eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Açık
30°C
Ankara
30°C
Açık
Cuma Açık
32°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
32°C
Pazar Az Bulutlu
31°C
Pazartesi Açık
31°C

Ölüleri İmana Getirme Çabası

Ölüleri İmana Getirme Çabası

Tıpta genellikle iki kere iki dört etmez. Bu belirtileri gösteren hastalarda A hastalığı, şu belirtileri gösteren hastalarda B hastalığı vardır diyemezsiniz her zaman. Ama hastalıkların teşhis kriterleri  konusunda genellikle bir ortak yaklaşım bulunur. Örneğin dersiniz ki şu belirtilerden ikisini veya üçünü gösteren kişide kesin olarak şu hastalık vardır; bu belirtilerden biri eksikse başka kriterlere bakılır; onlardan şu kadarı varsa yine teşhis koyabiliriz; belirti veya bulgularda eksiklik varsa ya başka teşhise yöneliriz ya da düşük ihtimale rağmen önceki düşündüğümüz hastalık üzerinden tedaviye geçeriz. Neyse… Daha fazla kafa karıştırmayayım. Demek istediğim şu ki bir hastalığın teşhis kriterleriyle başka bir hastalığın teşhisini koyamazsınız.

İnsanların kimlikleri de böyledir. Türk’ün özelliklerini ve şartlarını taşıyan bir kişiye İngiliz, İngiliz’in özelliklerini ve şartlarını taşıyan bir kişiye Türk diyemezsiniz. Veya İslam’ın şartlarını taşıyan kişiye Hıristiyan, Hıristiyanlığın şartlarını taşıyan kişiye Müslüman diyemezsiniz. Bir kişi bir dinin şartlarını taşımıyorsa o kişiye o dine göre kafir denir. Her ne kadar İslam’ın bir tabiri gibi görünse de uygun karşılıklarla pekçok dinde kullanılır bu terim.

Kafirin yanı sıra İslami terminolojide kullanılan zalim, fasık gibi başka terimler de vardır. Belki bir de bunlara halkımızın çok kullandığı gavur kelimesini eklemek gerek. Hepsinin de uygun tanımları ve kriterleri vardır. Tariflerine uygun kullanılmadığı zaman bu terimler sanki birer hakaret içeriyor gibi algılanmaktadır. Aslına bakılırsa laik bir devlette kendisini laik olarak tanımlayan kişilerin bu terimlerle ne tariflerine göre ne de hakaret maksadına göre bir sorunlarının olmaması gerektiğini düşünüyorum. Yani neden olsun ki?!.. Bizim ülkemizde İslam’ın terimlerine takıl, falanca Hıristiyan laik devlette Hıristiyanlığın terimlerine takıl, başka bir laik devlette oradaki halkın benimsediği dinin terimlerine takıl… O zaman laiklik adı altında dünyadaki tüm inançlı insanlara zulmetmiş olmaz mısınız?

Nereden çıktı bu konu?.. Nereden çıktı bu sorun?… Biz ülkemizde bu sorunun tam içinde yaşıyoruz. Halkının çoğu Müslüman olan bu ülkede, yukarıdaki terimlerden birini sevilen bir kişi hakkında ağzından kaçırıveren biri olunca Müslüman olmayan veya kendini Müslüman zanneden bir güruh kıyameti koparıveriyor. Bir de bunlara ilmi eksik Müslümanlar eklenince ortalık oluyor toz duman.

Neden ta ilkokul sıralarından itibaren bu konuda yanlış eğitim verildiğini anlayabilmiş değilim. Evinize giren hırsızdan sizi kurtaran kahraman kişi illa ki Müslüman olmak zorunda mıdır? Sokakta canınıza kast eden bir caninin elinden sizi alan kişi illa sizin hoş gördüğünüz inanca sahip olmak zorunda mıdır? Büyük iyilik yapan kişiler başka bir zaman da büyük bir kötülük yapma gibi bir özellik gösteremezler mi? İyi diye bildiğiniz kişiler aynı zamanda kafir, zalim veya fasık olamazlar mı? Herkes kendi cennetine, kendi cehennemine inanma hakkında sahip değil midir bu ülkede? Bırakın benim inancıma göre kafirlik kriterleri taşıyan kişi kafir olarak kalsın. Benim inancımın şartlarını ve kriterleri taşımayan, ölüp gitmiş falanca veya filanca zatı neden Müslüman gibi göstermeye çalışıyoruz. Ben başka bir dinin inancına göre cehennemlik isem benim dinimin kriterlerini taşımayan kişiler de benim inancıma göre cehennemliktir. Kimin inancının cenneti ve cehennemi hak ise ne mutlu ona!

Türk milleti çok sayıda büyük insan yetiştirmiştir. Bunların içinde yerine göre küfre düşen, yerine göre zulüm yapan, yerine göre sarhoşluğuyla bilinen ve hatta hafif bir hayatı tercih edenler de olmuştur. Elbette onca devlet büyüğümüzü, komutanımızı, edebiyatçımızı, bilim adamımızı, sanatçımızı böyle kötü özellikleri varmış diye silip atamayız. Ama varsa böyle özellikleri bunları yok göstermenin de bir anlamı yoktur. Herkes kabullendiği kişileri hem iyi hem de kötü yönleriyle bilme hakkına sahiptir.

Benim anladığım laiklikte kişiler ele alınırken iyi veya kötü tespitlerini koymanın belli ortak şartları vardır. Diğer taraftan bir laik devlet çatısı altında yerine göre her dine mensup kişi yaşayabilir. İyi dediğiniz bir kişi her dine göre iyi, kötü dediğiniz kişi de her dine göre kötü olmak zorunda değildir. Hatta daha geniş söylemek gerekirse her görüşe göre mutlak iyi veya mutlak kötüden bahsedilemez. Öyle bir şey olsaydı yeryüzünde sadece bir din veya sadece bir görüş olurdu!..

Bu çerçevede atalarımıza karşı olan yaklaşım tarzımızı bir daha gözden geçirmenin faydalı olacağını düşünüyorum. Ben kafirim diye atam da kafir olmak veya ben Müslümanım diye atam da Müslüman olmak zorunda değildir. Hangi yönüyle seveceksem seveyim atalarımı, hangi yönüyle nefret edeceksem öyle de nefret edeyim. Ne benim sevgim onları cennete, ne de nefretim onları cehenneme götürür. Herkes, cennet ve cehennemin önümüze konduğu günde bu dünyada yaptıklarının hesabını verir Allah’a.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.