Meşhur yazar İbnü’Mukafffa’nın biyografisini ve hayatını anlatan bir yazı ile karşılaştım, o beni Necdet Sevinç’e götürdü. Nitekim onun Yazarını Kurşunlatan Yazılar diye bir kitabı var. Sosyal medyada ‘Tarihuna/Tarihimiz başlıklı bir bölümde veya köşede hakkında aynen şunlar yazıyordu: İbnu’l Mukaffa: er Recelüllezi katalehu kalemuhu. Yani yazarını öldüren kalem. Necdet Sevinç’in günümüzdeki ifadesiyle yazarını kurşunlatan veya katlettiren yazılar. İbnu’l Mukaffa, Bermekiler gibi tartışmalı isimlerden birisidir. Siyasi entrikalara kurban gitmiştir. Fazla cesur olduğunuzda ya birilerinin gözüne batarsınız ya da hışmına uğrarsınız.
Kalem mi daha keskin yoksa kılıç mı, tartışmasının iki kefesinde de yeteri kadar destekçi kitle var. Kimilerine göre kalem daha keskindir kimilerine göre ise kılıç. Kılıç diyenlerden birisi Abbasiler döneminde yaşayan şairlerden Ebu Tamam’dır. Amuriye Kasidesi olarak bilinen şiirinin bir mısrasında ‘kılıcın haberi kitaplardan daha keskindir, doğrudur’ demiştir. Bu ifadelerin söylenmesinin nedeni Amuriye savaşıdır. Bu mısrasıyla birlikte müneccimleri tekzip etmektedir. Zira Müneccimler zaman sultanı Mu’tasım’a yazdan evvel harekete geçerse Amuriye fethinin müyesser olamayacağını söyler, haber verirler. Kılıç erkenden devreye girince müneccimlerin sözü havada kalır.
Keskin bakışlı ve ileriyi gören yazarlar vardır. Bunlar erken konuştukları ve zamanlarına takaddüm ettikleri için şevketmeabların, hatırlı kişilerin hışmına uğrarlar. Sözlerinin veya ifadelerinin kurbanı olurlar.
İbnü’l Mukaffa zamanının en zeki yazarlarından birisidir. Keskin bakışlı ve ileri gören bir vizyona sahiptir. İslam’dan önce ismi Ruzbe Bin Dazeveyh’tir. Mecusi bir ailede İran’da dünyaya gelmiştir. Sonra Müslüman olmuş ve Arapça öğrenmiştir. Zemahşeri kalıbında Araplara üstün ve faik gelmiştir. Üslubu nesir türünün şahikasını temsil eder. Arap edebiyatına önemli katkılar yapmış ve eserler kazandırmıştır. Bunlardan birisi meşhur Kelile ve Dimne adlı eserdir. Hayvanlar alemini fabl suretiyle işler. Ahlakiyatta Edeb-i kebir ve Edeb-i sağir kitaplarını kaleme almıştır. Yönetme sanatıyla alakalı olarak bazı eserler kaleme alır. Arap, Pers ve Yunan hikmetlerine vakıftır ve onları bir araya getirmiştir. Zeka, kerem ve sıdk ve dürüstlük timsalidir. Arkada tarihe geçen sözler bırakmıştır. Bunlardan birisi şudur: Bir iyilik yaparsan, üzerine düşme, unut gitsin. Hatırlama bile. Bir iyilik görürsen de hiç unutma! Bu gibi ifadeleri zamanla Bostan ve Gülistan gibi kitaplara yol bulmuştur. Lakin açık sözlülüğü başına dert ve iş açmıştır. Otoritenin kaldırabileceği cinsten biri değildir. Basra Valisi Süfyan el Mehlebi ile çekişmeye girer. Halife Mansur’a valilerle ilgili bir mektup yazmıştır. Süfyan bunu kendisine ve geleceğine dair bir tehdit olarak algılar.
Katlini meşrulaştırmak için zındıklıkla suçlanmıştır. Bununla birlikte alimler ve tarihçiler sahasını bu töhmetten aklamışlardır. Zira kitaplarında uzaktan yakından buna işaret eden bir husus bulunmamaktadır. Kitapları bu töhmetten Müberra ve pak idi. Zındıklık suçlaması sadece bir bahane idi. İntikam günü vali onu tuzağa düşürdü ve acımasızca katletti. Diri vaziyette elini kolunu kesti gözlerinin önünde ateşe attı ve bu surette hayatına son verdi. Kılıç yerine sadece kalem taşıyan İbnü’l Mukaffa’nın hayatı böylece sona erdi. Keleminden ve zekasından başka silahı hiç olmamıştı. Genç denebilecek yaşta 36 yaşında bu dünyadan göçtü. Ancak geride bıraktığı sözler ve kitaplar tanık olarak kaldı. O talihsiz günden geriye yere serpilmiş külleri kaldı. Kendisini öldürseler de tarihin kolektif hafızasından silemediler.