1997 senesiydi…
Konya Erkek Yetiştirme Yurdu’nda öğretmen olarak çalışıyordum.
1996 yılında 27 yaşında Sağlık Bakanlığı’ndan yurda öğretmen olarak geçmiştim.
İlk öğretmenliğimi 12 yaşında Çeltek Köyü İlkokulu’nda 12 yaşında yapmıştım.
İlkokul beşinci sınıfta iken soğuk bir kış günü Fatma öğretmenim beni çağırmış ve şu talimatı vermişti:
“Cemilciğim birinci sınıfların öğretmeni rahatsızlanmış ve 5 gün rapor aldığı için gelemeyecek. Sen yapabilirsin, birinci sınıflara beş gün öğretmenlik yapacaksın.”
Fatma öğretmenim diyorsa; bana güveniyorsa “o iş benim işimdir” diyerek beş gün siyah önlükle öğretmenlik yaptım.
Bu erken tecrübe sayesinde “Çekirdekten öğretmen” olmuştum.
Sahne tecrübesini de ilkokul üçüncü sınıfta oynadığım tiyatroda Alparslan’ı başarıyla canlandırarak elde etmiştim.
“Talih işler kul övünür, alet işler el övünür” derler ya.
İnsan talihinde en değerli iki şey:
İyi bir anne ve iyi bir sınıf öğretmenidir.
Rabbime hamd olsun bana ikisini de vermişti.
Yetiştirme Yurdunda genelde öğretmenler gruplarına 10 çocuk alırken ben gönüllü olarak 20 çocuk aldım.
1996-2004 yılları arası sekiz yıl öğretmenlik yaptım burada.
Yurdun geniş ve bol kitaplı kütüphanesi grubumuzun etüd ve sosyal faaliyet odası oldu.
Çok güzel işler yaptık gençlerle; çok harika hatırlarımız oldu.
Yurtta doğum günler o ayda doğanlar için tek bir günde yapılır.
Müsait ve Konya’da olduğunda dostum Mustafa Yıldızdoğan’ı davet ederdim.
Gençler onu çok severdi.
Yıldızdoğan birkaç türkü söyler gençleri memnun ederdi.
1997 yılında ilk Ramazan ayı yaklaştığında çocuklarla teravih konusunu istişare ettim.
-Kılacak mıyız? dedim.
-Kısa kıldırırsan kılarız dediler.
Peygamberimizin “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz” hadisini okudum ve;
-Tamam, söz her rekâtta tek ayetle kılacağız hatta isterseniz 8’de kılarız dedim.
Evim yurda yakın olduğu için iftardan sonra bisikletle geliyor, geniş mescidimizde çayımızı içiyor ve oylamamızı yapıyorduk.
-20 rekât mı, 8 rekât mı?
Oylamadan bazen 20 bazen 8 rekât çıkıyordu ama her rekâtta tek ayet okuma sözü banko.
Namazdan sonra çok kısa 1 ayet 1 hadis okuyor ve yurdun kapalı spor salonuna futbol maçına geçiyorduk.
Sahamız anti tartar zemin o yıllarda Konya’nın en iyi kapalı salonu idi.
Onlarla yorulana kadar maç yapıyorduk.
8 yıllık Erkek Yetiştirme Yurdu öğretmenliğimde şunu anlamıştım.
Öğretmenlik; hayatın içinde günlük yaşam faaliyetleri ile birlikte yürütülmesi gereken bir süreç.
Düşündüğünüz, inandığınız ve konuştuğunuz her hakikati önce kendiniz yaşarsanız; öğrencileriniz zaten sizi taklit ve takip ediyorlar.
Dört yazıda içerik bakımından o kadar dolu ki, bir çırpıda okuyu veriyor insan, kaleminize sağlık Murat bey,