eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Açık
30°C
Ankara
30°C
Açık
Salı Açık
31°C
Çarşamba Açık
31°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
30°C
Cuma Açık
31°C

Ahmet Cevdet PAŞA (1823-1895)

Ahmet Cevdet PAŞA (1823-1895)

 Bulgaristan’ın Lofça kasabasında doğdu. İlk tahsiline doğduğu belde de başladı. 1839 senesinde tahsilini daha da ilerletmesi için büyükbabası tarafından İstanbul’a gönderildi. Okuyup yazabilecek derecede Arapça ve Farsça, anlayabilecek ölçüde Fransızca ve Bulgarca biliyordu.

Kısa sürede İstanbul’un ilmî muhitlerinde kendini gösterdi. O devrin meşhur âlimleri Doyranlı Mehmed Efendi, Hâfız Seyyid Efendi, Kara Halil Efendi,  Vidinli Mustafa Efendi,  ve Birgivî Hoca Şâkir Efendi’nin derslerine devam etti. Bir taraftan da  Müneccimbaşı Osman Sâbit Efendi ve  Miralay Nûri Bey’den  cebir, hendese ve hesap  dersleri aldı. İstanbul ilim muhitleriyle irtibatlarını gittikçe geliştirdi. İstanbul Çarşamba’daki Murad Molla Tekkesi’nin şeyhi Mehmed Murad Efendi’den Mes̱nevî dersleri aldı.  Farsça bilgisini derinleştirdi ve kendisine mesnevîhanlık icâzeti verildi.

Ocak 1844 tarihinde devlet hizmetine Rumeli Kazaskerliği Premedi kadılığı ile adım attı. 29 Haziran 1845’te İstanbul müderrisliği ruûsunu aldı. Sadrazam Mustafa Reşid Paşa’nın bir tâlimatını bildirmek üzere 1848’de Bükreş’te bulunan Keçecizâde Fuad Paşa’nın yanına özel görevle gönderildi. 10 Nisan 1849’ da ‘hareketi hariç’ rütbesini aldı.

14 Ağustos 1850’de Meclis-i Maarif-i Umumiyye Azalığı ve Dârülmuallimîn Müdürlüğüne tayin edildi.

1855 şubatında  vak‘anüvis tayin edildi. Bu görevi sırasında bir yandan tarihinin devamını yazdı. Bir yandan da geleneğe uyarak zamanın siyasî olaylarını anlattığı Tezâkir-i Cevdet adlı eserini  kaleme aldı. Vak‘anüvislik görevini 1865 yılına kadar yürüttü.

Kendisine, Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliyye’nin 1868’de ikiye ayrılmasıyla teşkil olunan Dîvân-ı Ahkâm-ı Adliyye başkanlığı verildi. Divanın nezârete çevrilmesi üzerine Adliye Nâzırı oldu ve bu dönemde nizamî mahkemeler teşkilâtını kurarak bununla ilgili kanun ve nizamnâmeleri hazırladı.

1873 yılı ortalarına doğru Maarif nâzırlığına getirildi. Maarif Nazırlığı dönemi kuruculuk niteliğine haiz, oldukça değerli hizmetlerle dolu olarak geçti. Nâzırlığı zamanında ilkokullardan başlayarak, her derecede  yüksek okullara kadar ders programları yapıldı.  Yeni bir elifbâ cüzü hazırlanarak bastırıldı. Nuruosmaniye Camii avlusunda modern usullere göre “ibtidâiyye” adıyla bir ilkokul açıldı. Dârülmuallimîn teşkilâtı sıbyanrüşdiye ve idâdî olmak üzere üç dereceye ayrılarak yeniden teşkilanlandırıldı. Kendisi de Kavâid-i TürkiyyeMi‘yâr-ı Sedâd ve Âdâb-ı Sedâd adını taşıyan üç okul kitabı yazdı. Kısas-ı Enbiyâ adlı eserinin üç cüzünü de yine bu dönemde  tamamlayarak yayımladı.

19. asır Osmanlı sisteminin yetiştirdiği bilge ve bilgili bir adalet adamı, eğitimci, İslam Hukukunun alanında zirvesi olan Mecelle’nin hazırlayıcısı ve bürokrat cepheleri olan bir dahi alimdir.

Döneminde oldukça nitelikli ilmi eserler vermiş. Aynı zamanda çok mühim devlet hizmetleri ifa etmiştir. Kozan yöresine ve  Bosna’ya görevlendirildiği oldukça çetrefil meseleleri bilgeliği ve ilmi dirayeti ile çözüme kavuşturmuş. Meseleleri  çözmedeki bilgi ve dirayeti, kısa zamanda devrin devlet adamlarının dikkatini çekmiştir. 19. asır Osmanlı devlet sistemini fikri ve idari alanda yenilenme çalışmalarında, öğretmen okullarının kuruluşunda, adliye sisteminin yapılandırılmasında, Maarif Nezareti döneminde okulların programlarının ve tertibinin oluşturulmasında Ahmet Cevdet Paşa’nın   çok büyük rolü olmuştur.

Dönemin Sadrazamı Ali Paşa, Fransız medeni kanununu almayı  padişah Abdülaziz’e  önermekte idi.  Ancak  Ahmet Cevdet Paşa, büyük bir ilmi dirayet göstererek buna karşı çıkmış. Mecelle’nin hazırlanmasına ön ayak olmuş. Böylece Dünya Hukuk literatürüne bir büyük eser kazandırmıştır.

Bir takım tesirler ile Mecelle Komisyonundaki görevinden bir ara alınmış. Ancak niteliğin bariz şekilde düşmesi dikkat çekince bu görevine tekrar iade edilmiştir.

Dördüncü  defaki Adliye nâzırlığı sırasında 26 Haziran 1880’de açılan Mekteb-i Hukuk’ta usûl-i muhâkeme-i hukūkıyye, belâgat-ı Osmâniyye ve ta‘lîm-i hitâbet derslerini verdi.

Ahmet Cevdet  Paşa Server Paşa’nın vefatı üzerine 11 Haziran 1886 tarihinde Adliye nâzırlığına, son olarak ve beşinci defa getirildi. Ancak Sadrazam Mehmed Kâmil Paşa ile aralarında çıkan anlaşmazlık sebebiyle bir süre sonra bu vazifesinden ayrıldı. II. Abdülhamid onu 10 Mayıs 1890’da Meclis-i Âlî’ye tayin etti. Cevdet Paşa bundan sonraki hayatını ilmî çalışmalarına ve çocuklarına ayırdı. Kısa bir hastalıktan sonra 26 Mayıs 1895’te Bebek’teki yalısında vefat etti ve Fâtih Sultan Mehmed Türbesi hazîresine defnedildi.

Abdülhamit onu İstanbul’a gelişinin 50. yılında(1889) saltanat arabası ile evinden aldırarak sarayında ağırlamış. Taltif etmiş, onore etmiştir.

Ahmet Cevdet Paşa, Mustafa Reşit Paşa tarafından devlet hizmetlerine dahil edilmiştir. Ancak o tüm devlet hizmeti boyunca bir grup, bir ekip adamı gibi değil, devlet adamı gibi hareket etmiş. Hiç bir ekibe dahil olmamış. Hatta bir keresinde, ‘Fuad Paşa ekibinde misin? Reşit Paşa ekibinde mi? Karar ver. Yoksa arada ezileceksin.’ diye tehdit edilmiş. Ancak dahi paşa,  bu tarz küçük hesaplara girmemiş. ‘Bana devletimin gölgesi yeter.’ diyerek, sadece millet hizmetinde olan çizgisini ömrünün sonuna kadar sürdürmüştür.

Örnek bir insan. Ferasetli ve isabetli görüşlerin sahibi bir devlet adamı. Mecelle’nin hazırlayıcısı. Allame bir isimdir Ahmet Cevdet Paşa.

Arkasında bir büyük ilim  adamlığı mirası bırakarak 1895 senesinde bu dünyadan ayrılmıştır. Allah rahmet eylesin.

Ruhu revanı şadu handan olsun.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.