Ülkemizde mesleki ve teknik eğitimin (MTE) son on yılındaki değişimleri, mevcut durumu, geleceği, politika ve uygulamaları konusunda kapsamlı veriye dayalı olarak inceleyen bir çalışma, Eğitim-Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi (EBSAM) tarafından hazırlanarak Aralık-2025’de yayınlanmıştır. Odaktakiler, giriş, son on yıl, istatistikler, eğitim ortamları, eğitimin çıktıları, dünya örnekleri, güncel sorunlar ve geleceği, sonuç ve öneriler başlıklarından oluşan altmışiki sayfalık rapor önemli tespitler sunmaktadır. Bu raporun dikkate alınması halinde MTE niteliğinin artmasına yönelik tartışılarak katkı sunulması amaçlanmıştır.
Elde edilen bilgi ve bulgulara dayalı olarak ana hatlarıyla; mesleki eğitimde öğrenci oranın düştüğü, MESEM’de öğrenci artışı olmasına rağmen tanıtım ve yönlendirmenin eksikliği, özel sektörün payının diğer ülkelere göre az olduğu, mezunların istihdam yerine üniversiteye gitmeyi tercih ettiği, zorunlu eğitimin motivasyon kaybı ürettiği, eğitimde ve istihdamda olmayan NEET gençliği oranının zirve yaptığı yönünde temel tespitlerde bulunulmuştur. Artan genç işsizliğinin ciddi sorunlara sebep olabileceği belirtilirken çözüm için veri temelli politikalar geliştirilmesi ve paydaş işbirliğinin şart olduğu belirtilmiştir.
Sadece ülkemizde değil tüm dünyada iş hayatı sürekli kesintisiz olarak bilgi-beceri ve üretkenlikte iyi yetişmiş genç nitelikli insan kaynağına ihtiyaç duymaktadır. Eğitimden istihdama geçiş; eğitim düzeyi, ekonomik koşullar ve işgücü piyasasının talepleri gibi faktörlerden etkilenen karmaşık süreçtir.
Ülkemiz MTE sistemi meslek liselerinde okul tabanlı, mesleki eğitim merkezlerinde ise iş tabanlı olarak yapılmaktadır. 2016 yılında MESEM örgün lise eğitimine dahil edildi. 2022’den itibaren tüm meslek liselerinde bu programda işyeri tabanlı program uygulanmaya başlandı. Ancak meslek liselerinde eğitim verilen alanlarda/mesleklerde mesem programına öğrenci kaydı konusunda okul müdürleri gerekli kolaylığı, ilgiyi ve özeni göstermemektedir. Bu öğrencilerin diğerlerine göre sosyo-kültürel-ekonomik ve akademik seviyesinin düşük, sınıf tekrarı ve devamsızlık yapmış, okulu terk etmiş sorunlu öğrencilerden oluştuğu bu sebeple okulun düzen ve disiplinini olumsuz yönde etkileyeceği yönünde ön yargıları bulunmaktadır.
Türkiye’de MTE sistemi, kronikleşmiş köklü ve yapısal sorunları barındırmaktadır. Önlisans programlarına sınavsız geçiş, yüksekokullardaki MTE niteliğine olumsuz yansımıştır. HAVELSAN, ASELSAN, İTÜ ile yapılan işbirliği ve açılan meslek liselerine nitelikli tercih artmıştır. Ancak bu okullar ülke geneli düşünüldüğünde oransal ve sayı olarak azdır. DÖSE hazine kesintisi % 1’e indirilmiş, patent ve faydalı model sayıları artmıştır. Mesleki eğitim haritası çıkarılmış ve beceri uyumsuzluğunu azaltacak izleme sistemi geliştirilmiştir.
Saha araştırmasına dayalı olarak lise kademesinde öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda mesleki tanıtım rehberlik yönlendirme ve yerleştirme yapılamıyor. Bu durum öğrencilerde motivasyon düşüklüğüne ve mesleki eğitime bilinçli nitelikli yönelimi zayıflatıyor. Ortaöğretim içindeki oranın son on yılda % 36 dan 31’e düşmesi bunu belirtiyor. Öte yandan iş temelli öğrenme usta-çırak modeli olan MESEM programına öğrenci kayıtları on kat artmıştır. Mesleki Eğitim Merkezlerinin iyi tanıtımı, etkili yönlendirme, öğrencilerin özlük hakları ve sektöre teşvik desteğinin sürmesiyle cazibe giderek artacaktır.
MTE’de okul ve öğretmen başına düşen öğrenci sayısının azalması, kapasite ve kalite artışı için önemli bir avantaj olarak değerlendirilmelidir. Mezunların eğitim aldıkları meslekte işe başvuru ve yerleşme yerine üniversiteye geçiş taleplerinin arkasında yatan beklenti, hedef ve tercihlerini anlamaya yönelik araştırmalar yapılarak eğitimden işe geçiş yolları güçlendirilebilir. Halen eğitimde olmayan, çalışmayan ve iş aramayan 18-24 yaş ev gençlerine yönelik sertifikalı işbaşı eğitim programları iyi tanıtılmalı, artırılmalı ve teşvik edilmelidir.
Bu raporda Almanya, Japonya, Finlandiya, Birleşik Krallık ve Güney Kore ülkelerinin mesleki eğitim sistemleri incelendiğinde özetle başarılarının arkasında; erken yönlendirme, iş-okul işbirliği, esnek geçişler ve yaşam boyu öğrenme mekanizmalarının etkili olduğu görülmektedir. Her ülkenin genel eğitim sistemi, iş hayatı gerçekleri ve ihtiyaçları ve kültürel yapısı farklı olduğu için karşılaştırmaların çok faydalı olmayacağını ancak iyi-başarılı uygulamaların örnek alınabileceği ve ülkemize uyarlanabileceği düşünülmelidir. Bu doğrultuda ülkemiz MTE sisteminin de yeniden yapılandırılması gerekir.
Raporda MEB istatistiklerine göre; 2016 yılında MTE öğrenci sayısı 2,082,935 (ortaöğretimdeki oranı % 35,9) iken 2025 yılında 1,681,100 öğrenci (ortaöğretimdeki oranı %31,5) olduğu görülmektedir. Mesleki eğitim öğrenci sayısı son on yılda 402 bin öğrenci % 19 azalmıştır. Ülkemiz ABD’den sonra OECD ülkeleri içinde 2023 yılında lisede ve meslek liselerinde öğrencisi sayısı en çok olan 2. Ülkedir. Ancak özel okullardaki meslek lisesi öğrenci sayısı ise dört kat altındadır. Öğretmen başına OECD’de 14 öğrenci iken bizde 11 öğrenciyle daha iyi durumdadır. Ancak bu konuda sorun ve çözüm; öğrenci sayısı veya ortaöğretimdeki oranı da değildir Öğrenci sayısında en düşük haliyle bile mezunların eğitim aldıkları mesleklerde çalışmak istemiyor olmalarıdır. Bunun sebebi-suçlusu sadece öğrenciler ve tercihleri değildir.
Diğer ülkelerde bireylerin eğitim düzeyleri arttığında nitelikli işgücü ve istihdam oranları artarken bizde tam tersi olmaktadır. İşsizlik oranları 2024 yılında genel liselerde 11,1 iken meslek lisesi çıkışlılarda 9,5 olmuştur. İstihdam oranı ise liselerde 51,0 iken meslek liselilerde 61,0 gerçekleşmiştir. Ancak aradaki 5-10 puanlık fark meslek liselerinin olması gerektiği yerde bulunmadığı kendisinden beklenen etkiyi göstermediğini belirtmektedir.
OECD ülkeleri içinde çalışabilir nüfus olarak 25-64 yaş arasında eğitim düzeyi ortalaması % 18 lise altı, % 40 lise, % 42 yükseköğretim iken ülkemizde ise % 50 lise altı, % 23 lise ve % 27 yükseköğretim mezunu nüfus ile en düşük eğitim düzeyli ülke olarak sondan üçüncü sırada bulunmaktadır. Bununla orantılı olarak da aynı ölçekte istihdam oranında da sondan ikincidir. NEET ne eğitimde ne işte olmayan gençlerin oranında ortalama % 14 iken bizde % 31 ile iki katından daha fazladır.
Liseler toplamında üniversiteye yerleşme oranı % 33,1 iken meslek lisesi çıkışlılarda % 21,4 tür. 2024 yılında MTE den mezun olan 360,081 öğrenciden 352,545 öğrenci üniversite sınavlarına başvurmuştur. Yeni mezunların tamamına yakına (% 98) staj yaptıkları işyerlerinde işe devam etmek yerine üniversiteye gitmek eğilimindedir. Tercih ve yerleştirme de 150-180 barajının kaldırılması, her il’de üniversite açılması, vakıf üniversitelerinin çoğalması da bu sonuçları artırmıştır. Meslek liseleri mezunu öğrencilerin dörtte biri bile üniversiteye yerleşemiyorsa geriye kalan çoğunluğun iş hayatını, istihdamı ve mesleğinde çalışmayı tercih etmesi nasıl sağlanabilir konusu araştırılmalıdır.
MTE konusunda son on yılda yayınlanan rapor ve hazırlanan politika belgelerinin tüm paydaşların etkin katılımıyla veri temelli bir yaklaşımla planlanıp uygulanması başarı için büyük önem taşımaktadır. Öğrencileri, okul tabanlı mesleki eğitim yerine istihdam odaklı iş hayatıyla birlikte yetiştirmek için acil adımlar atılmalıdır. Bu doğrultuda MEB tarafından Ağustos-2024’te hazırlanmış olan MTE POLİTİKA BELGESİ iyi hazırlanmış, doğru tespitler ve çözüm önerileri içeren önemli resmi bir belgedir. Bu belgede benzer birebir ayna tespit sonuç ve önerilerde bulunulmuştur. Ülkemizin yeni bir MTE sistemine ihtiyaç duyduğu dile getirilmiştir.
Meslek lisesi öğrencilerinin Anadolu Meslek Programı-AMP ve Anadolu Teknik Programı-ATP programını bitirenlerin tamamına yakını üniversiteye gitmek isterken MESEM mezunlarının tamamına yakını da dört yıl eğitim aldığı işyerinde işe devam etmektedir. Bu gerçeğin altında öğrencilerin AMP’de 12. Sınıf hariç okul atölyelerinde meslek öğrenmesine, ATP’de 40 günlük staja dayalı meslek öğrenme modelinde beceri ve özgüven kazandırılamadığının görülmüyor ve kabullenilmiyor olması yatmaktadır.
Çözüm, 10. Sınıftan itibaren AMP ve ATP programlarında da artan gün sayısıyla işbaşında uygulamalı meslek eğitimidir. Meslek liselerindeki genel bilgi kültür derslerinin sayısını azaltmak, içeriğini sadeleştirmek, uzaktan eğitimle alınmasına imkân sağlamak ve seçmeli hale getirmektir. Tüm meslek derslerinden başarılı olmak kaydıyla sınıf tekrarı yerine sorumlu geçme imkânı verilmelidir.
Atölye ve meslek dersleri öğretmeni alımında sektörde en az üç yıl tecrübesi olanlara öncelik verilmelidir. Mevcut öğretmenlerden iş hayatında hiç bulunmamış olanlar öncelikle gönüllü olanlardan başlayarak haftanın belli günleri sektörde mesleğinde çalışmaları ve deneyim kazanmaları sağlanmalıdır. Tüm öğrencilere yol ücreti ve öğlen yemeği, ihtiyaç sahibi olanlara da burs verilmelidir. Öğrencilerin mezun olduktan itibaren ilk bir yıl içinde işe girmesi koşuluyla asgari ücretin en az iki katı ücretle işe başlatılması şartı konulmalıdır.
Bu zamana kadar MTE cazip hale getirip tercih edilebilirliğini artırmak ve iyileştirmek için her şey yapılmış ve tüm motivasyon faktörleri kullanılmıştır. Halen mezunlara meslek lisesi diploması dışında sınavsız hak edilmeden verilen tüm belge (ustalık ve işyeri açma belgesi) ve unvanlardan (teknisyenlik) vazgeçilmelidir. Bu belge ve unvanlar yetkili kurum ve kuruluşların belirlediği şart ve sınavlarla kazanılmalıdır.
İş hayatıyla yapılan işbirliği protokolleri gereğince okul hamiliği uygulaması gönüllülük esasından kurumsal zorunlu bir yapıya dönüştürülmelidir. Okulun büyüklüğü, alan ve şube öğrenci sayıları dikkate alınarak bir firma temsilci İTO/İSO/MÜSİAD gibi meslek örgütlerinde YK/Meclis üyesi koordinatör, her meslekte en az beş firma gönüllü olarak okulla irtibatlandırılmalıdır. Okulda her gün her meslekte bir firmanın bir temsilcisi atölyelerde öğrenci ve öğretmenlerle birlikte olmalıdır. Öğrenci bilgi ve becerilerinden şikayet etmek yerine meslek liselerine gelerek birlikte mesleki eğitim yapılmalıdır.
Bu rapora emek ve destek verenlere teşekkür ediyorum. Elinize emeğinize yüreğinize sağlık.
HERKESİN BİR MESLEĞİ OLMALI anlayış ve sloganına MESLEK LİSESİ MEMLEKET MESELESİ gibi sahip çıkılarak içi doldurulmalıdır.