eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Beden Dili, Bir Duruşun İfadesidir

Beden Dili, Bir Duruşun İfadesidir

 Bilindiği üzere canlılar alemi içinde kendi aralarında konuşarak iletişim kuran tek varlık insandır. Konuşmak, akletmek, zikretmek, fikretmek gibi hususlar hem Allah tarafından insanlara verilmiş bir lütuf, hem de Allahkatında sorumluluklarını gerektiren bir husustur. 

            İnsanlar birbirleri ile konuşarak iletişim kurarlar, duygu ve düşüncelerini konuşma yoluyla birbirlerine anlatırlar.  Ancak insanların iletişim kurmada kullandıklarıtek yöntem sözel dil dediğimiz konuşma dili değildir.İnsanlar, ruh hallerini, duygu ve düşüncelerini konuşarak ifade edebilme yeteneğine sahip oldukları gibi, herhangi bir sözlü ifadeye ihtiyaç duymadan jest, mimik dediğimiz yüz, kaş, göz, el kol hareketleri ya da; duruş dediğimiz;yürüyerek, ayakta durarak, oturarak, sağa sola dönerek yaptıkları duruşlarla da anlatma yeteneğine de sahiptirler.

             Beden dili, kültürlere göre farklılık göstermiş olsa da insan için her duruş ve bakışın evrensel bir anlamı vardır.Mutluluk, korku, şaşkınlık, kızgınlık, üzüntü ve tiksinme gibi altı temel duygu birçok kültürde ortak özellik taşımaktadır. İnsanların bir şeyden hoşlanıp hoşlanmadıkları, kızgınlıkları, kırgınlıkları kaşlarının çatıklığından ve bakışlarının sertliğinden anlaşılabildiği gibi, gülümsemelerinden ve gözlerinin ışıltısından da mutlulukları anlaşılmaktadır. Mesajların muhataba jest, mimik ve duruş yoluyla iletilmesine yeni tabirle beden dili, eski tabirle lisanı hâl denilmektedir. Meramın anlatılmasında lisanı hâl’in Lisan-ı Kâl’ den yani sözeldilden daha etkili olduğu ifade edilmektedir.

Beden dilinin kullanılmasının tarihi, insanlık tarihi kadar eskidir. Başlangıçta beden dili dediğimiz çeşitli işaretlerle,rumuzlar ve sembollerle iletişim kuran insanoğlu,  daha sonra sözlü iletişime geçmiş,   yazının icadıyla da yazı dilini kullanmaya başlamıştır. Yapılan araştırmalar, geçen süreç içerisinde beden dilinin öneminin korunduğunu ve insanlık var oldukça da korunacağını ortaya koymuştur.  

Sözel olmayan, jestler, mimikler ve duruş biçimleri olarak ifade edilmiştir. Eller ve kollarla yapılan hareket ya da işaretlere jest adı verilmiş, kaş, göz ve yüz ifadeleri mimik olarak adlandırılmıştır.  Bir kimsenin konuşma anında; anlatılan konunun anlam ve önemine binaen ileri geri yürümesi, ayağa kalkması, oturması, sağa sola dönmesi, parmak, avuç, el,  kol ve bacaklarını hareket ettirmesi genel hatlarıyla o kişinin duruşu olarak ifade edilmiştir. 

 ​

           Sözlü ifade ile beden dili, iletişim kurmada birbirlerini tamamlayan iki unsurdur. Konuşmamızın etkili bir biçimde karşımızdakine yansıtılabilmesi, sözcüklerimizin anlamının ve duygu yükünün tesirli bir şekilde anlatılabilmesi beden dilinin etkili bir şekilde kullanılmasına bağlıdır. Beden dili aynı zamanda bir gönül dilidir. Çünkü kalpten çıkan söz kalbe, ağızdan çıkan söz ise kulağa gider. “insan dilinin altında gizlidir. “Aynı dili konuşanlar değil aynı duyguyu paylaşanlar anlaşırlar “Gönlü ve sözü bir olmayan kimsenin yüz dili bile olsa o yine dilsiz sayılır. Diyen Mevlana, şu beyitleri ile bize beden dilinin iletişimde ne kadar etkili olduğunu şöyle ifade eder:

Ağzımız söylemiyor, dudağımız yok ama baştanbaşa sözüz.

Sustum, ağzımı yumdum ama sözsüz konuşuyorum ben bu gece.

Susarken naralar atıyorum! Can gibi susarak konuşuyoruz.

Dudağımı kapar, sana yüzlerce nükteler söylerim,

Hem bu nükteleri senin o cilveli, işveli gönlünün kulağına fısıldarım; 

İçimde gizli kalmış neler varsa onları sana anlatırım.

Bedenden ve ruhtan müteşekkil bir varlık olan insan; beyin, kalp ve vicdanından aldığı komutlar doğrultusunda hareket etmekte ve çevresiyle değişik biçimlerde iletişim kurmaktadır. 

​ 

               11. Yüzyılda yazılan Yusuf Has Hacib’in Kutadgu Bilig adlı eserinde; gerek kahramanların kendi aralarındaki diyaloglarında, gerekse bilge sözlerinde sık sık beden dilinikullandıkları göze çarpmaktadır. Eserde beden diliaçısından “baş ve yüz hareketleri ile göz ve bakışlara”, “el ve kol hareketleri ile davranışlara” “giyim ve dış görünüş “yemek ve sofra adabı” ile ilgili veciz ifadelere yer verilmektedir. 

           Sözlü veya sözsüz iletişimde insanların ilk dikkat ettikleri nokta yüzdür. İletişim kurduğumuz kişilerin ilk hatırladığımız ve en son unuttuğumuz yerleri yüzleridir. Beden dilimizin en belirgin ve en keskin anlamları da yüzde ifadesini bulmakta, bir yüzde yüzlerce anlam gizlenmektedir. Kutadgu Bilig’de; dil, söz, yüz ve göz arasındaki bağlantıyı şu sözlerde görülmektedir: “Güler yüz iletişim kurulan kimseyi rahatlatır. Güler yüzlü bir insanla iletişim kurmak daha kolaydır. Çünkü yüzü gülen insan,içindeki mutluluğu huzuru ve güveni yansıtmaktadır. “İnsanın süsü yüz/ Yüzün süsü göz/ Aklın süsü dil / Dilin süsü de sözdür” ifadeleriyle söz dili ile beden dilinin önemine vurgu yapılmaktadır.  

            Asık yüz mutsuzluğun ve huzursuzluğun ifadesidir. Asık yüzlü insanlarla iletişim kurması  zorluklar içermekte;  el, kol hareketleri ve diğer davranış şekilleri sözlü iletişimin gücüne güç katmaktadır. Nitekim Sağırlar hayretverici bir şekilde jest yolu ile iletişim sağlamaktadır. 

Bilim adamları tarafından yapılan araştırmalar;  bir milyonun üzerinde jest, mimik, fiziksel duruş, yüz ifadeleri ve göz hareketleri gibi sözel olmayan işaretlerle iletişimin kurulduğuiletişimin; % 60’ının beden,  % 30’unun ses tonu,  % 10’unun ise sözlü ifadeler ile gerçekleştirildiği beden dilinin sözel dilden daha çok etkili olduğu ifade edilmektedir.

Yine konunun uzmanları tarafından;   bir mesajın ancak  %7’sinin sözel,  %38’inin ses tonu, %55’inin de beden dili ile verilebildiği,  ayrıca beyne iletilen bilgilerin %87’sinin gözler, %9’unun kulaklar ve %4’ünün de diğer duyular aracılığı ile iletilebildiği ortaya konulmaktadır. Şair şu sözleri ile iletişim kurma da gözlerin etkisini ne güzel ifade etmektedir:

Bir bakış bir bakışa neler neler anlatır.

Bir bakış bir aşığı senelerce ağlatır.

Bir bakış bir bakışı kendinden emin eder.

Sevenler sevdiklerine gözleriyle yenin eder.

             Şefkat ve merhamet gözde gizlidir. Gözler kalbin aynasıdır.  Asla yalan söylemezler. İnsanın gözüne bakarak konuşmak ve ona dönük olmak onlarca cümleden daha etkilidir. 

​Her konuda insanlığa rol model olarak gönderilen Hz. Peygamber; 15 asır öncesinin şartlarında tek başına çıktığı bir yolda inandığı İslam davasını tebliğ ederken, kalıcı bir şekilde İslam dininin temelini atarken, muhatap olduğu kitleler ile iletişim kurma esnasında sanki bir iletişim uzmanı gibi davranmış, onların içinde bulundukları ruh hallerini, toplumsal özelliklerini, yaşlarını, yaşam biçimlerini zekâ ve kavrama durumlarını, inanç, düşünce, tutum ve davranışlarını dikkate alarak çalışmalarını sürdürmüş on binleri peşinden sürüklemiş İslam dinin cihanşümul bir din olmasının yolunu açmıştır.

Hz. Muhammed (s.a.v) özellikle eğitim – öğretim ile ilgili hitaplarında ellerini mükemmel bir şekilde kullanmış, kullandığı jest ve mimiklerle dinleyenlerin nazarı dikkatlerini celp etmek için,  soyut bir kavramı somut hale getirmiştir. Peygamberimiz; günümüzde bir olay anlatılırken, işaret çubuğu kullanılarak, haritaya dokunulduğu gibi, insanlara minberde hitabı esnasında;  bu Tayyibe’dir. (Medine) Bu Taybe’dir. Dikkat edin! Mekke ile Medine’ye Deccal’ in giremeyeceğini size anlatmıştım derken, elindeki asa ile minbere vurduğu görülmüştür.

Peygamberimiz “Cennetin kapısını ilk defa açan benolacağım” derken eliyle sanki Cennetin kapısını açar gibi yapmış,kader konusunu anlatırken, teslimiyetini ifade etmek için eliyle sakalını tutmuştur. (sakalı tutmak teslimiyeti ifade eder.) 

Hz. Peygamber’in Arafat’ta veda hutbesini irat ettikten sonraAshaba “tebliğ ettim mi?” şeklinde sorduğu ve sonra da şahadet parmağını insanlara çevirerek 3 defa “Şahit ol Allah’ım dediği, yine rivayet edildiğine göre; Peygamber  (s.a.v) “Kim bana şu iki çenesi arasındaki şu (dili) ile iffet ve namusunu koruma sözü verirse, ben de ona cennet sözü veririm.” Derken, eli ile dilini tutmuştur. 

Takvanın kalpte olduğunu anlatırken de “Takva işte buradadır” şeklinde parmağıyla kalbini göstermiştir. Kıyametin yakın oluşunu anlatmak için şahadet ve orta parmağını göstererek “Ben ve kıyamet işte bu ikisi gibiyiz” demiştir. 

Müminlerin birbirine sahip çıkmalarını ve aralarında olması gereken ilişkiyi anlatırken; “Müminler tıpkı bir binanın tuğlaları gibidir.” Demiş, iki elinin parmaklarını birbirine kenetlemiştir. “Kendisine o âmâ geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.(Abese;1)

Hz. Peygamber, İslâm hakkında kendisinden bilgi almaya gelen kibirli müşrik liderlerle görüşürken, kendisinden öğüt isteyen Sahabe ’den Ama Abdullah b. Ummi Mektûma çok meşguliyetinden dolayı yüzünü ekşitip öteye dönmüş ve yanındakileri dinlemeye devam etmesi üzerine, Abese suresi inmiştir. Bu uyarı; Peygamber (s.a.v) nezdinde bütün insanlık için yapılmıştır.

Peygamberimiz biriyle konuştuğu zaman onun yüzüne bakmış, elini tutmuşsa o bırakmadıkça bırakmamış, karsısındaki yüzünü çevirmedikçe o da çevirmemiştir. Müslümanların birbirine güler yüzle bakmasını öğütlemiş,  yüzünden tebessümüeksik etmemiştir.

Konunun uzmanları tarafından bir kişi ile ilk defa karşılaşıldığında o kişi hakkında dört saniyede  bir izlenim oluştuğu, ancak kötü bir izlenimin zihinlerden silinmesi için   dört yıl beklemek gerektiği ifade edilmiştir. Bu açıdan ilişkilerin düzgünlüğü, anlama ve anlaşılmanın doğruluğuyla yakından alâkalıdır.   

Beden dili insanları daha kolay anlamayı ve daha iyi anlaşılmayı kolaylaştıran bir iletişim yöntemidir. Bu yönde kolaylık sağlayan her bilginin insanları birbirlerine yaklaştıracağı; abartıya kaçmadan yeri ve zamanı geldikçe kullanılan Jestlerin, mimiklerin, yürüyüşlerin, oturuşların, ayarlı ses tonlarının, pozitif duruşların içinde bulunulan mekânların, uygun giyim tarzlarının birer sinyal merkezi olarak,  bedensel iletişimde ki müspet rolü asla yadsınamaz. Unutmayalım, iyi kullanılan bir beden dili, her zaman için iyi bir referanstır.  

                                                              Mustafa Kır

                                                   

Yorumlar

  1. Hacer dedi ki:

    Kaleminize Yüreğinize sağlık hocam

  2. Kadir okumuş dedi ki:

    Kaleminize, ellerinize sağlık kıymetli hocam. Beden dili geçmişten günümüze ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.