2024-25 eğitim ve öğretim yılının birinci sömestre dönemi bugün bitti. Öğrencilerimiz karnelerini aldı. Evime yakın olduğu için dikkatim imam hatip lisesi üzerinde oldu. Çünkü oturduğum yerde hem imam hatip orta okulu hem imam hatip lisesi var.
Öğrencilerimizi görünce 28 Şubat Sürecini, baş örtüsü ile derslere giremeyen kız öğrencilerimizi hatırladım. O günlerde ben de bir imam hatip lisesinde öğretmendim. 1980-1997-2014 arasında ülke olarak enerjimizin çoğunu bu konuda harcadık. Baş örtüsü ile derslere girememekten, imam hatiplere üniversite seçme sınavlarında getirilen kat sayı sisteminden çıkıp da eğitim ve öğretimin temel felsefesini, gelecek tasavvurunu konuşamadık bir türlü. Eğitim ve öğretim hedeflerini, sorunlarını birkaç konuya sıkıştırdık. Yılarımız heba oldu.
Öğrencilerin başlarını örterek derslere girmemesi için bin bir türlü izahlar, mazeretler, yasa ve yönetmelikler icat ettiler. Dediklerine göre lise öğrencileri (daha çok imam hatip öğrencileri) “çocuk” imiş daha. Başlarını kendi iradeleri ile örtmüyorlar imiş. Örtü zaten bir siyasi partinin sembolü imiş. Bazı öğrenciler başlarını örtmek karşılığında para alıyorlar imiş. Vs.
Koca koca siyasetçiler, akademisyenler, gazeteciler, askeriyeden bir takım kimseler, TBMM’de, televizyonlarda, panellerde, gazete sayfalarında kendilerinin bile inanmadığı sözleri fikir, akademik bakış, hukuki argüman olarak söylemekten çekinmedi.
Kahve dövücüsünün hık deyicisi F. Gülen gibileri ve bazı İlahiyatçılar da İslam’da baş örtüsünün olmadığını söyledi.
İmam Hatiplerdeki kız talebelere baskı yapılıyor, başları zoraki örttürüyor, bazı paralılar çocuklara para ile baş örtüsü taktırıyor diyenlere, şimdi sormak istiyorum:
Acaba para vererek başları örttüren zenginlere ne oldu?
Baş örtüsünü siyasi simge olarak kullanan partiler nereye gitti ?
(Böyle bir gerekçe ile baş örtüsüne karşı çıkan CHP, seçime giderken bol bol baş örtülü hatta çarşaflı kadınlarla basın toplantısı düzenledi.)
Baskıcı anne-babalar nerede?
Trajik bir başarı müjdesi de vermek istiyorum. Evimin yakınındaki imam hatip liselerinden biliyorum.
Günümüzde İmam Hatiplerde bütün kızlar artık başlarını örtmüyor.
İmam Hatip Liselerinde meslek dersi öğretmeni içinde başlarını örtmeyen bayan öğretmenler var.
İmam Hatiplerde ve Proje İmam Hatiplerde kız öğrencilerin kayda değer bir miktarı başlarını örtmüyor artık. Bu okulların mezun ettikleri/edecekleri bu öğrencileri, çok geçmeyecek önümüzdeki yıllarda basında, kamuda ve bol miktarda göreceğiz. “Biz İmam Hatip Lisesi’nde böyle okuduk, böyle mezun olduk. Biz de İmam Hatipliyiz” diyecekler. İlahiyat fakülteleri ne durumda bilmiyorum, ancak
oralarda da benzer örnekler vardır. Bundan sonra İlahiyat Fakülteleri, İmam Hatiplerden gelecek başını örtmeyen bu kız öğrencilere hazır olmalıdır.
Bu öğrencilerimiz tabii ki Müslümandırlar.
Tabii ki İmam Hatiplidirler.
Fakat önceden öngörülmemiş sonuçturlar.
Bunları Din Öğretimi Genel Müdürlüğü, Önder başta olmak üzere İmam Hatip Liseleri ile yakından ilgilenen kurum ve kişilerin dikkatini sunup geçiyorum.
Önümüzdeki yıllarda din, Müslümanlık bu yeni yüzler, yeni jenerasyon üzerinden tartışılacaktır.
Kılık kıyafet serbestisi kazanan kadınlar için bundan böyle başların niçin açtığını değil İmam Hatiplerin niçin örtmediklerini tartışacağız büyük ihtimalle.
Yola çıkarken zikrettiğimiz tarih aralıklarında varılmak istenen yerin burası olup olmadığı tartışılmalıdır.
Bu bakımdan Türkiye Yüzyılı Maarif Sistemi imam hatipler özelinde yeniden gözden geçirilmelidir.
Öyle sanıyorum ki önümüzdeki yıllarda baş örtüsü sorunu laiklerle Müslümanlar arasında değil; Müslümanlarla Müslümanlar arasında tartışılacaktır.
Bizi böyle düşünmeye sevk eden şey de çevrenizdeki İmam Hatiplerde gördüğümüz başı açık öğrencilerimizdir. Bu yeni İmam Hatiplilere bakarak, bundan 20 sene önce baş örtüsü mücadelesi buralarda mı yaşandı diye dramatik bir soru sordum kendime. Ne yapılması gerektiği sorusuna dair bir cevabım var tabii ki. Ancak zayi olmasın diye yazmayacağım.
Özetle; İmam Hatip Lisesi mezunu bir Cumhurbaşkanımız var, Milli Eğitim Bakanımız da bir imam hatipli. MEB’in bürokratları içinde kayda değer imam hatip lisesi mezunu var. Fakat Yaşar Nuri Öztürk, Zekeriya Beyaz gibi İlahiyatçılar’ın bulundukları noktaya doğru gidiyoruz, bunu da kayda geçiriyorum. (yesilkamil63@hotmail.com)
KÂMİL YEŞİL
Hocam var ol.