eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
7°C
İstanbul
7°C
Çok Bulutlu
Pazar Açık
8°C
Pazartesi Çok Bulutlu
11°C
Salı Yağmurlu
12°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
5°C

Mimar Sinan ve Kayıp Kafatası

Mimar Sinan ve Kayıp Kafatası

Hepinizin malumu sosyal medya çok yaygınlaştı ve bu mecralarda pek çok hesaplar var… Mimar Sinan’ın kökenleri ile ilgili bu hesaplarda zaman zaman bazı isnatlara rastlanabilmekte.

Günümüzde belli odaklar var. Bilinçli veya bilinçsiz tarihimize karşı bir karalama çalışması yapmaktalar zaman zaman. Türk tarihini yozlaştırmak adına akıllarına gelen her yöntemi uyguluyorlar. Bilmiyorlar, bilmediklerini bilmiyorlar, araştırma yoluna gitmiyorlar veya gerçeği güneş gibi aşikâr görüp, ellerinde çamur uğraşıyorlar.

Mimar Sinan 1490’larda Kayseri Ağırnas köyünde doğmuş bir Osmanlı vatandaşıdır. 1511 yılında devlet adamları tarafından başarılı görülerek devşirme ocağına alındı. Kanuni Sultan Süleyman döneminde yeniçeri olarak görev yaptığı sırada 1537 seferinde yaptığı köprünün beğenilmesi üzerine Mimarbaşı oldu ve 1588’de ölene kadar görevini sürdürdü. Sai Mustafa Çelebi’ye yazdırdığı ‘’Tezkiretü’l -Bünyan ve Tezkiretü’l –Ebniye (Mimar Sinan’ın Anıları) kitabında bizzat kendi ağzından yaptırdığı eserlerin sayısı ve isimleri yer almaktadır. Biz sadece sayısı ile iktifa edeceğiz. 80 Cami 400’den fazla mescit, 60 Medrese, 32 Saray, 19 Türbe, 7 Darü’l-Kurra, 17 İmaret, 3 Darüş-şifa, 7 Köprü, 15 Suyolu Kemeri, 6 Mahzen, 19 Han, 33 Hamam.

KÖKEN İDDİASI NEREDEN ÇIKIYOR?

Tarihçi Ahmet Refik Altınay’ın yayınladığı bir mühimme defterinde, Mimar Sinan’ın akrabalarının ismi günümüz Türkçesine yanlış çevrilince Mimar Sinan’ın Ermeni olduğu iddia edilmiştir. Nejat Göyünç 1985’te bu yanlışı farkederek düzeltmiştir. Metinde geçen Kiçi, Bürüngüz, Dögenci, Kudanşah kelimeleri Türkçedir.

Kayseri Ağırnas bölgesinde olduğu gibi Konya Sille gibi bazı bölgelerde, Hıristiyan Türklere rastlanmaktadır. Bu gruplar Malazgirt savaşından önce ( Türklerin Anadolu’ya Malazgirt İle geldiği fikri yanlıştır) M.Ö 8000 yıllarında Anadolu’ya yerleşmiş Türk topluluklarıdır. Bu toplumlar Bizans döneminde Hristiyanlaşmıştır. Maalesef Nüfus Mübadelesinde bu Hıristiyan Türkler, Rum zannedilerek Yunanistan’a gönderilmiştir. Mimar Sinan’da ‘’Karamanlı’’ denilen Hıristiyan Türklerindendi.

İslam’ı ve Türklüğü özüyle kabullenen Sinan, Hatıratında: ‘’Ayasofya kubbesi gibi büyük bir kubbe İslam Devleti’nde yapılmamıştır diye, kâfirlerin mimar geçinenleri ‘’ Müslümanlara karşı galebemiz vardı.’’ Derlerdi. Yanlış görüşlerince, o kadar büyük bir kubbeyi durdurmak son derece zordur.’’ Benzerini yapmak mümkün olsa yaparlardı.’’ Dedikleri, bu zavallının yüreğinde bir ukde olup kalmıştı. Sözü edilen cami binasında ( Edirne- Selimiye cami) çalışıp çabalayarak, ihsan sahibi Allah’ın yardımıyla, Sultan Selim Hanın zamanında kudret gösterip bu yüce kubbeyi Ayasofya Kubbesinden altı zirâ daha yüksek ve çevresini dört zirâ daha geniş yaptım.’’ ( Hatırat s.81 ) diyerek kâfirlerin sözünü çürütmek adına nasıl bir hırs sahibi olduğunu ve Müslümanların daha başarılı olduğunu ispatladığını da gözlemliyoruz.

ATATÜRK DE MİMAR SİNAN’IN PEŞİNDEYDİ!…

Atatürk döneminde Mimar Sinan’ın Türk – Ermeni olduğu tartışmalarının yaşanması üzerine, Atatürk’ün emriyle, 1 Ağustos 1935’te Mimar Sinan’ın mezarı açılarak kafatası çıkartıldı. 6 Ağustos 1935 tarihli Akşam gazetesinde çıkan haber şöyledir: ‘’ Büyük Mimarın Kafatası Mezarından Çıkartıldı: Büyük Türk mimarı Sinan’ın kafatası mezarından çıkarılmıştır. Kafatası antropoloji müzesinde saklanacaktır. Kafatası üzerinde yapılan tetkikatta bunun brakisefal yani yassı yuvarlak olduğu görülmüştür. Büyük mimarın yalnız kültür itibariyle değil, ırk itibar ile de Türk olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır.’’ Aynı tarihli Cumhuriyet gazetesinde de bu konu haber yapılmıştır. ‘’Bir Dünya Mimarının Hayat Hikayesi Eserleri ve Ötesi” kitabının yazarı olan Sanat Tarihçisi Prof. Dr. Selçuk Mülayim de bu bilgiyi teyit etmiştir. “Sinan’ın İstanbul Süleymaniye’deki mezarı 1935’te Türk Tarih Kurumu (TTK) görevlileri tarafından açıldı. TTK’dan Şevket Aziz Kansu, kafatası özelliklerinin brakisefali yani Türklerin kafatası özelliklerinden olduğunu açıkladı” dedi. “Sinan’ın kafatası sonrasında Antropoloji Müzesi’ne konulmak üzere Ankara’ya götürüldü.

Bu araştırmanın ardından Atatürk bir kağıdın üzerine, dolmakalem ile ‘’ Sinan’ın heykelini yapınız!.’’ Yazarak imzaladı. 1956 yılında heykel Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde törenle açıldı.

MİMAR SİNAN’IN KAFATASI NEREDE?

Türbesinde olmadığı kesin. Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya fakültesinde olduğu düşünülüyor lakin Üniversitedeki yetkililer kendilerinde olmadığı yönünde yazılı açıklamada bulundular. Kafatası kayıp…

SON SÖZ!…

Mimar Sinan, Osmanlı Devleti’nin yetiştirdiği ne ilk mimardı ne de son…

Devşirilmiş bir Hristiyan Türk’tü. Türk olup olmaması da Osmanlı Tarihi için bir sorun değildi. Çünkü Osmanlı Devleti, ırk ve milliyetlere göre değil, kabiliyetlere göre kişilere yetki verdiğinden ( belli bir dönemi kastediyorum) ve her ırkı kendi potasında eritmeyi, Devlet-i Aliyye-i Osmaniyeyiz cümlesini vakarla söyletmeyi başarmıştır.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.