kullandıklarını ifade etmiştir. Erbakan’ın ilkokul döneminden başlattığı ortaokul ve Lise hayatında da devam eden çalışmaları O’nun liderlik vasıflarının ve toplumsal organizasyon becerilerinin erken yaşlarda başladığını göstergesidir.
Ülkemizde, Batı Menşeli düşünce perspektifiyle yürütülen siyasetin aksine; Erbakan’ın ortaya koyduğu nevi şahsına münhasır Milli Görüş düşüncesi ve Adil Düzen yaklaşımının tam anlamıyla kavranabilmesi için Erbakan’ın İslamî anlayışını ve siyasete bakışını kavramak gerekir. Ona göre siyaset, alelade bir uğraş değil, Allah’ın rızasını kazanmak için yapılan cihat ile eş anlamlı bir mücadele kavramıdır.
Millî Görüş Hareketi ise, “Adil Düzen” doktriniyle ortaya çıkan, İslam Birliği” idealini önceleyen; “Yaşanabilir Bir Türkiye”, “Yeniden Büyük Türkiye” ve “Yeni Bir Dünya” ideallerini gerçekleştirmek üzere 40 yıldan fazla siyaset yoluyla sürdürülen bir İslami hareketin adıdır. Yeryüzündeki tüm Müslümanların birliği anlamına gelen “İslam Birliği” küresel ölçekte; Müslümanların sosyal, siyasal, kültürel, ekonomik, diplomatik ve askeri birlikteliğini de hedefleyen, sömürgeciliğe karşı bir duruşu ortaya koyan bir idealdir. Bu hareketin kurucusu ve lideri 54.Hükümetin Başbakanı Profesör Necmettin Erbakan’dır.
Millî Görüş Hareketi’nin kendisine has, bir medeniyet perspektifi vardır. Bu perspektif; İslâmî referanslara dayanan, bütün insanlığın saadetini amaç edinen “Yeni Bir Dünya” idealini taşıyan evrensel bir medeniyet perspektifidir. Milli Görüş Hareketine göre: Dünya, başlangıçtan günümüze kadar Hakkı üstün tutan hak merkezli medeniyetler anlayışı ile kuvveti esas alan güç merkezli batıl medeniyetler anlayışlarının mücadelesine sahne olmuştur. Hakkı üstün tutan medeniyetler Peygamberlerin, kuvveti üstün tutan medeniyetler ise Firavunların hak ve medeniyet anlayışını temsil etmektedir.
Milli Görüş Hareketi; Kuvveti esas alan ve Firavunların yolunu takip eden ırkçı emperyal küresel güçlerin oluşturdukları; tekelci sermayeye hizmet eden Birleşmiş Milletler, NATO, Avrupa Birliği (AET), UNDP, UNİCEF, Dolar-Euro, DSÖ, UNESCO’ gibi oluşumlara bir alternatif olarak öncelikle; 7 Milyarlık insanlık âleminin saadetini; İslâm birliğinin kurulmasına ve buna bağlı olarak ta Müslüman ülkeler Birleşmiş Milletler, Müslüman Ülkeler Savunma İşbirliği, Müslüman Ülkeler Kültür İşbirliği, Müslüman Ülkeler Ortak Pazarı Teşkilatlarının kurulmasına ve Müslüman Ülkeler Ortak Para Birimi’ne geçilmesi şartına bağlamıştır.
Milli Görüş Lideri Erbakan, özellikle SSCB’nin dağılmasından sonra “Yeni Bir Dünya” ve onun kurucu ve şekillendirici aşaması olan İslâm birliği idealini daha fazla ön plana çıkarmıştır. SSCB’nin dağılmasıyla İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher’in “Düşmanı olmayan ideoloji yaşayamaz. Bizim yaşayabilmemiz için mutlaka bir düşmanımızın olması lazımdır. Gelinen noktada Sovyetler Birliği dağılmış ve düşman olmaktan çıkmıştır. Onun yerine yeni bir düşman koymamız gerekir ki, Bu yeni düşman İslam olacaktır” şeklindeki sözlerini duyduğu andan itibaren Erbakan tarafından küresel emperyalist Sistemlerin sömürgeci hesaplarını bozmak için “İslâm Birliği” fikrini çıkış yolu olarak ortaya atmıştır. Bu bağlamda Refah Partisi’nin 1991 seçim beyannamelerinde İslâm birliği ile ilgili hususlar öne çıkarılmış, 1995 Genel seçimlerindeki seçim beyannamesinde ise, “Uydu değil, Lider Ülke Türkiye’ Roma Antlaşmasına dayanılarak Hristiyan birliği olarak kurulan “Avrupa Birliği” değil, “Dünya Müslüman Ülkeler Birliği” olacaktır, ifadelerine yer verilmiştir.
Millî Görüş Hareketi, Türkiye’nin Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluklarının doğal mirasçısı sayılması; Türk kimliğinden dolayı Türkî Cumhuriyetler ile Müslüman kimliğinden dolayı tüm İslâm ülkeleri ile Osmanlı kimliğinden dolayı Adriyatik’e kadar uzanan birçok Avrupa ülkesi ile tarihsel bir ilişkisinin bulunması sebebiyle; Türkiye’ye öncü ve lider ülke rolü biçilmiştir.
Diyaloğun yerini çatışmanın, adaletin yerini çifte standartın eşitliğin yerini üstünlüğün, hakça paylaşımın yerini sömürünün, insan haklarının yerini baskı ve zulmün aldığı İslam coğrafyasında güç kullanımının giderek arttığı, Orta Doğu haritasının değiştirilmeye, Kudüs’ün esir alınmaya ve Gazze topraklarına çökülmeye çalışıldığı insanlığın bir felakete doğru hızla sürüklendiği bir dönemde, insanlığın kurtuluşu için çok ulvi amaçları gerçekleştirmek üzere kurulan D-8’ler ve (İİT) İslam İş Birliği Teşkilatı gibi uluslararası kuruluşlar bugün amaç ve ilkeleri doğrultusunda harekete geçirilmeyecekse ne zaman harekete geçirilecektir.
D-8’lerin kuruluş amacına uygun olarak, canlı ve diri tutulması, İslam coğrafyasında sürdürülen soykırım, vahşet ve zulmü ve Orta Doğunun yeniden şekillendirilmesini önleyecek küresel bir güce dönüştürülmesi Başta D-8 ve İİT teşkilatına üye ülke liderinin ve tüm ümmetin sorumluğudur.
İslam alemini ve bütün insanlığı ilgilendiren; bir inancın, bir emeğin ve bir adanmışlığın ürünü olarak, 54. Hükümetin Başbakanı Erbakan tarafından insanlığın hizmetine sunulan D-8 gibi küresel anlamda; “Ekonomik ve İş birliği Teşkilatı”nın tıpkı İslam İş birliği teşkilatı (İİT) gibi âtıl konuma düşürülmesi, amacından uzaklaştırılması başta Erbakan Hocamızın hatırasına saygısızlık ve bütün insanlık alemine yapılan en büyük kötülüktür.
Mustafa Kır